Yeni bir yerel seçim süreciyle karşı karşıyayız. Dersim'de seçim süreci en az bu kış kadar kurak geçiyor. Bu seçim sürecinin bütün süreçlerden neden farklı bir anlam taşıdığını ve doğru bir program olmazsa, olası sonuçları hakkında neden çok kaygılı olmamız gerektiğini Dersim halkının inisiyatifine bırakmak istiyorum.

Dersim, 38 katliamıyla, köy boşaltmalarıyla, yıllardan beri sistematik olarak pek çok açıdan yürütülen asimilasyon politikalarıyla bu günkü koşullarına ulaşmış travmatik bir toplumdur. Şimdi de hepimizin bildiği aslında asimilasyon politikalarının bir parçası olan göç sorunuyla karşı karşıya. Dersim’deki göç sorunu ve asimilasyon artık öyle bir aşamaya geldi ki yerel seçimlerde birbirine dargın olan dahası radikal politik kavgaları olan siyasi yapılar ittifak çatısında birleşme kararı aldı. Her ne kadar bu karar çıkmış olsa da çatışmalar devam ediyor ve ilerleyen zamanlarda, varsayalım yerel yönetim kazanılırsa, bu çatışmaların nispeten alevleneceğini öngörmek mümkün.

Üzgünüm ki ittifakta Dersim'in göç sorunu, kültürel yapısının değişmesi, asimilasyona karşı savunmasız olması, çok gündemde olan ve beklenen depreme karşı gerekli tedbirlerin alınmaması, entegre katı atık tesisinin ÇED raporu sorunu, anadilin yok olması ve bir inanç nosyonu olarak cem evlerinin siyasi çıkarlara alet edilmesi gibi konuların birincil önemde olmadığı ve bu sorunlara karşı somut projelerin olgunlaşmadığı bir gerçektir. Daha çok delegelerin dağılımı, hangi ilçede hangi siyasal örgütün adayının olacağı gibi konular gündemde.

Ortaklaşılması gereken konu Dersim'in gözümüzün önünde yok olduğu gerçeğidir.

Ortaklaşılması gereken konu bütünüyle Dersim’in tarihsel anlamı ve sosyolojik yapısının korunması konusudur.

Ortaklaşılması gereken konu göç veren bu şehrin hangi koşullarda nüfus artışı yaşadığı ve bunun maksadı konusudur.

Dersim halkından, tarihinden ve kaygılarından uzak herhangi bir siyasal yapı ya da ittifak, Dersim'de bir karşılık bulamayacaktır. Sonraki yerel seçimlerde bu başlıkların çözüme kavuşmaması durumunda, herhangi bir ittifak, yerel yönetimi kazanmaya yetmeyecektir. Bu yönüyle bu yerel seçimin çok kritik bir aşama olduğunu görmek gerekiyor.

Tabi bir de Dersim yangın yeriyken, seçimlerde rolü olan aşiretler konusu var.

Siyasal iktidarlara karşı muhalif yapısı ile tanınan ve tarihsel süreç içerisinde seküler yanı her zaman ön planda olan, dahası kimilerine göre "demokrasinin kalesi" olan Dersim'de, aşiretlerin bu kalede sadık ve demokratik birer muhafız olmadıkları artık aşikâr bir hale gelmiştir.

Her ne kadar yapısal olarak Dersim'deki aşiretlerin sembolik bir anlamı olduğu ifade edilse de politik anlamda sembolik bir muhteva içermediği kesindir. Son yerel seçimlerde de bunu gördük, görüyoruz.

Dersim'deki aşiretlerin tutum olarak eleştiriye açık başka bir yanı politik olarak bir istikrarları olmamalarıdır. Solun belki en renkli yapıda olduğu Dersim’de zaman zaman aday ve aşiret çelişkisi ortaya çıkıyor ve daha genel sonuçları olan yerel yönetim kazanımları, aşiretlerin kazanımlarından geri planda kalıyor. Bir toplum düzeni açısından sınıfsal çelişkiyi her fırsatta zikreden kişiliklerin, politik çizgi-aşiret çelişkisi yaşamaları anlaşılır değildir ve Dersim halkı adına üzücüdür.

Dersim'in Kırmanç ve Kızılbaş karakteri yerel yönetimler tarafından yeterince desteklenmedi ve bu konuda ikna edici programların olmadığı da aşikâr. Politik iklim ne olursa olsun yerel yönetimler toplumlara nefes alma alanları kurmakla yükümlü örgütlerdir. Ancak bu karakter, Dersim'de sembolik girişimler dışında programlı bir zemin bulamamıştır. Sistematik bir asimilasyona karşı sembolik çalışmalar yapan yerel yönetimler, bu konuda kendini yenilemek zorundadır.

Her yerde olduğu gibi Dersim'de de sokağın nabzını gerek aşiretlere göre ayrılmış kahvehanelerde gerekse de artık popüler sokak röportajlarında görmek mümkün. Dersim halkının yerel yönetimlere ihtiyacı var çünkü başka nefes alma alanı yok.

Bu halk onurlu bir tarihi olan bir halktır ve yerel yönetimler, bu sürecin ne kadar kritik bir süreç olduğunu anlayarak program oluşturmak zorundadır.

Yazın nasıl geçeceği aslında biraz kıştan belli ancak kurak bir kıştan sonra Dersim halkının serin bir yaza ihtiyacı var.

HAKİKAT