Dersim inancı (Rêya Haq), tarihsel derinliği, sözlü geleneği ve doğa merkezli yapısıyla Anadolu’nun en özgün inanç sistemlerinden biridir. Ancak modernleşme, göç ve sosyolojik değişimlerin yanı sıra, son yıllarda artan fiziksel tahribatlar bu kadim inancı ciddi bir varoluşsal krizle karşı karşıya bırakmıştır.

1. Kurumsallaşma ve "Öz" Arasındaki Gerilim

Geleneksel olarak Dersim inancı, dergahlar veya binalardan ziyade ziyaretgahlar (dağ başları, su gözeleri, ulu ağaçlar) üzerinden yürütülürdü. Günümüzde ise inancın şehirlere taşınmasıyla birlikte "Cemevi" gerçeği öne çıkmıştır. Bu durum, inancın sadece dört duvar arasına sıkışması ve doğa ile olan o kopmaz bağın zayıflaması riskini beraberinde getirmektedir.

2. Definecilik ve Kutsal Mekanlardaki Fiziksel Tahribat

Dersim inancının en büyük yaralarından biri, son dönemde kontrolsüzce artan "definecilik" faaliyetleridir.

* Kutsala Saldırı: "Definecilik" adı altında kutsal mekanlarda kazı yapmak kaydı ile yapılan tahribatlar, sadece fiziksel bir yıkım değil, aynı zamanda halkın hafızasına ve maneviyatına yönelik bir saldırıdır.

* Nişangahların Yok Edilmesi: Yüzyıllardır mum yakılan, kurban tığlanan ve dua edilen ziyaretgahlar, "altın arama" bahanesiyle iş makineleri veya kazmalarla tanınmaz hale getirilmektedir.

3. Kuşaklararası Kopuş ve Dil Sorunu

Rêya Haq inancının taşıyıcı kolu Kırmancki (Zazaca) ve Kurmanci dilleridir. Gülbanklar, deyişler ve beyitler bu dillerle bugüne taşınmıştır. Genç neslin bu dillerden uzaklaşması, inancın felsefi derinliğine erişimi zorlaştırmaktadır.

4. "Ocak" Sisteminin Zayıflaması

Dersim inancının omurgasını oluşturan Pîr-Rêber-Talip ilişkisi, modern yaşamın hızı ve hiyerarşisi altında sarsılmaktadır. Eskiden köyleri gezen, talipleriyle doğrudan bağ kuran pîrlerin yerini şehirlerdeki kurumsal yapılar aldıkça, manevi bağlar zayıflamaktadır.

5. Coğrafyanın Kutsallığı ve Ekolojik Tehditler

Dersim inancı için doğa, tanrısallığın tecelli ettiği bir mabettir. Baraj projeleri, madencilik faaliyetleri ve kontrolsüz turizm, bu "canlı mabedi" tehdit etmektedir. Doğa tahrip edildiğinde, Dersim inancının ibadet alanı da fiilen ortadan kalkmaktadır.

Yazarın Notu:

Bu makalede ele alınan "definecilik" meselesi, sadece bir asayiş sorunu değil, bir inancın hafızasını silme girişimidir. Dersim coğrafyasındaki her taşın, her su kaynağının ve her yaşlı ağacın halk nezdinde bir "sırrı" ve kutsallığı vardır. Define arama bahanesiyle bu mekanlara vurulan her kazma, binlerce yıllık bir kültürel mirasın kalbine vurulmuştur. Bu tahribata karşı durmak, sadece bir inancı savunmak değil, Anadolu’nun ortak kültürel mirasını ve doğasını korumaktır. Unutulmamalıdır ki; bir toplumun kutsalları toprak altında aranan metal parçalarından çok daha değerlidir.

Sonuç Olarak:

Dersim inancı bugün büyük bir direnç ve dönüşüm içindedir. Bu kadim yolun geleceği; hem doğanın korunmasına, hem dillerin yaşatılmasına hem de bu kutsal mekanlara yönelik saygının yeniden tesis edilmesine bağlıdır.

BARIŞ İMRE