Dersim'e başkalarının olmasını hayal ettiği ve öyle görmek için tanımlandırdığı şehir mi demeli yoksa kadim kültürü, inancı; değerleri ile dirençli bir şehir mi?

Dikkat ettiniz mi toplumsal kriminal olayların yoğunlaştığı şehrimizde popüler, rağbet gören ve saygı duyulan değerler kisvesi değişti.

Cehalet, mafyacılık, adamcılık popüler oldu. Maalesef daha vahim olanı yasaklı madde kullananlar hatta tecavüz suçluları dahi toplum içinde gayet rahat dolaşmaya başladı.

Haksızlık mı yanılgı mı derseniz.

Sokağa çıkıp bir gözlemleyin isterseniz. Basit bir istatistikle ne kadar kriminal geçmişe sahip insan görebileceğinizi siz kendi gözlerinizle görün. Kriminal suçla cezaevinde olanları da istatistiğe dahil edebilirsiniz.

Bu duruma sosyolojik tahliller yapılabilir ancak sosyolojik değerlendirmelerden önce Dersim toplumunun gerçeklerle yüzleşmesi gerekiyor. Bu farkındalık özünü, dokusunu ve mayasını koruması için fırsat olacaktır.

Son süreçlerde popüler olan diğer unsur ise şovmen yerel ve ulusal figürler ile önemli noktalarda bulunan kamu ve yerel yetkililer. Bunlar zararlı bakteriler gibi çoğaldı. Şehrimiz adeta iş bilmeyen ama kendi işini bilen irili ufaklı kamu ve yerel çalışanlarla dolup taştı.

Siyasetle toplumu kendi değer yargılarına çekmeye çalışan; medyatik davranan, kendi çevrelerinde asalak yapıları palazlandıran bu şahsiyetler hatta şahsiyetsizler Dersim yaşam biçiminin kendilerine verdiği rahatlıkla hiç bir ortamdan yapmadıkları; yapamayacakları davranışları hoyratça sergilediler.

“Demokratız, çağdaşız” diye bu parazitlere çoğalabilecekleri fırsatlar verdik. Tabi en acısı arkalarında bıraktıkları pisliklere rağmen onlara törenler düzenlendi. Arşivlere bakıldığında gözyaşları sel oldu. Hızır mertebesiyle bile onurlandırıldılar.

Evet, Gülistan Doku'yu kaybettiler Kaybettik.

Peki, Dersim’in dokusunu koruma azmini ne zaman sağlayacağız? İyi, güzel, nitelikli insanları; özümüzü, değerlerimizi ne zaman kıymetini bilip içimizdeki irini temizleyeceğiz?

Karamsar olmadan yaşam biçiminin kıymetini iyi bilmeli. Gerekli azmi ve duruşu sergilemeliyiz. İçimizde var olan toplumsal değerleri korumalı; niteliği ön plana çıkarmalıyız. Kısaca özü, Doku(yu) asla kaybetmemeliyiz.

Umarım Alişer’in bu dörtlüğü bizlere rehber olur

Aslanlar yurdudur çakallar giremez.

Gerçekler sırrıdır akıllar eremez.

Evliyalar gülüdür zalimler deremez.

Ona bağlıdır yolu DERSİM’İN...

Düzgün DOĞAN