Avraham olarak ta bilinir. Musevilik (Yahudilik) ,Hristiyanlık ve Müslümanlık tek tanrılı kitaplı dinler onu örnek alır, bu üç dine İbrahim-i dinler denir.
Sümer tabletlerinde Arapların Sami ırkından geldiği yazılıdır, ancak Sümerler Sami ırkından değildir, peki Sami ırkı nereye dayanıyor, kaynaklar etnik kökenin Nuh peygambere Nuh peygamberinde Adem peygambere dayanmaktadır. Nuh tufanı aslında Mitolojik paralelliklere göre Mİ kıtasının okyanusa gömülmesiydi.
NUH'un çocukları
Ham Sam Yasef
Arpakşat
Şelah
Eber
Peleg
Reu
Seruc
Nahor
Tarah
- Azer- lakabı Tevrat'ta Tarah olarak geçer)
Hz İbrahim peygamber, Azer’in oğludur , (Enam süresi 74 ) Azerin nesli ise Sam’dan gelmekte, Sam-i ırkı adını Hz. İbrahim’in dedesinden almakta.
Hz İbrahim M.Ö. 2150 yılında doğmuştur.
İslami olmayanı bazı kaynaklar Hz. İbrahim’in aslında bir putperest olduğunu yazsa da, gerçek farklıdır, çünkü Hz. İbrahim’den bütün kutsal kitaplar bahseder.
Hz. İbrahim Hz. Adem’den sonra ikinci peygamberdir.
Hz. İbrahim’e vahiy gelmiş, ancak bu vahiy bugünkü anlamda hacimli bir kitap şeklinde değil, ilahi sayfalar suhuf (hikmet ve öğüt metinleri) şeklindeydi
Hadis ve klasik İslam âlimlerinin aktardıklarına göre Suhuf-u İbrahim daha çok hikmet, ahlak ve tevhid öğütleri içeriyordu.
Şu başlıklar öne çıkar:
Tevhid Mesajı
Allah birdir, ortaksızdır.
Putlara tapmak akılsızlıktır.
İnsan yalnız Allah’a kulluk etmelidir.
Bu Hz. İbrahim’in hayatındaki mücadeleyle de birebir örtüşür.
Suhuf-u İbrahim’in bugünkü karşılığı:
Bilinçli zaman
Kontrollü dil
Dengeli dünya anlayışı
Ölüm farkındalığı
Cesur ahlak
Kur'an-ı Kerim’de Suhuf-u İbrahim ifadesi yer alır (A‘lâ Suresi 18–19).
Hz. İbrahim’in dönemi, henüz kapsamlı bir ümmet yapılanmasının oluşmadığı, daha çok tevhid inancının temellerinin atıldığı bir dönemdi. Onun görevi daha çok,
Önce kalbi düzelt, tevhidi yerleştir, gerisi inşa edilir.
Hz. İbrahim’in eşleri
Hacer Sarah
: :
İsmail İshak
Hz İbrahim'in ilk eşi Sarah tır, Sarah'ın çocuğu olmayınca nesli devam etmesi için Hz. İbrahim'e cariyesi Hacer’den çocuk sahibi olmasını ister, Hz. Hacer’den Hz. İsmail dünyaya gelir.
Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) İsmail’in soyundan gelmekte.
İsmail’in annesi Hacer aslında Hz. İbrahim'in önce cariyesi, sonra ikinci eş olarak almıştır. İbrahim’in diğer eşi Sarah ile arası açıktır kavgalılardır, Hacer Hz. İbrahim’e kendisinin doksan yaşında olduğunu bu toprakların sahibi İsmail’i mirasçın olarak kabul et der, İbrahim bu isteği kabul etmez, Sarah Hacer ile aynı evde kalmak istemez, bunun üzerine Hz İbrahim Hacer'i oğlu İsmail ile birlikte o sıralar kimsenin yaşamadığı Mekke vadisine getirir, o vadide oğlu İsmail ile birlikte Hacer'in barınması için bir sığınak yani kulübe yapar, işte o ilk Kâbe’nin yapılışıdır.
