Psikoloğum yeterli değil, benim Freud ile konuşmam lazım.

Vallahi

Dünya'ya durduk yere sataşmadım, önce o bana mülteci muamelesi yaptı.

Meşhurdur

Bizim memlekette , Elazığ'ın delisi, Çorum'un leblebisi, Antep'in baklavası, Afyon'un kaymağı , Konya'nın manyağı , Kayseri'nin pastırması, Kars'ın kaşarı , tesisatçının da çatalı.....

Keşke deliler sadece tımarhanedekilerden ibaret olsaydı.

Umumi tuvaletlere yazı yazanlar çok mu akıllı?

Bunu yazan tosun okuyana.....k

Bunu okuyan biri de gururuna yedirememiş altına not yazmış.

Hey tosun, tosun, sen daha toysun asıl bunu okuyan sana......k

Baba sen sürekli Rusya'ya iş seyahatine gidiyorsun anamı niye hiç götürmüyorsun? Oğlum insan Çorum’a giderken leblebi götürür mü?

Ne kadar akıllı olursanız olun,

Her insan içinde yaşadığı toplumun ortalamasıdır, deli ile veli birbirinin zıddıdır, her şey zıddı ile anlam bulur, anlamı kavrar. Çünkü deli Fate'nin dediği gibi, onu ona göre yapmışlar.

Şehmuz emmi dağda gördüğü deli Fate’yi uyardı...!

Kız böyle ıssız yerlerde fazla gezme karşı köyde deli çok seni patlatırlar ha.

Deli Fate, Şehmuz emmiye ters ters bakarak;

Niye patlıyor, zahar onu ona göre yapmışlar....

Köylüler köy kahvesinde toplanmış köy imamına Ahiret ile ilgili bazı sorular soruyorlardı. Deli Cevdet te köşede oturmuş çayını içiyordu. Köylünün biri Cevdet'i göstererek peki hocam bu Cevdet gibi adamlar öbür dünyada ne yapacak? deyince hoca...! Onlar Allah'ın emri ile Hira Dağı eteklerinde çiftçilik edecekler demiş.

Bunu duyan Cevdet cevap vermiş;

Valla ben edemem, kime lazımsa o etsin..

Oğlum Mamoş akıl dağılırken sen neredeydin? Anegilin ocağın önünde gızınidim baba...!

Metafor

Bir Balığın sırtını ADA zanneden Sinbad insan ahmaklığının kalıcı bir metaforudur...

Ama şunu belirtelim ÖNYARGI adil bir yargılama şekli değildir.

Bir kişi de o şehrin gerçek aynası değildir.

Hep anlatılır, Elazığ tımarhanesinden elli tane deli kaçmış bunları toplamak için Gazi Caddesi’nde trencilik oynamışlar hastaneye vardıklarında sayı yüz elli çıkmış.

Hep uydurma, tımarhaneden kaçanların tamamı sabah 7’de Adana seferi yapan trenden indirildi, alayı Adanalıydı.

Konyalı birçok asker arkadaşım vardı, bir tek Manisa batıkışla’daki eğitim çavuşu manyaktı.

Nataşa denince önyargı hemen devrede, içlerinde belki de birkaçı cömerttir.

Cahil kime denir? Bilmediğini sormayana denir.

Peki, akıllı kimdir? Herkesten akıl alandır.

Bu aralar kafamın içinde iki kişiyiz, biri geleceği için çabalıyor, diğerinin yarına çıkası yok.

Bu kirlenmiş dünyayı yaşanılır kılan nedir?

Yıldızları sayarken Ay'ı kaybetmemeye özen göstermektir..

Bugün de, dün gibi yine yağmur yağmadan ıslandım.

Ne dünyaya gelmek elimdeydi, ne de, ırkımı, dilimi, dinimi, coğrafyamı seçmek ve kaderimi çizmek, peki..! Nedir? Bu yüreğimdeki şiddet..

Akıl sağlığı yalnızca düşüncelerin düzgün işlemesi değildir. Asıl mesele, düşüncenin kalple, kalbin de hakikatle uyum içinde olmasıdır. İnsan nefsinin arzularına teslim olduğunda zihni bulanır, hırs, korku, kibir ve öfke gönül aynasını perdelemeye başlar.

