Şeytan ateşten yaratılmıştır, Şeytan Cehenneme gitse dahi ateş ateşe ne yapar ki? İnsan da topraktan yaratıldı, vur bakalım kafasına kerpiç- i ne yapacağını görürsün.

Hallac-ı Mansur soruyor, İlahi düzende bir sorun mu var?

Onlar tonlarca haram yeseler dokunmuyor, ben aklımdan geçirsem zehirleniyorum.

İlahi düzende bir sorun yok,

Sartre’ye göre insan önce var olur, sonra kendisini nasıl yaparsa öyle olur, bu görüşe göre, Hitler ve Netanyahu kendini katil yaptı, keşke tellaklık yapsalardı da çocuklara kıymasalardı.

Yer Polonya Auschwithz toplama kampı 1941 1945 - 6 milyon Yahudi’nin Hitler tarafından katledildiği kamp.

Yıl 2026 yer Gazze; Uzun zamandır abluka ve bombalar altında Yahudi Netanyahu’nun insanları katlettiği şehir, 2023’te başladı katliam halen devam ediyor.

Kötülük yapmıyor olmanız sizi iyi biri yapmıyor hayatta, kötüye seyirci kalmakta kötülüktür.

Değiştirme iradeniz yoksa eleştirme hakkınız da yoktur.

Deniz sakinken dümeni herkes tutar..Publilius Syrus

İnsanlık kendi kendinin kurdu oluyor, kurtçuklar büyüyünce FİDANLAR devriliyor, bu görünenler, ya görünmeyenler...?

İnsanlık her şeyde her yerde tutsak, ekonomide, politikada, sanatta, bilimde, dinde, cinsellikte tutsak, hatta seçtiğimiz milletvekilleri bile tutsak, çünkü yanlışa itiraz edemiyorlar...

Montesguieu, İktidar gücünü kötüye kullanmasın diye ne yapmalıdır? Sorusuna yine kendi cevap veriyor, iktidarı iktidar ile durdurmak gerekir, yani yasama, yürütme ve yargı ile gücünü sınırlamak gerekir, bu güçleri tek elde toplamak Tanrının işsiz kalmasına yol açar, çünkü bütün gücü eline alanlar Hitler ve Firavun gibi kendini TANRI zanneder.

Spinoza Ahlak sistemi Tanrı temelidir diyor, çünkü Ahlak olmadan inanç olmaz,

Dindar var Donkişot var.

Dinini tilkiden öğrenirsen tavuk çalmayı sevap zannedersin..

Hallacı Mansur Abbasi halifesine Ene-l Hak deyince, halife fırsat kolladığı için bakın ben hak’ım Yaradanım dedi diye iftira atar.

Oysa Mansur, Haktan başka hiç kimse yok.

-Çekil aradan görünsün Yaradan-

dediği için Abbâsî Halifesi Muktedir Billâh'ın emriyle Mansur infâz edildi..

Düşüncenin üstesinden gelemeyenler düşünenin üstesinden gelmeye çalışır.

Emevi Halifesi halkın karşısında güven kaybedince yazdığı fetvaları Ebu Hanefi’ye (Hanefi mezhebinin kurucusu) okutmaya zorlayınca, Ebu Hanefi, ben Hak’tan ayrılarak halkı aldatmam dedi.

Bunun sonucunda yüz kırbaç cezasına çarptırıldı, Ebu Hanefi geri adım atmayınca çorbasına zehir katılarak öldürüldü, halk şüphelenmesin diye halife cenaze töreni bile düzenledi.

İnsan yalan söyledikçe beyindeki utanma duygusu yüklü hücreler eriyormuş, utanma duygusu yok olan insan bütün eylemlerini hoş görürmüş.

Sultanın sofrasına oturan Alimin fetvası dinlenmez... Ebu Hanife

Gerçek CELLAT haksızlığa karşı çıkmayan, idam sehpasının etrafında toplanan kitlelerdir aslında...

