İnsanlarda vefa arama, insan sıcaklarda ağacın gölgesine sığınır, soğuklarda aynı ağacı keser ısınır.

Uyusun da büyüsün diye bizi uyuttular, ama pek kimse büyümedi gibi.

Koca koca insanlara dönüştü herkes, dönüşmesine de.

Kaçımız yetişkin oldu?

Yanmasına herkes yandı payına düştüğü kadar da, pişti mi? Orası meçhul.

Kim bilir şimdi kim, kim için zihninde neleri kurcalıyor, bu kurcalama sonucu o kişiyi hangi katta ağırlıyor... Kim bilir?

İnsan insanın KURDU -mudur? Yoksa YURDU -mudur?

Tarihte yaşamış ünlülere soralım..

Vefa nedir Afrodit? Ayol ne olacak Hermes, İstanbul'da bir semt işte.

Tabi tabi Afrodit kırdığın kalplerde ananın porselen tabaklarıydı zaten, insan çevresine ancak bu kadar duyguduyumsuz olur.

Nietzsche ve Dostoyevski, insanların anlam veremedikleri vefasızlığı ve merhametsizliği karşısında çaresiz kalıp, insanlardan uzak durmayı tercih etmişlerdir. Goethe bu çaresizliği şöyle tanımlar: Dünya, hassas kalpler için bir cehennemdir.

Vefa, Arapça kökenli bir kelime olup sözünde durma, ahde sadakat, dostluğa bağlılık anlamlarına gelir. Türkçe’de ise vefa denildiğinde akla ilk gelen, geçmişe duyulan minnet, iyiliğe karşı teşekkür ve sadakat olur.

Empati ve vefa birbirini tamamlayan iki insani değerdir.

Empati, bir başkasının duygularını ve düşüncelerini anlamaya, kendini onun yerine koymaya dayanır.

Vefa ise, geçmişte bize değer veren, emek harcayan ya da iyi davranan kişilere karşı sadakat ve minnettarlık göstermektir.

Empati olmadan vefa yüzeysel kalır, vefa olmadan da empati geçici olur. Yani birini gerçekten anladığımızda ona vefalı davranmak doğal hale gelir, bu iki değer birlikte insan ilişkilerini derinleştirir.

İnsan olmanın özüdür. Bir dostun “Yanındayım” demesi, bir evladın “Unutmadım” demesi, bir milletin “Vefa borcumuz var” demesi, toplumları ayakta tutar.

Vefa, insanın insan kalabilmesi için en gerekli erdemlerden biridir. Sözünde durmak, yapılan iyiliği unutmamak, zor zamanlarda da dostunun yanında olabilmek demektir. Günümüzde sıkça konuşulan ama giderek azalan bir değerdir vefa. Oysa insan ilişkilerini sağlam kılan görünmez bağların en güçlüsü odur.

Memnun olmadığınız esnafa ve insana daha uğramasınız değil mi? Ama vefalı insanı görmeden yapamazsınız.

Vefalı insan, geçmişte kendisine uzatılan bir eli, söylenen bir güzel sözü, gösterilen bir ilgiyi unutmaz. Çünkü bilir ki minnettarlık sadece bir teşekkür değil, bir yaşam duruşudur. Vefasızlık ise insanın hem kendine hem çevresine yabancılaşmasının başlangıcıdır.

Kırk gün sırtına bindiği, bir kez indirdi diye kin kusanları verin yardan aşağı gitsin.

Burası Dünya kırk doğru adımla çıktığın merdivenden bir yanlış adımla düşülür. İnsan işine geldiği gibi değil, olması gerektiği gibi hareket etmeli.

Toplumların ahlaki gücü, bireylerin vefasına bağlıdır. Büyük uygarlıklar bile sadakat, minnet ve bağlılık üzerine kurulmuştur. Dostlukta vefa, sevgide sadakat, inançta kararlılık bir toplumun manevi direkleridir. Bu direkler yıkıldığında, geriye sadece çıkar ilişkileri kalır.

Vefa çoğul geridönüşümlüdür, vefasızlık güvensizlik doğurur, güven de biliyorsunuz TEK kullanımlıktır.

Vefasızlarla yol gidilmez, onlar çatlak köprüdür.

Vefasızdan vefa, zehirden şifa bekleme.

Vefa, bir duygudan fazlasıdır, bir karakter özelliğidir. İnsan, menfaatine uymasa da vefalı olabiliyorsa gerçekten olgunlaşmıştır, büyümüştür, Büyümek aslında bütün hatalarından ve egolarından arınmış, benlikten bizliğe geçmiş, bütün gönülleri fethetmiş, pişkin insan demektir.

Size hiç, sen bende daha iyi insan olma hissi uyandırıyorsun, diyen oldu mu? Bana olmadı...!

Her vefasızlık sarsıntısını yıkım zannetme, bazen taşlar yerine oturur, gerçek yüzler görünür, vefasızlık cehalette baş döndürür.

Cehalet ayrıcalıklı sınıfın ustaca kullandığı bir silahtır... Karl Max

Araf'ı Dünya'da yaşıyor gibiyiz,

Ne gönlümüz eşkıyalığa razı,

ne de nefsimiz evliyalığa....

(Araf; Cennet ile Cehennem ortası bir yer)

Sonuç olarak vefa;

Geçmişte yapılanı unutmamak kadar, geleceğe karşı sorumluluk hissetmektir.

Kalbe iyi gelen,

Her şeye iyi gelir,

Kaybetmeyin...

Vefa İnsan kalbinin hafızasıdır. Nezaketle söylenen her söz, her davranış, her gönül alış kıymetlidir. İyilikleri Unutan çok, hatırlayan az olsa da, Dünya vefalı insanların varlığıyla güzelleşir. Vefayı yaşatanlar, aslında insanlığın, onurunu, ruhunu ve kariyerini koruyan, ilahi katta Yaratıcının memnun olduğu kimselerdir.

Geleceği oluşturacak her yeni gününüz, bir önceki gününüzden daha güzel olması dileğiyle..

Vefalı günler...

NECATİ KÖSE