Eğitim Sen Dersim Şubesi tarafından yapılan yazılı açıklamanın tamamı şöyle:

Ramazan ayı kapsamında eğitim kurumlarında planlanan ve idari yazılarla uygulamaya konulması öngörülen etkinlikler, kamusal eğitimin niteliği açısından dikkatle değerlendirilmelidir. Kamusal eğitim, herhangi bir inancın kurumsal norm haline getirildiği bir alan değildir. Devlet bu hizmeti tüm yurttaşlara eşit mesafede sunmakla yükümlüdür. Eğitim hakkı; inanç temelli yönlendirmelerden uzak, tarafsız ve eşit bir ortamda kullanılmalıdır.

Bu çerçevede, İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yayımlanan resmî yazı, Ramazan ayına ilişkin etkinliklerin merkezî bir planlama doğrultusunda organize edilmesinin istendiğini göstermektedir. 3–6 Mart tarihleri arasında Atatürk Anadolu Lisesi kapalı spor salonunda ilkokullar tarafından gerçekleştirilmesi planlanan etkinlikler söz konusudur. Program akışında davul ve manilerle karşılama, Ramazan’ın önemine ilişkin anlatılar, Ramazan şarkıları ile rozet ve hediye takdimi gibi içerikler yer almaktadır. Bu içerikler, organizasyonun yalnızca kültürel bir faaliyet olmadığını; belirli bir dini dönemin sembolleri temelinde kurgulanmış kurumsal bir etkinlik niteliği taşıdığını göstermektedir. Öğretmen ve personelin görevlendirilmesinin öngörülmesi ve etkinliğin kamusal bir eğitim mekânında planlanması, farklı inanç kimliklerine sahip öğrenciler açısından eşitsizlik üretme potansiyeli taşımaktadır. Alevi inancına mensup öğrencilerin, kendi inanç pratikleri kamusal alanda kurumsal karşılık bulmazken başka bir dini dönemin sembolleri içinde yer almaya yönlendirilmesi; kamusal eğitimin eşitlik, tarafsızlık ve çoğulculuk ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

Bu planlamalar yalnızca ilkokullarla sınırlı değildir. Anaokullarında da Ramazan etkinliklerine yönelik uygulamaların bulunduğu görülmektedir. Henüz kimlik ve inanç farklılıklarını bilinçli biçimde kavrayabilecek gelişim düzeyine ulaşmamış okul öncesi çocukların, tek bir dini çerçeve içinde yapılandırılmış etkinliklere dahil edilmesi; pedagojik, gelişimsel ve çocuk hakları açısından sorunlu bir uygulamadır.

Sorun yalnızca temel eğitimle sınırlı değildir. Benzer bir yaklaşımın yükseköğretimde de görüldüğü dikkat çekmektedir. Munzur Üniversitesi’nde Ramazan ayı boyunca rektörün talimatıyla rektörlük binasındaki çay ocaklarının kapalı tutulması, kamusal kurumların ortak kullanım alanlarının dini bir takvime göre düzenlenmesi anlamına gelmektedir. Oysa kamu hizmetinde eşitlik ve tarafsızlık ilkesi, çalışanların herhangi bir inanç pratiğine fiilen uyum göstermek zorunda bırakılmadığı bir çalışma ortamını gerektirir.

Sonuç olarak, kamusal eğitim ve kamu hizmeti alanı hiçbir inancın kurumsal üstünlük kazandığı bir zemine dönüştürülemez. Devletin görevi; belirli bir dini pratiği kamusal norm haline getirmek değil, tüm yurttaşların eşitliğini ve haklarını güvence altına almaktır.

Eğitim Sen Dersim Şubesi olarak velilerimizin, 3–6 Mart tarihleri arasında Atatürk Anadolu Lisesi kapalı spor salonunda gerçekleştirilmesi planlanan etkinlikler başta olmak üzere tüm dini içerikli organizasyonlara çocuklarının kendi açık iradeleri dışında dahil edilmesine engel olma hakkına sahip olduğunu hatırlatıyoruz. Çocukların bu tür etkinliklere katılımı ancak velinin yazılı ve açık onayı ile mümkündür.

Eğitim emekçilerinin, öğrencileri herhangi bir etkinliğe dahil etmeden önce velinin imzalı ve açık rızasını esas alması hem hukuki hem pedagojik sorumluluğun gereğidir. Veli onayı bulunmayan öğrencilerin etkinliklere yönlendirilmemesi, kamusal eğitimin tarafsızlığı ve öğrenci haklarının korunması açısından temel bir ilkedir.

Alevi örgütlerinin, demokratik kitle örgütlerinin ve kentte sorumluluk taşıyan tüm kesimlerin; kentteki yöneticilerin Alevilik konusunda dile getirdikleri söylemler ile kamusal uygulamalar arasındaki açık çelişkiyi görmesi gerekmektedir. Söylem ile uygulama arasındaki bu çelişki karşısında, kamusal alanın laik ve çoğulcu niteliğini koruyacak açık ve ortak bir tutum geliştirilmesi zorunludur.