Anmaya katılanlar adına Avukat ve Yazar Cihan Söylemez tarihsel ve hukuki sürece ilişkin konuştu. Yazar Hasan Küçük Kırmancki konuşmasında Dere Zuxur Katliamını anlattı. Konuşmaların ardından niyazlar dağıtıldı, çılalar yakıldı kırmızı karanfiller katliam noktasına bırakıldı.

Anmada konuşan Avukat ve Yazar Cihan Söylemez, “Bugün burada, yani Dersim’in Pah/Kocakoç bölgesi Zuğur Deresinde katledilen savunmasız ve sivil canlarımızı rahmet, keder ve üzüntü ile anarken tarih ve hukuk bağlamında sizleri bir hafıza yolculuğuna çıkarmak istiyoruz.

1935 yılında TBMM’de kabul edilen Tunceli Kanunu ile Dersimliler, tüm anayasal haklardan ve tabii haklardan mahrum; hukuksuz, insanlık dışı bir kanun rejimin muhatapları olarak görülmüşlerdir.

Tunceli Kanun Rejimi ile “Dersim; cezalı bölge ve vilayet, Dersimliler ise cezalandırılmış halk” olarak kabul edilmişlerdir” dedi.

Dersimlilerin Cumhuriyet’in kuruluş temelinde üzerlerine düşen yükümlülükleri fazlasıyla yerine getirdiğini belirten Söylemez, “Peki devletten beklentileri ne olmuştur? Dersimliler kendi inançlarına ve dillerine saygı istemişlerdir, anayasada yazılı olan can, mal ve namuslarına ilişkin haklarının korunmasını istemişlerdir. Ne ayrı bir devlet istemişler ne de böyle hayali bir devlet için isyan düşüncesinde olmuşlardır.

Tarihsel vesikalarla sabittir ki, Dersimli 1938 öncesi askere gitmektedir, vergi vermektedir. Şimdi Elazığ denilen o dönemin El-Aziz şehrinde yüzlerce Dersimli öğrenci okullarda okumaktadır. Dersim’de askerlik, vergi ve asayiş noktasında yaşanan sorunların, memleketin diğer köşelerinden o dönem hiçbir farkı yoktur. Ancak bu sorunlar hiçbir şekilde Dersimli’ye şiddet kullanılmasına da meşruluk da vermez.

TBMM’de Tunceli Kanun görüşmelerinin tutanakları incelendiğinde Dersim’de asayişin 1935 yılında normal olduğuna ilişkin ifadeler, meclis zabıtlarında görülür.

Peki Dersim’de asayişi bozan nedir? Dersim’de asayişi bozan, 1935 yılında çıkarılan Tunceli Kanunu’dur.

Tunceli Kanunu rejimi ile 1936 yılı başlangıcıyla birlikte Dersimliler üzerinde bir terör rejimi kurulmuştur. Sınırsız yetkilere sahip bir General’in yönetimine bırakılan Dersim’e, Aleviler’e düşmanlık duyan askeri ve sivil kadrolar atanmış, bu Alevi düşmanlarının nazarında Dersimli’nin nefes alıp vermesi dahi “İsyan ve isyandan ötürü katliam” sebebi kabul edilmiştir.

Özel Psikolojik Harbin bin bir türlüsü 1936’dan sonra Dersimliler üzerinde oynanmış, 1937 yılı itibariyle ülke ve dünya kamuoyuna “İsyan bastırıyoruz” denilerek, Dersim’de suçsuz, savunmasız on binlerce masum insanın canına kıyılmıştır.

1937 ve 38 yıllarında;

1.Dünya Savaşında cephelerde vatan müdafaası için savaşmış binlerce Dersimli yaşlı gazi katledilmiştir.

Elazığ’da okuyan ancak yaz olduğu için köylerine dönmüş yüzlerce Dersimli öğrenci katledilmiştir.

“Sürgüne göndereceğiz” deyip, binlerce insanı kafile kafile toplayıp, acımasızca katletmişlerdir.

