Ziyaretlere ilişkin konuşan Yönetmen Yılmazcan Şare, “Grubumuzun son oyununa konu olan ve 1990’lı yıllarda bütün ikna çabalarına rağmen inatla köyünü terk etmeyen Zeynep’in mezarını ziyaret ederek çılalar yakıp, dua ettik” dedi.
“HALA” OYUNUNUN ÖYKÜSÜ:
Nazımiye’ye bağlı Dokuzkaya /Markasor Köyü’nden gözleri görmeyen hala Zeynep'in acılı öyküsünü anlatan "HALA" oyunu Dersim merkezde iki kez gösterime girdi. Doğduğu köyün doksanlı yıllarda güvenlik gerekçesi ile boşaltılmasına karar verilince ; "Ben, bu köyde doğdum. İlk suyu ve ekmeği bu köyde tattım. Annemin, babamın, kardeşlerimin mezarı burada, ziyaretlerim burada. Devlet şimdi bana ,gözleri görmeyen Zeynep’e yerini yurdunu terk et diyor. Ben şimdi bütün bunları nasıl terk edeyim? " deyip köyünü terk etmeyen o yaşlı kadının öyküsüydü bu. Arêyê Kay tiyatro grubu oyunun ikinci gösterisinden sonra Nazımiye ye bağlı Markasor/Dokuzkaya köyündeki hala Zeynep'in mezarını ziyaret edip mezarı çevreleyen otları temizledikten sonra çılalar yakıp, topladıkları kır çiçeklerini HALA’nın mezarına bıraktılar.
Doksanlı yıllarda köyler boşaltılırken köyünü terk etmeyip orada ölen Hala Zeynep o dönemin sembol isimlerinden birine dönüşmüş durumda. "Kurt, kuş Markasor’u terk etse, yer, gök üzerime de yıkılsa köyümü terk etmiyorum diyen hala Zeynep'in bu çığlığı Arêyê Kay tiyatro grubu yönetmeni Yılmazcan Şare tarafından tiyatro ya aktarılmış durumda. Oyunun yazar ve yönetmenliğini yapan Şare " Gözlerini düğününe bir hafta kala çiçek hastalığından kaybetmiş hala Zeynep'in hayatını ve o onurlu duruşunu tiyatroya aktarmış olmak benim ve ekibim için onurdur” dedi. Ata, dede yurdunu terk etmek istemeyen ve" tıka amune riye dina tıka mıron- burada doğdum burada ölmek istiyorum " diyen o gözleri görmeyen bilge kadının acılı ve derin öyküsü. Her sabah güneşe doğru ellerini açıp dua eden ve " ezke merdune berrê paskul mezela mı ro dê vazê Zeyna çıme şefile to ke na hardê Haq serro çı onto şerro to virra- Ben ölünce gelip mezarıma bir tekme vurun ve deyin ki gözleri görmeyen Zeynep sen bu dünyada ne çektiysen unut gitsin" diyen o bilge kadının öyküsüne hürmet gösteren herkesin uğrak yerlerinden biridir hala Zeynep'in Markasor daki mezarı.
Vasiyeti üzerine yaklaşık 70 yıl boyunca mezarı köylerinde bulunan Sey Qaji’yi de unutmadıklarını söyleyen Şare, “Sey Qaji, Dersim’in en büyük ozanlarından, bir ekoldür. Yeri asla doldurulamayacak biriydi. Vasiyeti üzerine buraya defnedildi. Ancak daha sonra yakınları bizlerin, köylülerin hiçbir rızasını almadan kemiklerini buradan çıkarıp Civrak (Sarıyayla) Köyü’ne götürüp bir türbeye sığdırdılar. Onun mezarı bu köyün bir ziyaretiydi. Yeminlerimizi onun mezarının üzerine ederdik. Onu götürdüler ancak eti, kanı, canı bu topraklara aktı. Kemiklerini götürdükten sonra da sanki göktaşı düşmüş gibi uzun yıllardır yattığı bu yerde bu çukuru bıraktılar” diye konuştu.



