Yıl 1992 Maliye Bakanlığı DSİ 9. Bölge Saymanlığında Tahsildar olarak görev yapmaktayım, Elazığ'ın Karakoçan ilçesi Tekardıç Köyü’nde çiftçi Ali amcanın (Temsili isim) Kalecik barajından sulama yaptığı için devlete 7 TL borcu var. Ali amcanın evinin önüne vardığımızda güz aylarıydı, ağaç kökü çıkarmakla meşguldü. Belli ki kışa hazırlık yapıyordu. Beli bükük fakirliği her halinden okunuyordu. Resmi arabayı görünce yanaştı borcunu öğrendikten sonra elini cebine attı, parası çıkışmamış olacak ki komşusunun kapısını çaldı, parayı tedarik edince makbuzunu keserken inanın içim acıdı, akşama doğru ilçe Ziraat bankasına yekün tahsilatı yatırıp eve döndük.

Akşam haberleri dinlerken .....X adlı şahıs Devleti 90 milyar TL dolandırdı deyince eyvah dedim..! Ali amcanın 7 Lirası da o paranın içindedir.

Maliyeci parayı ne emek ile kaşıkla topluyor, birine borç para verin isteyemezsiniz, ama devletin kuruşu olunca maliyeci istemek zorunda , o paralar devletin kasasına girene kadar Maliyeciler mükelleflerden ne çekiyor, ne dramlar ile karşılaşıyor, ne vicdan azapları yaşıyor.

Peki, harcayanlar aynı hassasiyeti gösteriyor mu?

Ülke üçkağıtçı yatağı olmuş, milleti ve devleti dolandıran dolandırana, önce bankerler ile başladı, sonra yeşil sermayeler kuyumcular dadandı milletin cebine.

Sofi kuyumcunun biri mescit cemaatine sürekli beyler kıbleniz düz değil hafif sağa dönün diyerek yönlendirecek kadar güven vermişti millete, millette bütün biriktirdiği altınlarını ona teslim etmişti. Günlerden bir gün cemaat secdedeyken kapattı...! Kapıyı gidiş o gidiş.

Fetö zaten himmet adı altında ülkeyi soyup soğana çevirerek ABD’ye kaçırdığı paraların haddi var hesabı yok, kimse yok mu derneği kimsesizleri bile soydu.

Sonra bilmem ne finanslar patlak verdi, faizsiz İslâm bankası maskesi ile.

Daha sonra Çiflikbank çıktı, parayı bol gören çiftlik sahibi iyice semirip tosun gibi olunca oda milleti çarptı kaçtı.

Halen günümüzde vergilerimiz ile beslenen imtiyazlı vakıflar, özellikli dernekler ve ihale miktarını şişiren imar yetkili belediyeler aktif olarak faaliyetteler.

Yolsuzluk

Yolsuzluk, yalnızca devletin veya toplumun parasını çalmak değildir, ADALETE duyulan güveni de çalmaktır. Bir makam, kişisel çıkar için kullanıldığında zarar sadece hazinede görünmez. İnsanların hakkaniyete, hukuka ve geleceğe olan inancı da eksilir.

Yolsuzluğun en tehlikeli tarafı, zamanla normalleşmesidir. Herkes yapıyor, denildiği anda haksızlık, sessizliğin korumasına girer. Bir toplumun gerçek zenginliği yalnızca parası değil, EMANETe sahip çıkan ahlakıdır.

Bir ülkeyi yolsuzluk değil, yolsuzluğa karşı gösterilen vurdumduymazlık ve toplumsal sessizlik daha derinden çürütür.

Borsa nasıl çalışır?

Borsada satmak isteyen herkesin karşısında mutlaka almak isteyen biri olmak zorundadır.

Bu yüzden “hisseyi satıyorum ama satılmıyor” durumunu en iyi anlatan maymun hikâyesidir.

Tüccarın biri bir gün bir köye gelir ve ben maymun terbiyecisiyim yakalayacağınız her maymuna 10 dolar vereceğim der ve gider. Köylü, başlar maymun toplamaya, tüccar parayı peşin vererek bütün maymunları alır. Ertesi gün 20 dolara alacağını söyler, köylü yine toplar ama maymun sayısı azalır, üçüncü gün 50 dolara alacağını söyler ama köylü artık maymun bulamaz, o sırada köye kamyonet ile maymun satanlar gelir, tanesi 40 dolar diye bağırır, köylüler nasıl olsa yarın 50 dolara satacağız diye tüm maymunları alırlar, ondan sonra kimse köye maymun almaya gelmez.

Maymunlar aslında kendi topladıkları maymunlardır.

Borsanın acı gerçeği.

Borsaya yatan para sahibinin kontrolünden çıkar.

Fiyat yükselirken herkes kendini zengin sanabilir.

Ama gerçek para, ancak son satış gerçekleştiğinde ortaya çıkar.

Ve borsanın en önemli maddesi,

Bir hissenin fiyatı, satıcının istediği fiyat değil, alıcının ödemeye razı olduğu fiyattır.