İslami rivayetlere göre Hacer oğlu İsmail ile birlikte bugünkü Mekke’de, o zamanlar ıssız ve susuz bir vadide kalmıştı. Yanlarındaki azık ve su tükenince Hacer su aramak için iki tepe arasında su aramaya başlar.
Bu iki tepe:
Safa Tepesi
Merve Tepesi’dir.
Bu tepelerin arasında zengin bir su kaynağı buldu.
Bu bulduğu su Zemzem ( bol akıcı ahenkli) olarak anıldı.
Hacer validemiz bu iki tepe arasında 7 kez gidip geldi. İşte hac ve umrede yapılan sa’y ibadeti bu hatıraya dayanır.
Hz. İbrahim daha sonra Sara’dan olan oğlu İshak’la antlaşması sonsuza dek süreceğini beyan eder, bunu duyan İsmail’in annesi Hacer, ben oğlumu kutsayacak soyunu alabildiğince çoğaltacağım der, dediği de gerçekleşir..
Tevrat’ta rab İsmail’i on iki beyin babası yapacağını söyler yaratılış 17/20
Hz İsmail’in soyu
Nebati, Kedema, Kedar, Nafiş, Adbeel, Yetur, Mivsam, Tema, Mişma, Hadad, Dumah, Massa
İsmail’in on iki oğullarından her biri değişik kabilelerin şefidir.
Hz. İshak'ın iki oğlu olur, Esav ve Yakup, Yakup peygamber olmuş ve Yahudiliğin ilk temelini atmıştır, Yakup'un diğer adı İsrail’dir.
Tanrı İbrahim’i çok verimli kılacağına ve soyundan uluslar doğacağını ve bu soydan gelenlerin tüm kralların bu soydan çıkacağını, onun soyu sonsuza dek süreceğini müjdeler, Hz. İbrahim yaşadığı Ur kentinden (güney Irak’ta bir bölge, bazı kaynaklara göre şu an ki Urfa ilimiz) önce Harran’a orada kuraklık yaşanınca daha sonra kendine vaat edilen topraklara Kenan ülkesine göç eder, (Kenan Ülkesi şu an ki İsrail, Kudüs Filistin Ürdün, Suriye) bölgesi, işte Yahudilerin Tevrat’ta (Tora) da geçen vaat edilmiş toprakları bu coğrafyadır, tarihe bakıldığında Yahudiler bu topraklarda Hz. İbrahim den bu yana hep vardı, Kenan ülkesinde yaşanan kuraklık sonucu Hz. İbrahim Mısır’a gider bir süre Mısır’da yaşayıp zenginleşir tekrar Kenan ülkesine geri döner.
Hz. İbrahim oğlunu niye kurban etmek istedi?
Rivayete göre Hz. İbrahim rüyasında oğlunu kurban ettiğini görür. Peygamberlerin rüyaları vahiy niteliğinde kabul edildiği için bunu Allah’ın emri olarak algılar.
Tevrat'ta Hz İbrahim'in kurban etmek istediği oğlu İshak olarak geçer, Tekvin 22/1-13).
Kuran Hz. İbrahim’in hangi oğlunu kurban etmek istediğine dair isim vermez, Saffat süresi 101-103-107
Tarihte Arap kelimesi ilk olarak M.Ö 53 yılında Asur kralı 3. Şalmaneser’in Karkar savaşının kayıtlarında geçiyor, Sina yarımadası ve Basra körfezi arasında yaşıyorlarmış, bu göçebe krallığın adı İsmail'in oğullarından Kedar krallığıdır.
Hz İsmail’in soyundan gelen başka bir kabile Nebatiler Ürdün Endomi bölgesinde bulunan ve bazı kaynaklara göre ilk mabed ilk kıble kaya şehir PETRA’yı (Ürdün de bir bölge) inşa etmişler.
