Düzgün Baba’daki cem evleri gerçekten birer ibadet mekânı olarak varlığını sürdürecekse, mevcut yapılar baştan sona yeniden düzenlenmelidir. Para, koltuk, mal mülk ve servet kavgası artık son bulmalıdır. Buralar halkın bilinçlendiği, inanç önderlerinin kendilerini geliştirdiği ve halka gerçek anlamda hizmet sunduğu yerler olmalıdır. İnsan oraya gittiğinde Dersim’in Raa Haq inancını gönülden hissetmeli, maneviyatla dolmalıdır.
Ancak ne yazık ki bugün Düzgün Baba çevresinde hâlâ çark dönmeye devam ediyor. Etrafınızda onlarca insan dolaşıyor. Kime para verdiğiniz, kime vermediğiniz belli değil. Bu durum insanları rahatsız ediyor. O ortamda huzur yerine huzursuzluk, inanç yerine çıkar ilişkileri hâkim oluyor. Bu ziyaret alanında hiç kimse dilencilik yapmamalı, rant, çıkar ya da menfaat elde etmek amacıyla orada bulunmamalıdır. Orası bir ibadet mekânıysa, huzurun, saygının ve inancın hakim olması gerekir.
Dünyanın 21. yüzyılda geldiği noktaya bakmak gerekir. İnanç merkezleri modern sistemlerle ayakta durabiliyor. Örneğin Almanya’nın Köln şehrindeki Dom Kilisesi her gün binlerce kişi tarafından ziyaret ediliyor. Yardım etmek isteyenler için dijital bağış makineleri yerleştirilmiş. İnsanlar kartla bağış yapabiliyor, mumlarını alıp özgürce yakabiliyor, sadakalarını bağış kutularına bırakabiliyorlar. Hiç kimse peşlerinden dolaşmıyor, kimse onları para vermeye zorlamıyor. Bu örnek, inanç mekânlarının çağımıza uygun ve düzenli bir şekilde nasıl işlemesi gerektiğini gösteriyor.
Düzgün Baba ve diğer inanç merkezleri de artık bu anlayışla yeniden yapılandırılmalıdır. Rant için gelenlerin kapılar yüzlerine kapatılmalıdır. Buralara yapılan yardımlar, Dersimli öğrencilerin eğitimine yönlendirilmelidir. Bunun için adil, şeffaf ve güvenilir bir şekilde işleyen bir vakıf kurulmalı ve bu yardımlar, geleceğe yapılan yatırımlara dönüşmelidir.
Geçmişte kurban kesen insanlardan kurbanın yarısının alındığı ve bu etlerin lokantalara ya da kasaplara satıldığına dair ciddi iddialar vardı. Bu tür uygulamalar ibadetin özüne zarar veriyor. İbadet, samimiyetle yapılmalıdır; ticarete ya da ranta alet edilmemelidir.
Ayrıca, Munzur Üniversitesi başta olmak üzere farklı üniversitelerde Alevi öğretisini bilimsel temelde öğreten bölümler kurulmalıdır. Bu bölümlerden mezun olan kişiler Dede/Pir olarak halka hizmet etmelidir. Dede’lik ya da Pir’lik makamları belirli soy, aşiret ya da aile ilişkilerine göre değil, bilgi, birikim ve halkla kurulan sağlıklı ilişkiler temelinde şekillenmelidir.
Dersim inancı olan Raa Haq inancı gönülden yaşanmalıdır. Ancak birçok insan, geçmişte Düzgün Baba’ya gitmek istemiş ama oradaki çıkar kavgaları nedeniyle geri durmuştur. Ziyaret alanında dönen ilişkiler, inanç arayışında olan insanları itmiştir.
Bundan böyle halkı bilinçlendiren, ilimle, bilgiyle yetişen kişiler ön plana çıkmalıdır. Ranta açılan kapılar kapanmalı, inanç alanlarına bilim ve adalet hâkim olmalıdır. Ocaklar üzerinden dönen çıkar ilişkileri artık son bulmalıdır. İnsanlar baskıdan uzak, özgürce inançlarını yaşayabilmelidir.
Bugün bazıları “Bu düzen böyle geldi, böyle devam eder” diyebilir. Ancak bu düzenin artık değişmesi gerekiyor. Kutsallık bir aşiretin tekelinde olmamalıdır. Neden inanç önderleri hep aynı soy ya da aşiretlerden geliyor? Neden bu yapı sorgulanmıyor?
Artık bu soruları yüksek sesle sorma zamanı gelmiştir. Dersim’de insanın insana kulluk ettiği bir dönem kapanmalıdır. İnanç, bilgiyle, bilinçle ve gönül bağıyla yaşanmalı; kutsal olan her şey çıkar ilişkilerinden arındırılmalıdır.
Haydar Çelik
29 Mayıs 2025
Almanya



