DEM Parti Milletvekili Ayten Kordu ile çok sayıda kadın yurttaşın katıldığı açıklama öncesinde Sanat Sokağı’nda bir araya gelindi. Buradan sloganlarla Seyit Rıza Meydanı’na kadar yürüyen kitle adına Eylül Yantemur açıklama yaptı.

Yantemur, “Bundan tam bir yıl önce, 15 Ekim 2024'te, kaybolmasının üzerinden 18 gün geçmişken Rojin'in cansız bedeni, kaldığı yurttan 24 kilometre uzakta, Van Gölü kıyısındaki Molla Kasım Köyü sahilinde bulundu. Rojin Kabaiş’in cenazesinin bulunduğu yerle kaybolduğu yer arasındaki 24 kilometrelik mesafeyi nasıl kat ettiği sorusu yanıtsız bırakıldı” dedi.

Kabaiş’in ölümü sonrası yaşananların Gülistan Doku’nun kaybolmasıyla benzerlik gösterdiğini söyleyen Yantemur, “"16 Ekim 2024’te Baba Kabaiş, vali ve emniyet yetkilileriyle baş başa yaptıkları görüşmede kendisine 'intihardır' dediklerini ifade etti. Tıpkı dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in Gülistan Doku’nun ailesine de aylarca söylediği gibi” ifadelerini kullandı.

Adli Tıp Kurumu raporlarına tepki gösteren Yantemur, “14 Kasım 2024’te İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan gelen otopsi raporunda, ölüm nedeni 'suda boğulma' olarak kayıtlara geçti. Ancak ailenin avukatları ve barolar, otopsiye katılan hekimlerden gelen ve akciğerlerde su olmadığını, mide içeriğinin dolu olduğu yönündeki iddialarla raporun çeliştiğini ve intihar algısı oluşturulmaya çalışıldığını savundu. Bu süreçte ATK, Rojin Kabaiş’in vücudunda tespit edilen iki ayrı DNA örneğinin vücudunun hangi bölgelerinden alındığına dair kritik bilgiyi açıklamadı” diye konuştu.

Yantemur, “Van ve Diyarbakır Baroları, 25 Eylül 2025’te soruşturmada 'ciddi ihmaller' olduğu iddiasıyla Adli Tıp Kurumu hakkında suç duyurusunda bulundu. Soruşturma dosyasına giren 10 Ekim 2025 tarihli raporda ATK, iki farklı erkeğe ait tespit edilen DNA’nın göğüs ve iç vajina bölgesinden alındığı bilgisine yer verdi” şeklinde konuştu.

Yantemur, açıklamasının sonuç bölümünde şunları dile getirdi: “Kadınlar evlerinde, kaldıkları yurtların önünde, iş yerlerinde, sokakta öldürülüyor. Katiller cezasızlıkla ödüllendiriliyor. Tıpkı Rojin’in ve Gülistan’ın ailesinde olduğu gibi acılı aileler adalet mücadelesi vermekten yas tutmaya zaman bulamıyor. Tüm bunlar olurken bilimsel bir kuruluş olan Adli Tıp Kurumu dahi cinsel saldırı ve cinayet şüphesinin olduğu ve toplum vicdanını böylesine derinden sarsmış bir hadisede bile delil saklayabiliyor. Yargı, bilim, siyaset el birliğiyle kadın cinayetlerinin üzerini örtmeye çalışıyor!

Ailelerinin binbir emekle yetiştirdiği, yetiştirirken gözünden sakındığı genç kadınların erkek şiddetine ve faili meçhul cinayetlere kurban gitmesine isyan ediyoruz! Ataerkil devlet anlayışının ve kurumlarının katilleri koruyup kollamasına isyan ediyoruz! Genç bir kadının göl kenarında tek başına oturup müzik dinlemesini bile çok gören bu zalimliğe isyan ediyoruz!

Yetkililere sesleniyoruz: Rojin Kabaiş dosyasında tespit edilen DNA’lar kime ait? Rojin’in bedeninde şiddet izleri, erkek DNA'sı kalıntıları intihar olmadığını açığa çıkarıyor. ATK neden bu izleri ve delilleri kamuoyuna açıklamadı? Kimi koruyorsunuz? Kadınların ölümünün üzerini neden 'intihar' diyerek kapatmaya çalışıyorsunuz?

Kadın örgütleri olarak diyoruz ki: Kadına yönelik her türlü şiddet politiktir. Rojin Kabaiş dosyasında faillerin açığa çıkmaması için gösterilen bu çaba da münferit değil, sistematik fail koruyuculuktur. 'Gülistan Doku Nerede' diyenler olarak Rojin için adalet arıyoruz. Katiller açığa çıkarılıp cezalandırılıncaya kadar susmayacağız!."

Açıklamada konuşan DEM Parti Milletvekili Ayten Kordu ise, şüpheli kadın ölümü olmadığını her ölümün ardında bir erkek ve onu koruyan bir sistem olduğunu ifade etti.