Daha önceleri İpek yolu ve Baharat yolu ile km lerce gidip mallarını satan tüccarların artık müşteriler ayağına Petra'ya gelip hem ticaret yapıp hem de taş Kabe'yi ziyaret etmektedirler.
Petra dan sonra kıble olan
Mescid-i Aksa- Kubbetüs sahra’nın bulunduğu Kudüs tam 42 sefer işgal edildi. Asurlar, Akadlar, Babiller, Persler, Romalılar, bu kutsal kent durmadan el değiştirdi. Dünya’nın en fazla kan akan bölgesi oldu, insanları kendi tarafına nasıl çekersin? Karşı taraftan nefret ettirerek politikası uygulanıyordu.
Peygamberimiz zamanında yahudiler mademki bizim kıblemize dönüyorsunuz, dinimize de döneceksiniz deyince, Peygamberimiz bu söylemeden rahatsız oldu ve bunun üzerine vahiy geldi.
Bakara Suresi 144. ayet inince,
Müslümanlar o ana kadar yöneldikleri Mescid-i Aksa’dan yüzlerini çevirip Kâbe’ye döndüler.
Bakara 144-Biz senin, yüzünü göğe doğru çevirdiğini elbette görüyoruz. İşte şimdi kesin olarak seni memnun olacağın kıbleye döndürüyoruz.
Vahiy ikindi namazının farzında namazda gelince Peygamberimiz hiç namazını bozmadan yüzünü öylece Mekke de ki Kabe'ye doğru çevirip namazını tamamladı. O vahiyden sonra Kıble artık Kabe oldu.
Hristiyanlığın Doğuşu
Hristiyanlık, Yahudi geleneği içinden doğmuş; İsa’nın Mesih olduğuna ve dirildiğine iman eden bir topluluğun zamanla toplumsal bir dine dönüşmesiyle ortaya çıkmıştır.
Hz. İsa, Kutsal Ruh aracılığıyla bakire Meryem’den doğmuştur. Bu Bakire Doğum inancı Hristiyanlığın temel iman esaslarındandır.
İslam’da Hz. İsa Allah’ın peygamberlerinden biridir. O, İsrail oğullarına gönderilmiş bir elçidir ve kendisine İncil vahyedilmiştir. Ancak İslam’a göre İsa ne Tanrı’dır ne de Tanrı’nın oğludur; kul ve peygamberdir.
Recm ( taşlanarak öldürme) ve sünnet olma Tevrat'ta vardır, Levililer 20:10-21
Sünnet olma Yaratılış 17:9-15. Tanrı İbrahim'e, Sen ve soyun kuşaklar boyu antlaşmama bağlı kalmalısınız dedi, Seninle ve soyunla yaptığım antlaşmanın koşulu şudur: Aranızdaki erkeklerin hepsi sünnet edilecek.
Kuran da sünnet yoktur. (Tin Suresi 4. Ayeti biz insanı en güzel şekilde eksiksiz yarattık) der... Bazı ilahiyatçılar Peygamberimiz sünnetli doğdu der, fakat bir kesim de uzuv eksikliğinin sakat doğum olduğunu idrak edememektesiniz, diye bu olaya karşı çıkar.
İlahiyatçılar arasında bu konu günümüzde tartışılıp durmakta.
Bir Sünneti dikkate alırken zaman ve mekan gözetilmelidir, çölde susuz yaşam, şehirdeki sulu yaşam ile kıyaslanamaz, insanoğlu nasıl ki kendini güncelleyerek deveyi terk edip arabaya bindiyse , aklını da zamana göre güncellemek zorunda..
Kaldı ki sünnet farz gibi zorunlu bir ibadet değil, Peygamberimizin temiz bir yaşam biçimidir.
Namazda oturunca (ka'de) Ayet olmamasına rağmen okuduğumuz
Salli barik duaları,
Allah'ım Hz. Muhammed’e ve Hz. Muhammedîn ailesine, Hz. İbrahim ve ailesine bereket ihsan ettiğin gibi bereket ihsan eyle diyerek Hz İbrahim ve Hz Muhammed'i anmış oluyoruz.