Yaşanan vahşeti anlatmaya dil de yürek de yetmez. Katliamdan sağ kurtulmayı şans eseri başarmış bir Dersimli yaşlı büyüğümüz, bana şunu demişti ; “ Buna benzer bir katliamı ne Ruslar yaptı ne de başka yabancı bir devlet. Bir devlet kendi halkının canını, malını korumak yerine kendi halkının canına nasıl kıyar? Nasıl madalya basar? Nasıl övünçle madalya dağıtır? Rus Galip gelseydi bu katliam olmazdı. Bizim geçmişteki tüm emeklerimiz boşaymış ” demiş ve ağlamıştı.

Tunceli Kanunu Rejimi aynı zamanda delilleri karartma, yok etme rejimi olarak işlev görmüştür. Dere kenarlarında katliamların bir nedeni de, toplu mezarların oluşmasını önlemektir. Naaşların ateşe verilerek yakılması da keza aynı planın bir parçasıdır. Buna karşın yine de Dersim’in yüzlerce noktasında toplu mezar yerleri mevcuttur. Çünkü katliamda merminin, zehirli gazın tükendiği noktada on binlerce sivil insan naaşını istedikleri gibi failler yok edememişlerdir.

Tunceli Kanunu Rejimi 1947 yılında kalkmasına rağmen bugüne kadar fiili olarak Dersimliler üzerinde Demokles’in Kılıcı gibi sallanmaktadır. Bu nedenledir ki Dersimliler’in, bu tarz anmalar yapmasına müsait bir siyasal iklim 2000’li yılara değin olamamıştır.

2011 yılında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, “Dersim’de katliam olduğunu” kabul etmiş ve deklare etmiştir. Ancak Türkiye siyasetinin olgunluktan uzak ve acıları istismar eden bir düzlemde, Dersim Meselesini çözümsüz tartışmalara sevki neticesinde müspet olarak bir yol alınabilmiş değildir.

2012 yılında TBMM bünyesinde kurulan Dersim Komisyonu 2015 seçimleri ile işlevsiz olmuştur. 2015 yılında Hozat’ta avukatlığını yaptığım Seka Sure Toplu Mezarının Savcılık soruşturması neticesinde katliama ilişkin pek çok delili, kayıt altına almayı başardık. Buna karşın Erzincan Zini Gediği ve Nazımiye Avlosan Toplu Mezar Soruşturma süreçlerinde ise Yargı, Resmi Tarihin etkisinde hakikate ve hukuka aykırı kararlar vermiştir. Bugün gelinen noktada Dersimliler’in vatandaşlık bağı ile bağlı oldukları devletin yasama, yürütme ve yargı organlarından beklentileri mevcuttur.

- TBMM Dilekçe Komisyonuna 2011 ve 2012 yıllarında müracaat etmiş 5233 Dersimli ailenin talepleri karşılanmalıdır. Dersim katliamı ile ilgili tüm Askeri Tarih Arşiv kayıtları araştırmacılara açılmalıdır.

- Dersimliler’den yazılı özür TBMM İradesi ile dilenmeli ve Dersimliler’in kanayan yarasını, bir nebze sağaltacak özel bir yasal düzenleme yapılmalıdır.

- Resmi Tarihteki “Dersim İsyanı” anlatısı resmi kitaplardan kaldırılmalı, “Dersim Faciası” tarih kitaplarında anlatılmalıdır.

- Toplu Mezar Savcılık Soruşturma süreçleri Hozat/Karabakır/Seka Sure Soruşturma Süreci emsal alınarak müspet sonuçlandırılmalıdır.

- “Tunceli Kanun Rejiminden” geride kalan kriminal bir isim olan “Tunceli” ismi Dersim Bölgesinden resmiyette kaldırılmalı, “Dersim Vilayeti” şeklinde eski ve kadim idari isme resmi olarak geri dönülmelidir.

Bugün bizleri, buraya getiren irade,

Acıları tazelemek değil acıları sağaltmak, hukuk devletinin tesisini sağlamak, huzur ve barış içinde, kardeşlik ve vatandaşlık hukukuna uygun şekilde yaşama azmini pekiştirilmesine katkı sunmayı amaçlamaktadır.

Bu iradeye katkı sunmak için, atalarını anmak için burada toplanan Hard u Dewres’i; Kutsal Dersim Toprağını sahiplenmekten geri durmayan hepinize,

Ataları sizin gibi katledilmiş, sürgüne yollanmış bir ailenin ferdi olarak teşekkür ediyor,

Birliğinizin, ebediyete değin nesiller boyu devam etmesini arzuluyoruz” diye konuştu.