Tasavvuf insana önce kendine dönmeyi öğretir. Çünkü insan dışarıdaki dünyayı düzeltmeye çalışırken kendi içindeki karmaşayı göremeyebilir. “Kendini bilen Rabbini bilir” sözü, insanın kendi iç alemine yaptığı yolculuğun önemini anlatır.

Huzur, her şeyin istediğimiz gibi olması değildir. Huzur, olanı anlamaya, olmayanı kabullenmeye ve gönlü Allah’a bağlamaya çalışmaktır.

Bu yüzden tasavvufi anlayışta akıl sağlığının en güçlü dayanaklarından biri kalbin sükunetidir. Zihin susmayı, nefs geri çekilmeyi, gönül ise teslimiyeti öğrendiğinde insan kendi içinde bir denge bulur.

Çünkü bazen insanın ihtiyacı daha fazla düşünmek değil, düşüncelerinin gürültüsünden uzaklaşıp hakikatin sessizliğini dinlemektir.

Akıl sağlığı, insanın yaşamını dengeli, huzurlu ve üretken bir şekilde sürdürebilmesi için bedensel sağlık kadar önemli bir unsurdur.

Düşünce, duygu ve davranışların uyum içinde olması kişinin kendisiyle ve çevresiyle sağlıklı ilişkiler kurabilmesinin temelidir.

Metropolde Yaşam

Bugün dünyada milyonlarca insan doğadan uzak yaşam koşullarının ağırlığından ihtiyaçlar hiyerarşisini düzene koyamayışından, işsizlikten, yuva kuramamaktan, baş ağrılarından, kilo sorunundan, yani problemlerine çare bulamadığı için, zihnini kontrol edememekten AKIL sağlığını yitirmekte..

Akıl sağlığı hayatı aşırı ciddiye alanlarda ve aşırı endişelilerde daha erken bozulur.

Gelecek Endişesi

Öbür gün acıkırım diye bu günden çok yemek yiyemezsiniz, şimdi durmadan çok su içmek yarınki susuzluğu gidermez, üstelik sağlığını bozar, gelmemiş dertleri bu günden düşünmek endişe etmek azap çekmekte sağlığa zararlıdır, şimdiki enerjini geleceğe harcamak bugünün dertlerine derman için gerekli voltajı düşürürsün..

Geçmişteki dertlerimi hatırlatan hafızam huzurumun baş düşmanı zaten..

Aşırı umut işkenceyi uzatır, zihni fazla zorlamadan hayatı olduğu gibi kabul etmek gerekir bazen.

Tolstoy’un Diriliş kitabına göre gerçek diriliş, insanın içsel dönüşüm yaşamasıyla mümkündür.

Gerçek akıl ahlaki uyanış ve vicdani hesaplaşmadır.

Dostoyevski Suç ve Ceza romanının ana teması ise insanın işlediği suçun ardından yaşadığı vicdan azabı, ahlaki sorgulama ve akıl sağlığını kaybetmemek için ruhsal arınma sürecidir.

Zaman sadece bizi büyütmez bizi dönüştürür de.

Sorunu hep dışarda arayanlar, artık gözlüklerini değiştirmenin zamanı geldiğini görme vaktidir, dünyadaki bütün kötülükler zamanında yapılmamış iyiliklerden doğar.

Bir uygarlığın seviyesini ölçmek isterseniz derhal kadının hayat şartlarına bakın..Stuart Mill

Kadının hayat şartları toplumun akıl sağlığı ile orantılıdır.

Kadını ikinci sınıf gören toplumlar bir üst sınıfa geçemez.

İnsanın kendi içinde yaşadığı gelgitleri vardır. Bazen en dibe çökersin ama değişmeyi arzularsan en yukarılara çıkmak da senin elindedir.

Zaman durdurulamaz yada depolamaz. Yaşadığımız hiçbir anın geri dönüşü mümkün değil. Geçmiş ve gelecek sadece birer hayal olarak kalmalı ve şu anı yaşamalıyız. Geçmişten ders almalı, geleceği planlamalıyız fakat ne geçmiş için ağıt yakmalı ne de gelecek için kaygılanarak yaşayıp anı kaçırmamalıyız.