Keriz Silkeleme

Spekülatif balonların, piyasa manipülasyonlarının ve sürü psikolojisinin nasıl çalıştığını anlatan ünlü bir meseldir,

Boğa ve Ayı meselesi

Boğa boynuzu ile hisseyi havalandırdığı sırada sazanlar bu kârdan ben de hisseme düşeni alayım diye hisseyi yüksekten alır, aynı Boğa bu sefer Ayı olur pençeyi vurarak bütün hisselerini yüksekten küçük alıcılara kakalar, aşırı satıştan değeri düşen hisse sap gibi küçük yatırımcının elinde kalır, ondan sonra bekle ki hisse yükselsin, (Sene 90’larda bu sazanlardan biri de bendim, ama keriz değildim, çünkü arkamda dağ gibi SPK vardı, onlara güvendim )

Sermaye Piyasası Kurulu ne iş yapar?

Borsada yaramazlık yapanları tespit mi eder..? Yoksa;

Borsada manipülasyon yapanlara fener mi tutar?

Son yapılan FON yolsuzluğu göstere göstere gelmiş, ama SPK ne hikmetse görmezden gelmiş, 550 bin vatandaşın parası olan 850 milyar TL şu an kimin cebinde? Bu paraları yurt dışına kaçıran zemberekli ZÜPPELER kimin himayesinde bu işe cesaret ettiler.

Kestirmeden zahmetsiz zengin olma peşinde olan vatandaş, bu kaçıncı SAZAN sarmalın?

Kedi farenin deliği önüne kocaman bir peynir koyup karşıdan seslenir, fare kardeş gel şu peyniri ye söz seni avlamayacam, fare peynire bakar ve düşünür, mesafe kısa ödül büyük, var bu işte bir PUŞTluk.

Para kimde, piyasa onda...

Borsada manipülasyon çoğalınca yatırımcı borsadan kaçıyor, yatırımcı kaçınca işini ciddi yapan işletmelerde sermaye daralıyor, sermaye daralınca yatırım durma noktasına gelip İSTİHDAM azalıyor. İstihdam azalınca İşsizlik artıyor. Yani bir yolsuzluktan bütün ülke etkileniyor, bir ekonomi de en büyük sermaye GÜVEN’dir.

Sorumlu vatandaşlık nedir?

Alın teri ile ödediği vergilerin akıbetini takip etmek, sorgulamak her vatandaşın görevidir, her vatansever o paranın nöbetçisidir, sınırda nöbette uyuyan asker ile devletin kasasına sahip çıkmadan uyuyan bir vatandaşın farkı yoktur, çünkü o paranın içinde nice yoksul Ali amcaların çocuklarının ve ÜLKE’nin geleceği var....

SSCB’nin Dağılması

Gorbaçov yazdığı günlüğünde der ki; Sovyetlerin dağılarak çöküş nedeni Çernobil’dir. Çevre ve sağlık harcamaları yıllık 230 milyar dolar oldu, hasar o kadar büyüktü ki hasarı karşılayamadık dağıldık, tıpkı Osmanlılar ile uzun savaş sonucu girdiğimiz ekonomik kriz yüzünden Alaska'yı ABD’ye yok pahasına yedi milyon dolara sattığımız gibi, yani ekonominiz bozuk ise ülkeniz ya satılık, ya kiralık, ya da dağılmak üzeredir...

Ekonomi bir ülkenin ayakta kalmasında ve savaşta lojistik desteklerin tamamıdır..

Türkçe kitap basan ilk kişi İbrahim Müteferrika ,

1731 yılında yazdığı kitapta Osmanlı’nın neden geri kaldığını şu maddelerle anlatıyor;

Rüşvet

Memuriyette adam kayırma,

Bilim adamlarına tahammülsüzlük,

Orduda disiplinsizlik,

İsraf,

Dış dünyadan habersizlik,

Kendi ırkından olmayanlara kritik görevler verme, maneviyatta bozulma ve istişare eksikliği...

İbrahim Mütefferika o dönemler bu gerçekleri yazdığı için çok yönlü baskı gördü ama acı gerçek değişmedi.

Bir yönetim sürekli kendine muhalifleri ve gazetecileri hedef alıp baskıyla mobbing sonucu susturuyorsa, biliniz ki gayri meşru işler peşindedir.

Medyayı hedef alan iktidarlar gerçekte halkı vururlar.

N’olacak Bu Memleketin Hali?

Anneler yemek yaparken artık malzemeden çalmaya başladı, bazıları tencereyi küçülttü, bazıları lokmaları, İçli köfteler hiçli köfte oldu, oynak etiketler ile esnaf iş yapamaz oldu, emekliler ve öğrenciler simide mahkum oldu. N'oluyor ya savaşta mıyız, milletten niye sürekli yastık altındaki altınlarını istiyorsunuz.?

Geleceğe karşı umudumuz zedelendi, sivil toplum örgütleri iktidar yan kuruluşu oldu.

