Geldi yine Ramazan bir türlü terbiye edemediğimiz nefsimizi terbiye etmek için.

Tarih boyu tuttuğumuz orucun ruhuna uygun kaynaklarımızı adil olarak kullanmayı hiç beceremedik.

Bakara suresinin 183 ve 184 ayetlerine istinaden

İslâm Alemi her yıl nefsini terbiye etmek, aç'ın halinden anlamak ve empati yapmak için bir ay ORUÇ tutar.

Tuttuğumuz oruç değil, nefis terbiyesinde toplum için ürettiğimiz değer önemli.

Ne doymaz bir varlıktır insan, Ulaştığı her tatmin, yeni bir arzunun tohumudur....Arthur Schopenhauer

Müslüman kardeşliği ile Mümin kardeşliği arasında ince fakat önemli bir fark vardır.

Müslüman kardeşliği aynı safta durmaktır, mümin kardeşliği ise aynı yürekte buluşmaktır. İlki hukuki bir bağ iken, ikincisi ahlaki ve vicdani bir sorumluluktur. Mümin güven veren demektir, Mümin olmak o kimliğin ruhunu taşımaktır. Müslüman ise sadece bir kimliktir..

Müslümanlar asırlardır oruç tutar, fakat buna rağmen oruç tutmayan bir Japonya gibi nefsini tam anlamıyla terbiye edemediği sıkça dile getirilir. Bunun temel sebebi, orucun çoğu zaman şekil olarak kalıp manaya taşınamamasıdır.

Doğruluk yörüngesinde olmayan kimsenin hakikatle ilişkisi yoktur.

Dinin huzur verdiği, manevi destek sağladığı, duygusal ihtiyaç barınağı olduğu, son derece yararlı sosyal bağlar kurduğu su götürmez bir gerçektir.

Dinin insanlar üzerindeki etkisini kaybetmesi insanlığı nihilizmin ( Anlamdan ve değerden yoksun ) kara deliğine sürükleyebilir, dini rayından çıkardığınızda dümen toplumsal cehenneme kırılır.

İslam mantık dinidir, bir ülkeye İslam diyebilmek için, o ülkede İslami kurallar en az ihlal edilmiş olması gerekir.

İslam alın teri ile kazancı helal kılar, haramdan beslenmek bal yemek için kafasını arı kovanına sokmak gibidir. .

Oruç temizliktir, nefsi temizlemektir, unutmayalım en iyi temizlik kirlenmemektir.

İbadet, sadece bir görev değil, bilinçli bir yöneliştir. Şekil yerine getirildiği halde mana ihmal ediliyorsa, bu durum samimiyetin ve farkındalığın zayıfladığını gösterir.

Aç kalmak, susuzluk çekmek, tek başına nefsi eğitmez, asıl terbiye davranışın ve niyetin dönüşmesiyle mümkündür.

Oruç, sadece mideyi değil, dili, gözü, kalbi ve zihni de tutmayı hedefler. Ancak oruç sabır yerine öfkeyi, merhamet yerine kibri azaltmıyorsa, iftarla birlikte eski alışkanlıklar geri dönüyorsa, nefis geçici olarak aç bırakılmış ama eğitilmemiş olur. Terbiye süreklilik ister, bir ayla sınırlı kalan disiplin, yılın geri kalanında da yaşanmadıkça kalıcı etki oluşturmaz.

Sonuç olarak sorun oruçta değil, orucun hayata taşınmamasındadır. Oruç bir davettir, daha ahlaklı, daha bilinçli ve daha sorumlu bir insan olmaya, bu davet kabul edilmediğinde, nefis aç kalır, ama sonuç değişmez.

İlk Ayet oku, geniş anlam içeren bir Ayettir.

Alak sûresi, vahiy bilgisinin insanı olgunlaştırmadaki önemini belirtmektedir. Buna göre yaratanı tanımak, ilmin de dinin de temelini teşkil eder. İlk vahyin “OKU” emriyle başlaması ve bu emrin beş kısa âyet içinde iki defa tekrar edilmesi, okumanın insan hayatında ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

Oku gözle oku, zihinle oku, gönülle oku, kitabı oku, kainatı oku, olayları oku, tarihi oku, yönetimi oku, ülkenin düştüğü durumun temelini oku ve hepsinden öte kendini oku, düşünerek oku, yaşayarak oku, duyarak oku, hissederek oku ve en önemlisi anlayarak oku.

Kitaplar geçmişteki büyük beyinlerin, gelecektekileri beslemesi için yazılması gerekliydi.

Kur’an-ı Kerim’de ibadetlerin amacı açıkça ahlaki dönüşüme bağlanır. Namazın kötülükten alıkoyması, orucun takvayı artırması beklenir. Eğer ibadet, insanın davranışlarında hiçbir iz bırakmıyorsa, sorun ibadetin kendisinde değil..! Niyet–Şuur–Süreklilik üçgenindeki kopukluktadır.

Bu nedenle amacına ulaşmayan ibadet, çoğu zaman yaratıcıyı küçümsemekten değil, ibadeti alışkanlığa indirgemekten kaynaklanır. İnsan, kendi iç dünyasını ihmal edebilir.

Bilimin yalnızca formüllerden ibaret olmadığını, aksine aklın cehalete karşı verdiği tarihsel bir mücadele olduğunu gösteriyor.

Mutluluk ne zaman kalıcı olur bilir misiniz? Ben mevsimi bitip, Biz mevsimi başladığında.

Sen bilmez misin? Hiç düşünmez misin? Dünya fani, Doğarken okunan Ezanın, ölürken kılınan namaz için olduğunu..

Mucize organımız, Beynimizdeki KÖR noktaları aydınlatmak lazım.