Kullandığınız bütün programları güncellediğimiz halde niye kendimizi güncellemiyoruz? Dünyanın geldiği durum yapılan kötülükler sonucu değil, yapılmamış iyiliklerin sonucudur, sen hiç hava kötüyken ben nefes almıyorum dedin mi?

Yeraltında kalan hazinenin kimseye faydası olmaz, sevgi yüze çıkmalı, mutluluk varış değil, hayat yolundaki mücadeledir.

Geçmiş ile gelecek arasında sallanıp dururken, kendimizi uykuya vurduk, beyin bilgiye gebe kalmadı, fiziksel bir doğum için ruhsal bir olgunlaşma şart.

Bu yaşadığımız olayları normal olarak algılayanlar, asla normal değildir, beyin anormallikte bant sarıyor.

Sürekli aynı düşünceler, hep aynı besin ile beslenmeye benzer, bu da insanlarda metabolik strese sebep olur.

İnsanlara gülümsemek için 13, kaş çatmak için 112 kas kullanırız, kaş çatmak insanı olumsuz enerjiye maruz bırakır.

Peki, sorun nerede? Bizim aslında sağlıklı sorgulama sorunumuz var, oysa hiçbir şeyden her şey mümkün.

Sorunu dışarda aramayın, sorun benlikte, ey ben...! Lütfen beni benimle aldatma artık, en güçlü insan, başkalarını suçlayan değil, hatalarıyla yüzleşen insandır.

Nesimi der ki: Kökü derin olan ağaç, rüzgarla pazarlık yapmaz.

Akıl ne için vardır, kaliteli ve sorunsuz bir yaşam için, doğru şekilde yönlendirilirse zihin güçlü bir uydu anteni gibidir, kişi lahana yaprakları gibi ÖZ ünü örten enerji katmanlarını kaldırdıkça bu antenin çekim gücü yükselecek bütün algılar açılacaktır.

İnsanoğlunun hayatı problem çözmekten ibarettir, ancak asıl marifet problemi görememektir..

Aşırı Konfor insanın baş düşmanıdır, kendini gereksiz işe yaramaz duygusu oluşturur, sahadakiler alkışlanır tribündekiler değil.

Tatlı beden için ne anlama geliyorsa, takdir edilme de ruh için o anlama gelir.

Maddi olarak kazanma kültürü olmayınca, medeni harcama kültürü oluşmaz..

Borçlar

Borç alan emir alır.

Tarihin derinliklerinde Japonya imparatorluğunun iç ve dış borçları o kadar çoğalmış ki Japonya İmparatoru Mutsuhito halkının karşısına çıkamaz olmuş ve bir gün tüm devlet erkanlarını saraya çağırır kürsüye çıkıp sağ elini havaya kaldırarak bağırır. Söylediklerimi tekrar edin, İmparatorluğumuzun iç ve dış borçları bitene kadar Tanrı'ya söz veriyorum, pirinçten başka yiyecek üzerimizdekilerden başka giyecek almayacağız...

Dediklerini yapmalarına rağmen borçları yine ödeyemeyen imparator kabinesiyle birlikte intihar etmiş... Nefisli bir yönetimmiş.

Sefayı sürüp borcu da fakir halkın sırtına yükleyip intihar etmeden yurt dışına kaçanların alayı nefissizdir.

Demagoji ve Popülizm

Düşüncemiz kaç model

Düşünce modelimiz düşük ise her popülizme kurban olabiliriz.

Uyguladığı yanlış politikaların sonucu perişan olan Alman halkı sesini yükselttiği zaman ekonomik kriz sorumlusu Hitler suçunu gizlemek için, Alman bebeklerin tereyağına değil, Alman tanklarının gres yağına ihtiyacı var, diye demagoji ve popülizm yapıyordu, akıl ve mantık yerine duygu ve çarpıtma algı modelini kullanıyordu.

Bu konuda uzman akıl hocası propaganda bakanı Joseph Goebbels'in halkı manipüle etmekte üzerine yoktu. Basın ve yayına, danışman ve kabine üyelerine, yalanı büyük söyleyip sürekli tekrar edeceksiniz, diye ekibine ders veriyordu.

Sonunda Nazi Almanya’sının kesin yenilgiye uğraması nedeniyle 30 Nisan 1945'te Hitler yeri tespit edilen sığınağında Sovyetlerin esiri olmamak için intihar etti.