Bugün halen ziyaretlere çaput bağlama, kırk ayinleri ve kurşun döktürme Şamanizm kalıntısıdır.
Din'e sonradan girdileri Kuran'ı ana dilde okuyup araştırıp ayıklamaz isen yaşadığını din zannedersin.
Kendi dilinde ibadeti ve okumayı hor gören bir zihniyet, kendi istekleri doğrultusunda seni yönlendirmek peşindedir.
İbadetler geçmiş günahları affettirmek için değil, geleceği programlamak için yapılır.
Her yıl aynı soru, orucu ne bozar? Gelin bu soruyu değiştirelim.
Oruç senin neyine bozulur? Oruç senin yalanına, gıybetine, haramına, zulmüne ve kul hakkı yemene bozulur.
İslam gelmeden önce Arapların puta taptıkları çağlarda Türklerin inanç sistemi neydi?
Türker’de Tek Tanrılı bir inanç sistemi vardı.
O dönemden 800 sene önce bir ve tek olan, Kök Tengri, Gök Tengri diye adlandırdıkları Tanrı deyimi, Ulu Tanrı, Yüce Tanrı anlamlarına gelir.
Tek TANRI'ya iman eden HUN Türk Hükümdarları her yılbaşında şu duayı okurlardı:
Ulu Tanrı..! Her şeyi yaratan Tanrı..!
Yenilmez, yıkılmaz, ölmez, bitmez, yitmez, yok olmaz Tanrı..! Suyu donduran, buzu eriten, buzdan su yürüten, sudan ırmak coşturan, ırmaktan göl dolduran, gölde balık gezdiren Tanrı..!
Kuru derelere pınar koşturan, ottan ağaçtan çiçek çıkartan, arıya bal yaptıran Tanrı..!
Günümüzü aydınlatan, gecemizi yıldızlarla süsleyen Tanrı..!
Bize yeni bir yıl veren Tanrı..!
Bu yıl bize bol ver, bolluk ver.
Anamızı balamızı, oğlumuzu kızımızı, gencimizi yaşlımızı, hepimizi kara çorlardan sakla, bizi esirge.
Yüce Tanrı..!
Yayımız yaman, okumuz şaşmaz, kılıcımız keskin kıl.
Yağının başını mumsuz, bileklerimizi güçsüz, yüreklerimizi umutsuz koyma.
Yüce Tanrı..!
Milletimizi ilsiz yurtsuz kılma,
Devletimizi başsız kılma,
Milletimizi töresiz kılma,
Milletimizin yüzünü yere vurma,
Milletimizi tutsak kılma,
Hatun olacak kızlarımızı kun cariye,
Bey olacak oğullarımızı kul köle kılma.
Milletimizi koru Ulu Tanrım..
Tarihteki Bütün dinler birbirini etkilemiştir.
Ancak Aydın bir düşünce maneviyata önderlik eder. Nitekim art niyetli yıldırımlar gök gürültüsünden önce düşer.
Şu an Kuran ahlakına göre yaşayan Dünya'da örnek gösterilecek bir İslam ülkesi maalesef yok, Birçok İslam ülkesinde feodal yapılar hüküm sürüyor, bu ülkenin çocukları sürekli Avrupa'ya sığınıyor veya gidiyor.
Hristiyan ülkelerin çocukları İslam ülkelerine sığındığı görülmemiştir.
Kuran'ı Kerim Dünyada en fazla okunan kitap olduğu halde en az anlaşılan kitap , çünkü ana dilde değil, anlamadığımız bir dilde okuyoruz..
Ali İmran süresi 139 Ayet, eğer gerçekten iman etmiş olsaydınız üstün olan siz olurdunuz.
Coğrafya her ne kadar, kader ise de..!