Ülkenin gerçeklerini gizleyip, hazinenin yemliğinden beslenen bozulmuş basın mensupları, ben kaybetmeyeyim de ülke kaybederse kaybetsin zihniyetine mensup kendinden eminler kulübü üyeleri, terörü destekleyip vergilerimizden beslenen engelli entelektüeller, enflasyon ve FAİZ tepe yaparken iktidara alkış tutan sözde milliyetçi cepheler, iktidarı halka şikâyet etmekten başka icraatı olmayan beceriksiz ve eylemsiz muhalefet vekilleri, bu kafayla nereye giderseniz gidin, arzuladığınız yerlere asla varamayacaksınız...

Dış güçler diye diye dünyadan dışlandık, sürekli hazineyi iç eden İÇ güçleri görmezden geldik.

İşi şirazesinden çıkarıp sürekli kural ihlali yapanlar TEFLON tava gibidir, kendini yakmaz içindekileri yakar.

N'olacak bu memleketin hali? Elimizde topladığımız suçluluk çiçekleri ile kime ilanı Aşk edeceğiz.

Matematiği zayıf olanların çıkarlarını kusursuz hesaplamalarını halen hesaplayamadınız mı..?

İktidarlar apartman sensörü gibidirler, ancak üzerlerine yürüdüğünüzde ( demokratik eylem) size ışık verirler.

Hakkını arayamayan toplumları apartman sensörleri bile fark etmez.

Gereği Düşünüldü:

Suçlu ayağa KALK...!

Ağzındaki sakızı da çıkar.

Burası geviş getirme yeri değildir.

Foncular, Çaldığınız paraları ne yaptınız?

Suya düştü, su noldu? inek içti, inek noldu dağa kaçtı, dağ noldu ? yandı bitti KÜL oldu...

Bir T.C Hakimi olarak sizin Adalete karşı bu lakaytlığınıza en ağır cezayı vermezsem kendimi mahkum kılarım...

Yaz kızım

Yırtık büyük yamalık küçük, bu yıl da KIÇ yine kaldı açık...

Fondöten nedir? Kusurları gizlemek ve makyaj için pürüzsüz bir zemin oluşturmak amacıyla yüze sürülen temel bir makyaj malzemesiymiş.

Borsa fareleri tanımına ne kadar da uyuyor.

İki şeyi çözemedim

1 - Karganın Bademi ve cevizi dalından düşürmeden nasıl delip kıynağını yediğini.

2- Hükümetin bütün devlete ait hazine arazilerini, varlıklarını, işletmeleri özelleştirip sattığı, binlerce maden ocağını yabancılara kiraladığını ve bu kadar vergi, harç, KDV, ÖTV topladığı halde nasıl bütçede bu kadar büyük delik açıp halkı fakirleştirip, emeklerini çürüttüğünü...

Bu Böyle Gitmez

Hayallerimiz hep havada kalamaz.

Bütün vekillere çağrımızdır. Gündemden hiç düşmeyen yolsuzluğa çözüm için gelin Meclise bir önerge verin, devletin ve milletin malını çalanlar bundan sonra ya bütün MAL varlığına el konulup vatandaşlıktan çıkarılsın, ya ayaklarına pranga vurularak maden ocaklarında çalıştırılsın, şayet hırsızlıktan bunlarda caydırıcı olmaz ise, YAĞLI kazığa oturtulsun. Çünkü caydırıcı kanun olmadığı müddetçe ülkede yolsuzluk bitecek gibi gözükmüyor, artık yolsuzluk ülkede BEKA sorunu yaratmaya başladı, belediyelerin tamamı ince ince elense hapishanelerimiz yetersiz kalır.

Bir ülke de vardığı noktanın Neden - Sebep - Sonuç analizini yapamayıp gerekli önlem alınmıyorsa yani liyakatsizlerin ve lakaytların gölgesi uzuyorsa, o ülkede GÜNEŞ batıyor demektir.

Sahabeliğin sahip olmak değil, sahip çıkmak olduğunu bilmeyecek kadar İslâm ahlakından uzak yaşıyoruz. Haram bir toplumun mayasını bozar, tıpkı ak süte pislik damladığı gibi, haram yemek aslında LEŞ yemektir.

Yunus Suresi - 100 Aklınızı kullanmayıp, kuralları ihlal ederseniz üzerinize pislik yağdırırım.

Adalet bir bağlantısallık ağı olarak yaşamın temelidir.

Gerçek Adalet insana özel yaşam hukukunu benimsemez, yaşam için toplum hukukunu benimser, yani YAPRAĞIN hakkını değil, ORMANIN hakkını önceler...

Toplum iyilik olmadan da yaşar, ama ADALET olmadan yaşayamaz... Adam Smith

Adaletsizlik Hak tan kopmak, Adalet ise Hak'a bağlanmaktır..

Adalet olmayan bir memlekette hayaller hep havada kalır.

Söz Savunmanın;

Yaz kızım...!

Buyur davacı; Son söz sende...

Hayallerime OTOPSİ istiyorum Hakim Bey, eceliyle ölmüş olamazlar...

Necati KÖSE

Arkadaşlar bu inek hırsızı Joe nin Abd müzesinde sergilenen ayakkabısı. Borsada vatandaşın sekizyüz milyar Lirasını çalanların henüz ayakkabısı bulunmadı....