Haram ve haksızlık karşısında susanlar, ya aptal, ya ortak, ya da korkaktır.

Ne demiş Neyzen Tevfik;

Hayat 3,5 ile 4 arasındadır, ya 3,5 atarsın, ya da 4×4 lük yaşarsın..

Kuldan korkup, İLAHİ DÜZENDEN Kaçtığını sanırsın amma hep kendine çarparsın.

Adaletsizlik HAK’tan kopmak,

Adalet ise HAK’ka bağlanmaktır.

Nisa -135: Ey iman edenler! Kendinizin, anne babanızın ve akrabanızın aleyhine bile olsa adaleti ayakta tutun, Allah için şahitlik eden kimseler olun. (İnsanlar) zengin olsunlar, yoksul olsunlar Allah onlara sizden daha yakındır. Öyleyse siz hislerinize uyup adaletten ayrılmayın.

İnsan yalnızca bedenden ve zihinden ibaret değildir. Düşünceleri, duyguları, vicdanı ve anlam arayışı, onun ruhsal boyutunu oluşturur. Ruhsal boyut kişinin yaşamına yön veren değerleri, inançları ve iç dünyasıyla kurduğu bağı ifade eder. Bu yönüyle insanın kendisini, başkalarını ve yaşamın anlamını sorgulamasına zemin hazırlar.

İnsanların Allah'a yakınlığı cesurluğu ve akılları kadardır.

Ruhsal gelişim, sadece dini inançlarla sınırlı değildir. Kişinin dürüstlüğü, merhameti, adalet duygusu, affetme becerisi ve kendisiyle barışık olması da ruhsal olgunluğun önemli göstergeleridir. İnsan, iç dünyasını ihmal ettiğinde maddi olarak başarılı olsa bile huzuru yakalamakta zorlanabilir.

Günümüzün hızlı yaşam temposu, ruhsal ihtiyaçların göz ardı edilmesine neden olabilmektedir. Oysa zaman zaman sessiz kalmak, tefekkür etmek, doğayla vakit geçirmek, kitap okumak ve vicdanın sesini dinlemek ruhsal dengeyi güçlendirir. Ruhsal boyutu gelişen birey, karşılaştığı zorluklar karşısında daha dirençli olur ve hayatın iniş çıkışlarını daha sağlıklı değerlendirebilir.

İnsan Olmak Bu Kadar mı zorlaştı

Bilgisizlik, ne vehimler üretti

Önyargılar, vicdanları kör etti

Dürüst olmak

Affedilmez cür'etti

Öfkemizden, yüreğimiz korlaştı

İnsan olmak, bu kadar mı zorlaştı?

Çağdaşlığı, maske yaptık yüzlere

Bu çifte yüz, yakışmadı bizlere

Merhametten, haktan yana sözlere

Hoşgörümüz, neden böyle darlaştı?

İnsan olmak, bu kadar mı zorlaştı?...Cengiz Numanoğlu

Yoğun bakımda olmadığımız halde bilincimiz niye kapalı.?

Ruhumuz yeteri kadar peğlerde pinekledi , bize mucizevi bahşedilen hayata haksızlık etmeyelim, hayatın bizden beklediği akımı ve aklı zamanında devreye sokmaktır..?

ÇÜNKÜ

Bilmek aydınlığı bilmemek karanlığı

İnanmak saadeti inanmamak felaketi

Çalışmak refahı çalışmamak sefaleti

Üretmek bolluğu üretmemek yokluğu

GETİRİR.

Doğrulukta duraksamayın, siz yöresel oyunları öğrenin, bırakın algılı ayak oyunlarını, o oyunlar insanda karakter zedelenmesine yol açar...

İslâm bir gösteri dini değildir. İslam yalnızca dışsal hareketlerden ibaret bir din olabilir mi?