Kör noktalar dediğin yer, çoğu insanın bakmaktan kaçtığı, bazılarının da bakmayı göze alamadığı yerdir.

Dikkatini verdiğin şey büyür. Dikkatini çektiğin şey ölür.

Dikkat et ki bir gün gerçekler hayallerden güzel olsun.

Dikkat et çıkmasın göklere ahlar,

Sonra şimşek olup düşer tepene vahlar.

Terbiye et nefsini, yılan olup kimseyi sokma, harap mekanların da baykuşu olma.

Sen Bilmez misin?

Kirli gömleklerin taşa vurularak temizlendiğini..

Sorgulama düşüncenin dönüşümüdür.

İslam filozofları, yedi tür insan belirlemiştir ki onlarla istişare edilmez.

Cahil, yolu şaşırtır.

Düşman, niyeti helâktır.

Hasetçi, nimetin yok olmasını ister.

Gösteriş ehli, ölçüsü hakikat değil, insanların rızasıdır.

Korkak, her fikri kaçıştır.

Cimri, gözü biriktirdiklerinden başkasını görmez.

Ve hevesinin esiri olan, arzusuna karşı duracak iradeye sahip değildir.

Hayat hepimizin ruhunda izler bırakır.

Bazı izler tatlı bir meltem gibidir, geçerken huzur verir.

Bazılarıysa bir fırtına gibi eser, her şeyi yerinden oynatır.

İslam coğrafyasında İslam kardeşliği yok, birbirini yok etmek için düşmanlık var.

İğdiş edilmiş zihinler, KEFARET- i ödenmemiş günahlar var.

Bu günahlar ile hedefe varılır mı?

 

Eşref'i- Mahlûkât; Mahlûkâtın en Şereflisidir..

Esfel-i safilin; Yaratılanların en aşağısıdır..

İnancımız ünlü gangester Al Capone'nin inancına döndü, bilerek günah işleyip günümüz af dinlemekle geçiyor..

Zinadan sonraki Gusül geçerli midir?

Her tuttuğumuz oruçlar nefsimizi törpülemeli,

Törpülenmemiş kalplerin bulunduğu her ten pürüzlüdür.

Asalet ne kadar güzel bir duruştur, davranıştır, ruhtur.

Asalet, yüksek sesle değil, yüksek duruşla kendini gösterir.

Kırıldığında bağırmamak, incindiğinde seviyeyi düşürmemek, haklıyken bile zarafeti kaybetmemektir, Asalet...

Maradona anlatıyor..!

Arjantin’de kiliseye gittim, fakirlere dua eden papaz altın koltukta oturuyordu, dedim duayı bırak, altın koltuğunu bozdurup fakirlere dağıt fakir kalmaz zaten.

Dünya'da dinin temeli, Felsefedir, felsefe sorguya ben kimim ile başlar, bizde ise sen benim kim olduğumu biliyor musun diye başlamadan biter.

Az Felsefe, insanı ateizme yönlendirir ama, felsefede derinlik aklı dine yönlendirir....Francis Bacon

İmam ölüye telkin verirken köyün delisi mezara eğilerek, haramın ve yalanın yoksa korkma der.

Bize dinimizi ve nefsimizi TELKİN etmekle yükümlüler, nefsini terbiye etmiş mi acaba? Sorgular mısınız lütfen.

Tevbe Suresi -34 Ey iman edenler! Din adamlarından pek çoğu halkın mallarını haksız yollarla yemekte ve insanları Allah yolundan alıkoymaktadırlar.

Bu Ayet Din adı altında kurulan zararlı cemiyetlere dikkat çekiyor ve

Enam suresi 159. Ayette uyarıyor

Enam 159. Ayet- Dinlerini bölüp gruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir alâkan yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir.

Gelişen olaylara bakınca insan insanlığından utanıyor.

Bu kadar ahlaksızlık saksıda bile yetişmez.

Bu ülkede sorun aklını yitirenler değil, Ahlakını yitirenlerdir.

Güncel tespit; Hangi kanalı açsan insanlar kavga ediyor, kadın programları bitiyor haberler başlıyor, bu sefer trafik kavgaları ekranları dolduruyor.

Siyaset zaten hep kavgalı.

Her gün soygun her gün cinayet, her gün hırsızlık.

Biz nasıl bir toplumda yaşıyoruz?

Yüz bin camii, her gün beş vakit Ezan , her yıl oruç, hani nerde SONUÇ...?

 

Aykırılığı görmezden gelmek, cümle Alem'de küfür sayılır.

Saff Suresi 8.ayet der ki..!

Allah Nurunu tamamlayacaktır.

Karanlık, kendini güçlü zanneder. Gürültülüdür, baskıcıdır, göz korkutur. Işık ise sessizdir, yayılır ama bağırmaz. İşte Allah nurunu tamamlayacaktır sözü, bu sessiz hakikatin en güçlü ilanıdır.

Son söz karanlığın değil, Işık, eninde sonunda karanlığın içini yaracaktır. Bu ışığı taşıyacak olanlar, işte onlar; Gerçek Müminlerdir.

Vahdet-i Vücut, insanı dış dünyadan iç dünyaya yönlendiren bir farkındalık öğretisidir.

Düşüncelerimiz ve eylemlerimiz akıbetimizi belirler, akıbetimiz ise kaderimizi oluşturur.

Dünya'da artık bedenler değil, okumayı meslek edinmiş beyinler savaşıyor.

Bizi iyileştirecek şey güzel kelimeler ile bezenmiş köksüz yüzeysel ibadetler değil, doğru yere dokunan gerçek ilahi cümlelerdir...

Kireç tutmuş inanç hücrelerimizin bu ramazanda çözülmesi dileğiyle, Hayırlı Ramazanlar..

Necati KÖSE