Kaderiyle bir kez olsun düello yapmamış olanlar, kabuğunu kırmayıp kadere boyun eğenlerdir.
Bizlere düşen görev, bir cam bardağa baktığımız zaman onda üretildiği hammadde olan kum tanelerini görmektir, okyanustan bir kaşık su aldın, o suda yaşayan tüm canlıları görmedin diye inkar edemezsin, eğer bakmayı değil görmeyi bilirsen gözlerin sana oyun etmez.
Dünya'da yaratılan bütün sebze meyve ve tahıl nimetleri insanoğlunun yaşamını idame etmesi içindir, sürekli tüketen değil üreten olmalı insan.
İnsanın mayası olan toprak bu besinleri üretmek için bütün mineralleri bünyesinde taşır.
Hava Su Toprak, bu elementlerin insanların yaşam işlevini sürdürebilmesi için ısı ve ışık yayan büyük bir yıldıza ihtiyacı vardır, o da bulunması gereken yere konulmuştur GÜNEŞ.
Bütün bu muhteşem Dizaynın sahibine ulaşabilmek, kendimizi geliştirmek ve aydınlatmak için bir Güneş'te kafatasımızın içine yerleştirilmiştir, bu en kutsal kitapların aynı zamanda çözümleyicisidir... BEYİN
Kainattaki Dizaynı daha önceki makalelerde geniş bir şekilde yazmıştım (dersimekspres.com) sitesinde bulabilirsiniz.
Geçmişten gelen geleneklerin nakliyeciliğini yapmamak için, gerçek inanç hücrelerini mantık içeren bilgiler ile donatmamız gerekir, büyük patlamanın sesi ile var olan Kâinat yine İsrafil meleğinin SUR’a üflemesiyle (Yasin 51) ses ile yok olacaktır, bu sınav sarmalında bizim gayretimiz Kemal'in zirvesine varmak, zevalın deryasında boğulmamak için, mücadele etmektir.
Gelelim günümüze;
Dünden bugüne KUTSAL topraklarda değişen bir şey yok, insanoğlu hoşgörüyü emreden kitaplı dinleri halen tam olarak kavrayıp anladığı söylenemez, bu topraklarda maalesef günümüzde kan akmaya devam ediyor, Öldürmeyeceksin emrini veren bütün kutsal kitapların kesin emrine rağmen, kutsal olan topraklarda kanın eksik olmayışı, KULLUK görevi ile bağdaşmamakta.
Sürekli Dinden bahseden zümreler sıra gelir dağılımına gelince nefsine uyup bütün dini kuralları bir kenara itebiliyor.
Tekâsür suresi 5 - Hayır, Keşke kesin bir bilgiyle bilmiş olsaydınız.
İlimle geçen bir gece, ibadetle geçen bin geceden daha hayırlıdır der, Yüce Peygamberimiz Hz Muhammed İnsanoğlu indirilmiş din ile uydurulmuş dinleri birbirine karıştırmakta, gerçek HAK 'a değil kula kulluk edip sömürülmekte ve öldürüp öldürülmekte..
İslam coğrafyasının ortasında İsrail denen terör devleti on binlerce çocuğu ateş topları ile yaktı, yakmaya da devam ediyor, sözde cihatçı ülkeler de çaresizce seyrediyor.
Feleğin sillesini, savrulan harman görsün.
Nuh'a haber eyleyin, gelsin de tufan görsün..
Yoktan var eden koca Kâinatın Yüce sahibi bize,
Ömür boyu öğrenmeyi ve kötülükle mücadeleyi emrediyor. Peygamberimiz (sav) İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır der.
İnsanlara faydalı gerçek birer KUL olmak, Yaradılanı Yaradandan ötürü sevmek, üstün insan olma vasıflarındandır. İnsan ALTIN olmalı, takan değil, inanç AŞK gibidir, ispat istemez, Aşk yoksa İnanç kuru bir kelimeden ibarettir...
Necati KÖSE