İbadetin icrasını, imanın gerçekleşmesiyle karıştırmayın. Çünkü insanlarla olan ahlâkın bozuk kaldığı sürece, etik bir tavır takınmadıkça bu ibadetlerin meyvesini toplayamaz, onların gerçek amacına ulaşamazsın.

Kendini yetiştirmeyen insan kendini iğdiş eder.

Cahillik kör bir kuyu ilim Ruha neşedir,

Bilgi elinde ise, her köşe BAŞ köşedir.

Eğitimsizliğimizin ve inançsızlığımızın kanıtı geldiğimiz noktadır.

Ayıp ile günah arasına sıkıştırılmış, balta girmemiş korkularımız ve endişelerimiz ile mutlu olmaya çalışıyoruz, ekmediğimiz tarladan ekmek çıkmaz ki, bırakın artık onu bunu suçlamayı ışığını götürdüğün hiçbir yer karanlık değildir. Kişisel dönüşüm mucizesi RUHSAL KAN dolaşımında gizli,

İnsan ikili ilişkilerinde diğeri için bir trafik uyarı levhasıdır, etrafımızda oluşturduğumuz kişiliğimiz ön algı veya önyargı kayıtlarıdır, ilk kayıtla insanları yargılamak adil değildir, her gördüğün çehrede bir çevre yatmakta.

İnsan insanın yurdu olmalı, kurdu değil..

Ne olduğun kulağımda öylesine çınlıyor ki ne dediğini duyamıyorum...Emerson

Dilekler gökyüzüne nasıl ulaştırılır? İçsel kuvvete nasıl sahip olunur?

Binlerce yıldır kullanılan dilek dileme yöntemleri dış doğa ile iç doğa arasında kusursuz benzerlikler nasıl keşfedilmiş?

Newton tanrı vardır beyin tanrının parçacığıdır, onun için tanrı insanın beynindedir , bunu kullanırsak secde etmiş oluruz demiş.

Bazıları inkar ederken tarif eder, az bilim insanı Tanrı tanımazlığa, çok bilim insanı Tanrıya götürür... Francis bacon..

Gereksiz ve önemsiz eleştiri zayıf kişilerin güçlü kimselere ödediği vergidir.

Felsefi olarak varolması gereken Tanrı’ya insani özellikler yükleyip onu ödül ve ceza dağıtan bir yargıç haline dönüştüremezsiniz, diyen Spinoza kilise tarafından aforoz edildi, Spinoza Tanrı vardır sonsuzdur, çünkü sonsuz bir akıl ancak bu kadar mükemmel tasarım yapar, herşeyi bilgi edinip bilmek din tüccarlarının otoritesinin yıkmaktır.

Bedeni abdestli beyni cenabetlilerin tuzağına düşüp, soykırımı karnavala dönüştürenler, Allah'ı görmezden gelen meczuplardır, önemli olan parçalanmış Elmayı Evrende bir bütün olarak görmektir.

Olaylar İnsanlar ve Ruhsal Boyut

Biz dünyayı olduğu gibi değil, olduğumuz gibi görürüz,

Biz insanları olduğu gibi değil bizdeki kaydı ile değerlendiririz.

Felsefe hakikatın bilimidir,

Bilen öğrenenden oluşur.

Çocuğun değişerek adam olması, adamın çocuktan oluşunun bir kanıtıdır. Tamamlanmışın tamamlanandan çıkması, olmuşun oluşandan oluşması gibi.

Peki, ilk oluşum nasıl oluştu? Yaradan oluşturdu, Yaradan nasıl oluştu? Orda Dur...! Ve düşün bil öğren, ayrı dünyalar gibi ayrı boyutlarda var, senin bulunduğun boyutun burda bitiyor. İnsana verilen akıl bulunduğu boyut ile sınırlı, sadece varoşlunda Yaratıcıyı hissedebiliriz, zaman ve mekan canlılar ve kullar içindir..

Yaradanı zamanda ve mekanda aramayın onu zamana ve mekana sığdıramazsınız, onu göz ile göremezsiniz ama gözün ve Kâinatın imalatında görebilirsiniz..

