Ruhl Üniversitesi ve Dersim Tarihi ve Kültür Merkezi, 2006 yılında Berlin’de başlatılan ve 2007 yılında da devam eden “Dersim 1938 Tertelesi” çalışmaları kapsamında önemli bir hafıza projesi sürdürüldü. “Son Tanıklar Göçmeden…” adıyla yürütülen bu çalışma, tarihsel tanıklıkların kaybolmadan önce kayıt altına alınmasını hedefliyor ki, kapsamlı bir sözlü tarih arşiv çalışmasıdır.

Dersim 1938 olaylarına tanıklık etmiş kişilerin anlatıları sistemli bir şekilde toplanmış, kayıt altına alınmış ve gelecek kuşaklara aktarılmak üzere arşivlenmiştir. Özellikle yaşlı tanıkların sayısının giderek azalması, bu tür çalışmaların önemini daha da artırmaktadır.

Berlin’de dünyaya kapıları açan bu etkinlik kapsamında yaklaşık 100 tanığın anlatımının yer alması ve bu tanıkların yalnızca bireysel yaşam hikâyelerini değil, aynı zamanda bir dönemin toplumsal hafızasını da ortaya koyması hem tarihsel hem de geçmişin acı olaylarıyla yüzleşilmesi bakımında son derece önem arz eder. Zira bu arşivin temel amacı, Türkiye tarihinin en tartışmalı ve travmatik dönemlerinden biri olan Dersim 1938 Tertelesi'ne ilişkin canlı tanıklıkların, henüz hayattayken kayıt altına alınmasıdır. Böylece hem bireysel hafıza korunacak hem de tarihsel belgelerle birlikte daha bütünlüklü bir anlatı oluşacaktır.

1937, 1938 ve 1939 yıllarını kapsayan süreçte Dersim’de yaşanan olaylar, farklı kaynaklarda farklı şekillerde ele alınmakla birlikte, bölgede derin toplumsal etkiler bırakan büyük bir kırılma dönemi olarak hafızalarda yer etmiştir. Bu dönemde yaşanan çatışmalar, sürgünler ve zorunlu yer değiştirmeler, yalnızca Dersim ile sınırlı kalmayıp Türkiye’nin birçok il, ilçe ve köyüne yayılmıştır. 937-1938 ve 1939 tarihlerinde Dersim'de toplam 37.680 Dersimli öldürülmüş; 14.441 kişi de 34 il,109 ilçe ve 922 köye birer hane olarak sürgün edilmiştir. Kız ve erkek çocuklar evlatlık olarak subaylara verilmiştir.

Bu süreçte yaşanan kayıplar, travmalar ve toplumsal dönüşümler, bugün hâlâ hem akademik hem de sözlü tarih çalışmalarıyla anlaşılmaya çalışılmaktadır.

Ruhl Üniversitesi ve Dersim Tarihi ve Kültür Merkezi tarafından yürütülen bu proje geçmişi belgelemekle kalmayacak, tarihsel hafızayı da koruyacaktır. Tanıkların anlattıklarıyla, dünya yaşanan olayların nasıl gerçekleştiğini, insanların hangi koşullar altında hayatta kalmaya çalıştığını, sürgün süreçlerinde karşılaşılan zorlukları ve toplumsal travmaların kuşaklar üzerindeki etkilerini bilecek, bilenler ise daha iyi anlayacaktır.

Ayrıca, kimsesiz kalan çocukların farklı ailelere evlatlık olarak verilmesi, sürgün sonrası yaşam koşulları ve dönüş süreçlerinde karşılaşılan güçlükler de bu tanıklıkların önemli parçaları arasında yer alır ki, bu yönüyle çalışma, toplumsal hafızanın bütününü anlamaya yönelik bir çaba niteliği taşıyor.

2006 yılında başlayan bu sözlü tarih çalışması, Dersim ve Türkiye sınırlarını aşmak zorunda kalmıştır kuşkusuz. Avrupa ve dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan tanıkları da kapsıyor. Özellikle Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerinde, Amerika ve diğer coğrafyalarda yaşayan yaklaşık dört yüz tanığın bulunduğu ifade ediliyor.

Bu geniş kapsam, Dersim Tertelesi'nin yerel bir tarih olmaktan çıktığını bize söylüyor. Dersim Tertelesi aynı zamanda diasporik bir hafızadır. Göç eden kuşakların taşıdığı bu hafıza, kültürel kimliğin korunması açısından da büyük önem taşır.

Bu tanıklıkların kayıt altına alınması, bir topluluğun geçmişini belgelemek değildir. İnsanlık tarihi açısından da önemli bir sorumluluk olarak değerlendirilmelidir. Yaşanan acıların, kayıpların ve travmaların görünür hale getirilmesi, benzer olayların tekrar yaşanmaması için tarihsel bir uyarı niteliği taşır.

Dersim Tarihi ve Kültür Derneği ile Ruhl Üniversitesi'nin ortaklaşa yürüttüğü bu çalışmalar, geçmişle yüzleşme, hafızayı koruma ve gelecek kuşaklara doğru bilgi aktarma açısından büyük önem taşıdığının bir kez daha altını çizer ve bu tür projelerin tarihsel olayların unutulmamasına ve insanlık değerlerinin korunmasına önemli bir katkı sunduğunu belirtmek isterim.

TARİHÇİ/YAZAR