Olay, 7 Mayıs 2017 tarihinde Hozat İlçesine bağlı Ergen Köyü mevkiinde meydana geldi. O dönem 21 yaşında olan Onur Sefer kendisine ait otomobilin içerisinde ölü bulundu. Olayla ilgili Hozat Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Onur Sefer ile ilgili yürütülen soruşturma dosyasında 4 savcı değişmesine rağmen kayda değer bir ilerleme sağlanamadı.
Onur Sefer’e ait otopsi raporuna göre; Sefer’in sol göğsünün 6 cm üstü ve sol koltuk altının üst kısmı olmak üzere vücuduna en az 2 adet ateşli silah mermisi isabet etmiş. Ayrıca her iki atışın da bitişik atış mesafesinden yapılmasına rağmen; tüfeğin boyutları, Sefer’in araç içindeki yatış pozisyonu ve sol ön kapıdaki saçma giriş delikleri arasındaki dağılımda uyumsuzluklar olduğu da bilirkişi raporunda yer aldı. Öte yandan raporda sağ ön koltuk sırt kısmında el parmakları şeklinde sürüntü kan lekeleri bulunduğu ancak bu izlerin Onur Sefer’in araç içindeki yatış pozisyonu ile uyumlu olmadığı da tespit edildi. Raporda aracın sol arka tekerlek bölgesinde bulunan kan lekelerinin nasıl oluştuğuna ilişkin ise “teknik izahat” yapılamadı.
Bilirkişi tarafından raporun son kısmında ise mevcut delillerin ve bulguların "intiharı destekleyici nitelikte olmadığı" ve olayın bir "cinayet" olabileceği yönünde kanaat bildirildi. Raporda, “Tüm bu gerekçelere dayanılarak ölümün orijininin intihar destekleyici nitelikte olmadığı, olayın orijininin cinayet olmasının muhtemel olduğu ve araçta bulanan av tüfeğinin özellikleri dikkate alındığında söz konusu eylemin araç içerisinde ve özellikle sağ ön kapı açık iken gerçekleştirilmesinin mümkün olduğuna ilişkin bilirkişi kanaatimi tensip makamınıza ait olmak üzere arz ederim” ifadeleri yer aldı.
Ancak tüm bu bulgulara rağmen dosyada herhangi bir ilerleme sağlanamadı.
Defalarca kardeşinin intihar edecek biri olmadığını söylediklerini belirten ağabisi Metin Sefer, “Silahtaki parmak izleri kime ait, arabadaki parmak izleri, saç örnekleri, çamur izleri kime ait. Arabanın bagajındaki kan lekesine belirsiz denmesi bir hata. Arabanın içindeki hiçbir işlem zamanında ve düzgün şekilde yapılmamış dönemin savcıları tarafından” dedi.
Dosyada 9 yıldır ilerleme olmadığını söyleyen Sefer, “Biz cumhuriyet başsavcılığından dosyanın Tunceli’ye alınmasını istiyoruz. Bu dosya 9 yıldır ilerlemiyor. Bilirkişi raporunda bir kişinin kendisini vurması için silahı çene altından tutması gerektiğini söylüyor. Yine silahı tutuğu zaman arabaya sığmaması lazım diyor. Bütün bunların olayın akışına uygun değildir diyor. Bu nedenle dosya tekrar açıldı. Kardeşim oturur vaziyette silah da dikey şekilde duruyordu. Bir kişi kendisini vurduğu zaman arabanın içinde bir tarafa doğru savrulur. Silah bir tarafa kişi de başka tarafa gider” diye konuştu.
Olayın ardından gözaltı işlemi yapılmadığını ifade eden Sefer, “Olaydan sonra kişiler ifade verip girdiler. Kızın psikopat bir arkadaşı varmış Onur’u tehdit ettiğini söylüyor. Kızın Onur dışında konuştuğu birkaç erkek arkadaşı daha varmış. Dönemin savcıları ifade aldıklarını alıp saldılar. Gözaltı işlemi uygulansaydı bu olay çok erken çözülecekti. Kız, kızın arkadaşı, teyzesi son üç gün kardeşimin arabasıyla gelip gidiyordu. Kardeşimin başına ne geldiyse kız ve konuştuğu erkekler yaptı. Yine ifade verenlerin birinci ifadeleri ile sonrakiler birbirini tutmuyor. Gidip ifade verenler, görenlerin ilk ve son ifadeleri tutmuyor. Savcılık o dönemde buna karşı da bir şey yapmadı. O nedenle dosyanın Hozat’tan alınması lazım” şeklinde konuştu.
Oğlunun fotoğrafını sarılarak gözyaşı döken 76 yaşındaki anne Sultan Sefer, “Ben çocuğumun katilini istiyorum. Kimdir? Benim çocuğum işinde gücündeydi. Başka bir şey yapmıyordu. Kimseye zararı yoktu. Kızın yanına gitti en son. Ne yaptıysa kız yaptı. Söylesin, arkadaşları kimse söylesin. Onur’umun katilini söylesin. Ben dosyayı bekliyorum. Daha sabrımız kalmadı. Savcılardan dosyamızı bekliyoruz. Gülistan’ın katilini buldular sevindik. Benim Onur’umun katilini de bulsunlar” dedi.
85 yaşındaki acılı baba Süleyman Sefer de, “Gülistan’ın katilini buldunuz. Sizden rica ediyorum oğlumun katilini de bulun. Şimdiye kadar savcılardan bir umut bekliyorum. Devlete, savcılara, milletvekillerine rica ediyorum. Biz de insanız. Biz garip olduğumuz için halimiz böyle mi olacak” ifadelerini kullandı.
Öte yandan ailenin avukatı Cihan Ezer, dosyanın yeniden ele alınması ve soruşturmanın derinleştirilmesi talebiyle Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruda bulundu.