Bir motorun tüm parçalarını sökün, bir torbaya koyun ve sallayın, bu motorun parçaları birleşme ihtimali var mı?

İşte Kâinatın ve canlıların kendiliğinden oluşma ve sistematik dizayn olasılığı bu motorun parçalarının birleşmesi olasılığından kat be kat...........boşluğu siz doldurunuz.

Çağlar boyu büyük ruhlara sahip süper beyinler, sıradan beyinlerden sürekli şiddetli muhalefet gördü.

Sadece aydınlanmış akıl insanın idrakını yukarı ışığa taşıyabilir.

Sadece felsefe insana, iyi doğmayı, iyi yaşamayı, iyi ölmeyi ve tekrar kusursuzca doğmayı öğretebilir.

Felsefe insanın kendi amaç ve ideallerini gerçekleştirmek için kullandığı soylu bir araçtır. Felsefe düşüncenin mikroskobudur, her şey ondan kaçmak ister, ama onun gözünden hiçbir şey kaçmaz.

Bilgili hayatı, erdemli hayatı, faydalı hayatı seçen tüm çağların filozofları sizi yaşanması gereken gerçek hayata davet etti.

Kendinize bir kamyon ilaç yerine bir komedi tiyatro sipariş etmek istiyorsanız felsefe yapınız...

İnsanoğlu gelişen teknolojiler sayesinde artık içe yönelmiştir, ilk insanlar içindeki organları ne tanır ne de sayısını bilirdi, yani anatomi bilmezdi.

O dönem ki İnsanın iki amacı vardı, doymak ve korunmak.

İlk çağlarda insan ömrü en fazla yirmi yıldı.

İnsanoğlu kendini hangi yönde geliştirmeye çalışırsa beyinde ilgili bölge büyür ve gelişir, mobilyacıysa mobilya , inşaatçıysa inşaat , müzisyen ise müzik, dindar ise din ile beyinde kayıtlı ilgili hücreler daha çoktur, doğada gördüklerini kendi mesleğiyle özdeştirir , ona göre bakış açısı oluşturur, çünkü hücreler kaydı düşünceden alarak çoğalır, aynı zamanda bir insan toplumdaki huzursuzluktan besleniyorsa yani , dedikoducu , hain ve hasetçi ise beyin ters yönde çalışır ve olumsuzluğun en iyisini bulmaya çalışır, hangi konuda düşünceye komut verilirse o konuda nöronlar profesyonelleşir ve beyinde dosyalama sistemi o şekilde dosyalanıp arşivlenir..

En güçlü insan, başkalarını suçlayan değil, hatalarıyla yüzleşen insandır, bir şeyin ne getirip ne götürdüğünün aslını bilmeden bağlanmak, inanmak, sadece CEHALETİ kutsamaktır. Evren yasaları çerçevesinde bu cehaletin hiç bir ALEM de karşılığı yok, ışık farkındalıkta ve maharet noksanlıktan muaf olmakta.

Şu ana kadar terör doğuran ortamları yaratanları, bu katliamlarda rol alanları, parmağı olanları, göz yumanları, destek verenleri ve yaratılışın CAN emanetine saldıranları şiddetle kınıyor lanetliyoruz.

Sonuç olarak ruhsal boyut, sınırlı ve sorumlu bir kul olduğun işaretidir. İnsanın yaşamına derinlik ve anlam katan görünmez bir pusuladır. Beden ve zihin ne kadar önemliyse, RUH da o kadar önemlidir. Gerçek denge; Bedenin sağlığı, zihnin açıklığı ve ruhun huzur içinde olmasıyla mümkündür.

Yani ruhsal boyutum hangi düzeyde diye merak ediyorsan eğer..!

Yarın RUZİ MAHŞERDE davalın olmadı mı, yaradanın da senden davacı olmama halidir...

Necati KÖSE