Festival tertip komitesinin yaptığı yazılı açıklamaya baktığımızda, samimiyetten yoksun ve tamamen Dêsim halkının gelişen haklı tepkisini gidermeye dönük olduğunu görmekteyiz.
Öyle ki, yapılan yazılı açıklama “özrü kabahatinden büyük” dedirten cinsten bir açıklama olmuş; bunu görmüş, okumuş olduk.
Bu son derece samimiyetten uzak, gerçekliği oportünistçe çarpıtan ve Dêsim halkına karşı üstten bir yaklaşımla, resmen halkın zekâsıyla alay eden tutumu kınadığımı belirtmek isterim.
Zira yapılan açıklamanın içeriğine baktığımızda, zevahiri kurtarmak için “çevir kazı yanmasın” taktiğine başvurulduğuna açık bir şekilde tanıklık etmiş oluyoruz.
Samimiyetsizlik, oportünistlik ve yasakçı dayatmanızı başta açıklamanızın içeriğinden görmekteyiz.
Çünkü hala Zaza Women Musıc project kadın grubunun ismini yazmaktan, ifade etmekten imtina ederek, bilinçli bir şekilde yasakçı, dayatmacı ve Lehçeci asimilasyoncu zihniyetinizin gereği olarak kullanmaktan özellikle kaçınıyorsunuz.
Zaza kadın müzik grubunun kamuoyuna yaptıkları yazılı açıklamanın içeriğine dair bir tek satır göremiyoruz.
Aksine, bol çarpıtma soslu, samimiyetin zerresini göremediğimiz bir açıklama okumuş oluyoruz.
Zira kendileri bu konuda pek mahir sayılırlar.
Çarpıtma, oportünistlik, samimiyet yoksunu üstencilik ve halkımızı hafife alma tutumları konusunda kendilerini pek yetkin görmekteyiz.
Oysaki samimiyet taşınsaydı, yapılması gereken çok basitti:
Sorunu kamuoyuna olduğu gibi açmak, Zaza kadın müzik grubuyla yaşanan soruna yanıt vermek ve başta grup olmak üzere halkımızdan özür dileyerek bir daha bu durumun tekrarlanmayacağına dair halkımızı temin etmek.
Fakat bu tertip komitesi bileşenleri, Zazaca’ya karşı inkârcı, dışlayıcı ve yasakçı bir anlayışa sahip olduklarından, ipe un sermeyi tercih ettiler.
Konuya dair aydınlatıcı bir tek kelimeye yer verilmeden, oportünist bir şekilde geçiştirip; samimiyetten uzak ve halkımızı hafife alan tutumlarıyla, kendilerinin yasakçı ve Zazaca’ya, Zaza ismine karşı inkârcı tutumlarını ifşa etmiş oldular diyebiliriz.
Bir de açıklamanın içeriğinde bol miktarda çarpıtma söz konusudur.
Ana dil diyorsunuz da bugüne kadar somut olarak ana dil için neler yaptınız?
Zazaca’ya dair örgütlü, somut bir hak talebinde mi bulundunuz?
Ya da festivallerde eğlence amaçlarının dışında, Zazaca için yaygın bir program mı oluşturdunuz?
Zazaca günden güne hızlı bir şekilde toplumsal yaşamı terk ederken buna karşı net bir tavır mı aldınız, bu yönde herhangi bir pozitif girişiminiz oldu mu?
Tekçi Türkçe dayatmalarına karşı net bir tavrınız ve alternatif bir girişiminiz oldu mu?
Zazaca’ya yıllardır kaynağını ve ideolojik gıdasını inkârcı Türk Güneş-Dil Teorisi’nden alan lehçeci, Kürtçü, asimilasyoncu dayatmalara karşı açık ve net bir tutum aldınız mı?
Dêsim’de lehçeci siyasi tayfa tarafından daha önce de Zazaca’ya ve Zaza ismine karşı benzeri durumlar yaşandı. Bu noktada herhangi bir tutumunuz oldu mu?
Bilakis, sizler her şeyinizi Türkçeye adarken, dengelerin ve konjonktürel değişimin ağırlığına bakarak bu kez de ana dilimiz Zazaca’ya karşı geliştirilen lehçeci, Kürtçü asimilasyon ve kuşatmada stratejik bir ayağı oluşturdunuz.
Bugün de bu abilerinizle birlikte, bu ayakçılığınızla 23’üncü sözde Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nde, Zaza ismine karşı yasakçı ve asimilasyoncu zihniyetinizi Zaza kadın müzik grubu nezdinde bir kez daha açığa çıkardınız.
Fakat kendi lehçeci abilerinizle yaptığınız hesap, Dêsim halkının dikkatinden kaçmayarak, tabiri caizse evdeki hesabın çarşıya uymadığını hep birlikte görmüş olduk.
Zira Dêsim halkı, hâlâ kendi tarihsel kökleriyle ve bu köklerin ana kaynağını, kolektif bilincini oluşturarak tarihsel bakımdan somut bir şekilde vücuda getiren ana dili Zazaca’yla (Kırmançki-Dımıli) bağını koparmamıştır.
Üstelik sizlerin politik ayakçılığına rağmen bu tarihsel bağını kaybetmemiştir.
Buna bağlı olarak diyebiliriz ki: Lehçeci, Kürtçü inkâr, yasak ve dayatma; ve sizlerin politik ayakçılığınızın yanlış hesabı, deyim yerindeyse bu kez Bağdat’tan değil, Dêsim’den dönmüştür.
Başta siyasi kurnazlıkla iplerinizi elinde tutan lehçeci, Kürtçü dayatma ve yasakçı anlayış ile siz politik ayakçıların; ana dilimiz Zazaca’ya (Kırmançki-Dımıli), etno-kültürel kimliğimiz Zaza gerçekliğine karşı inkârcı, yasakçı, yok sayıcı ve asimilasyoncu maskeleriniz birer birer düşmüş oldu.
Ya da “takke düştü, kel göründü” diyelim.
Bu anlamda yaptığınız açıklama, samimiyetin kırıntısını taşımamakla birlikte, Zazaca’ya; Zaza etno-kültürel kimliğine ve Zaza ismine karşı yasakçı, inkârcı, yok sayıcı ve asimilasyoncu dayatmanızın bir kabulü olmuştur.
Ve son olarak, şunun altını çizmek gerekiyor ki:
Dêsim halkı, bu inkârcı, yasakçı ve asimilasyoncu dayatmayı da; sizlerin samimiyetsiz, çarpıtmacı ve oportünist ayak oyunlarını da yutmaz-dahası, yutmamıştır.
Ali Haydar ÇATAKÇİN