Bir ülkede yolsuzluğu ve yoksulluğu bitirmeden terörü bitiremezsiniz, en büyük terörist yatırım ve istihdama gidecek parayı kendine götürenlerdir.

Adama yeni yılda iğneden ipliğe her şeye zam gelecek diyorum, TERZİLER düşünsün diyor, ne akılsız bir insan, gel de buna liberal ekonomiyi ve arz talep dengesini anlat.

Ebu Zer der ki; Yoksulluk bir kapıdan girdi mi, din ve ahlak öbür kapıdan çıkar.

Dünyada ilk din olan Animizm nasıl oluştu?

Mark Twain e göre Dünyanın ilk sahtekarının ile ilk aptalının karşılaşması sonucu oluştu.

Akıl sağlığının aslında inanca ihtiyacı var. İnanç, insanın bilmediği yerde yönünü bulmasını sağlayan içsel bir dayanaktır.

Akıl açacağı

Akıl açacağı insan için neden gereklidir?

Çünkü insan, çevresindeki şartlar tarafından sürekli kalıplara hapsedilir.

Ortadoğu’da hiçbir zaman savaş durmadı bundan sonrada durmayacak, çünkü bölünme rutin olarak devam ediyor, akıllar bir türlü açılmıyor...

Peki, Akıl nasıl açılır?

Günde en az elli sayfa kitap okuyup, olayları sorgulayıp inanç ile sentezleyerek.

Aklını açmadan sürekli gazoz açanların gazozu ilaçlıdır.

Korkutucu olan cehalet değildir, onu koruyanlardır...George Orwell

Akıl sağlığı, insanın düşünce, duygu ve davranışlarını dengeli bir şekilde sürdürebilmesi, hayata karşı direnç geliştirebilmesi ve yaşamın zorluklarıyla baş edebilmesi için en temel unsurlardan biridir. Günümüzde stres, yoğun iş temposu, geçim sıkıntısı, çocukların sorunları, sosyal sorunlar ve teknolojik bağımlılıklar akıl sağlığımızı olumsuz etkileyebilir.

Bu nedenle akıl sağlığını korumak, en az beden sağlığını korumak kadar önemlidir.

Peki, Akıl sağlığı nasıl korunur?

Navigasyon ile yanlış yola girdiğimizde yanlış yoldasınız demiyor, ROTA yeniden oluşturuluyor diyor. Yani yeniden rota oluşturmak gerekiyor.

Deli Fate’nin ve Cevdet’in cevabına gidelim

Onu ona göre yapmışlar. Mümkünatı yok değil, hiçbir şeyden her şey mümkün, her problemin mutlaka bir çözümü vardır.

Ben edemem, tabii herkese yetişemezsiniz, HAYIR kelimesini fazla kullanmak gerek, hak arama yolunda da hakkını yiyenlere azı dişini göstermek gerek.

Bütün olaylara pozitif bakmak gerek, orta yol onun için yapılmıştır.

Her zaman akıllı olmak zorunda değilsiniz, ama her şeyi zamanına göre yapmak zorundasınız..

Dermansız dert yoktur, iyileşmek her şeyin yoluna girmesi değil, o şeylerin seni alt üst etmemesidir, çünkü onu ona göre yapmışlar.

Kendini ikra edene, yaşam ikram eder zaten.

Hayatın yüklerine direndikçe sertleşir, kırılma sertleşmeden gelir, hayatı bazen nehir gibi akarına bırakmak gerekir, ama önüne şelale çıkarsa ben sorumlu değilim.

İnsan anlam arayan bir varlıktır, eğer çevrede aradığı anlamı maddi imkansızlıklar sonucu bulamayan ve sosyalleşemeyen Ademoğlu kendi iç dünyasına döner..

İçine kapanıklar durduk yere kapanmadı, bu kapanma sonucu antidepresanlar yok satıyor. İnsanının sağlığına ve beslenmesine yeterli bütçe ayırmayan yönetimler halkından esirgediği ücret ile ilaç sektörlerini zengin ederler.

Kendi mutluluğundan başka hedefi olmayan insan kötüdür...

Mesele İnsan insana yaşarken omuz vermekti, ölüyü taşımak zaten sünnetti....

Necati KÖSE