Kendi kendimle konuşmayı seviyorum, çünkü tanıdığım en kafa dengim...

Ey kendim sakin ol ve artık rahat dur.

Güneş doğsun diyordun ya. Bak doğdu işte,

İçindeki buzdağları erimediyse halen,

Ya zaman yanlıştır veyahut mekan,

Ne bilim işte belki de içindeki insan,

Hani ille de gidecem diye tutturdun ya!

Bu kafayla gidersen eğer,

Beğenmediğin kıyıdan,

Karşıya geçebilirsin belki Allah büyüktür,

ama şunu bil ki BİLİNÇ kayığın çok küçük ....

Başka gezegenlerde hayat var mı diye merak ederiz, sanki bu gezegende yaşamayı çok becermişiz gibi... Aldous Huxley

İnsanlar mı olaylara göre değişir, yoksa olaylar mı insanlara göre oluşur?

Bizler aslında zihinlerimizi bilinçaltında olumsuzluklara kodladığımız için, olumlamalardan mahrum kalıyoruz. Kafayı boş şeylerle doldurunca dolu işlere yer kalmıyor. Bilinçaltı için 20 yıl önce yaşanan bir olay, ŞU AN yaşanıyormuş gibi tazedir. Travmaların yıllar sonra tetiklenmesi bu yüzdendir.

İnsan bedeni ve elbiseleri gibi zamanla bilinçaltı da kirlenir travmalarla uğraşmamak için onunda temizliğe ihtiyacı var.

Elektrik süpürgesi her ne kadar her şeyi içine atsa da, yine de çekiciliğini koruyor.

Ama insan öyle değil.

Bilinçaltını bilinçli hale getirene kadar, o senin hayatını yönetecek ve sen buna kader diyeceksin..Carl Gustav Jung

Bilinçaltı altı temizliği

Farkında olmadan zihnimizde biriken olumsuz düşünce, inanç ve duyguların dönüştürülmesi sürecidir. Aslında temizlemekten çok, onları anlamak, kabul etmek ve yeniden şekillendirmek daha doğru bir ifadedir.

Bilinçaltına inince konuyu daha iyi anlayıp kendi bilinç altımızla yüzleşmiş olup, bel ki de eksiklerimizi tamamlama imkanı bulmuş olacağız, onun için makale uzun olsa da sonuna kadar okuyun, çünkü bu makale bilinçaltı okyanusunuzda bir damla bile değil. Mademki bu okyanusa daldık, inciyi çıkarmadan geri dönmek yok.

Yoğun bakımda olmadığımız halde bilincimiz niye kapalı.?

Bilinçaltı, insan zihninin görünmeyen ama en etkili katmanlarından biridir. Günlük hayatta farkında olmadan verdiğimiz tepkiler, alışkanlıklarımız ve hatta korkularımız çoğu zaman bilinçaltının eseridir. Çocuklukta yaşanan deneyimler, öğrenilen değerler ve bastırılan duygular burada birikir ve zamanla davranışlarımızı yönlendirir.

İnsan çoğu zaman kararlarını bilinçli olarak verdiğini düşünse de, aslında bilinçaltı bu kararların arka planında sessizce çalışır. Örneğin bir kişiye karşı sebepsiz bir yakınlık ya da uzaklık hissetmek, bilinçaltında oluşmuş eski izlerin yansıması olabilir.

Bilinçaltı aynı zamanda değiştirilebilir bir yapıya da sahiptir. Farkındalık geliştirmek, olumlu düşünce alışkanlıkları edinmek ve kendini tanımaya çalışmak, bu derin katmanı yeniden şekillendirebilir. Bu yüzden insan, kendi iç dünyasını keşfettikçe hayatını da dönüştürme gücüne sahip olur.

Sonuç olarak bilinçaltı, insanın görünmeyen rehberidir. Onu anlamak, aslında kendini anlamanın en önemli adımlarından biridir.

Bilinç Düzeyi

Bilinç, insanın kendisini ve çevresini fark etme kapasitesidir. Ancak bu farkındalık, her insanda aynı derinlikte değildir. “Bilinç düzeyi” dediğimiz kavram, bireyin olayları anlama, yorumlama ve onlara anlam yükleme biçiminin bir ölçüsüdür. Bu düzey, sadece bilgiyle değil, tecrübe, sorgulama ve içsel farkındalıkla şekillenir.

Düşük bilinç düzeyinde birey, genellikle olaylara yüzeysel bakar. Neden-sonuç ilişkilerini derinlemesine sorgulamaz, çoğu zaman kalıplaşmış düşüncelerle hareket eder. Bu durum, insanı başkalarının yönlendirmesine açık hale getirir. Oysa bilinç yükseldikçe kişi, kendi düşüncelerinin farkına varır ve onları sorgulamaya başlar.

Yüksek bilinç düzeyi, sadece akılla değil, aynı zamanda vicdan ve sezgiyle de ilgilidir. Bu seviyedeki bir insan, olaylara tek bir pencereden bakmaz; farklı bakış açılarını anlamaya çalışır. Empati kurar, adalet duygusu gelişir ve kendi iç dünyasıyla daha sağlam bir bağ kurar. Bu da onu daha dengeli ve özgür bir birey hâline getirir.

Mademki canlı çıkamayacağız bu hayatta, yaşa hayatı en güzel fonunda.

Bilinç düzeyi sabit değildir, zamanla gelişebilir. Okumak, düşünmek, farklı insanlarla iletişim kurmak ve hayatın sunduğu deneyimlerden ders çıkarmak bu gelişimi destekler. En önemlisi ise insanın kendine şu soruyu sormasıdır.

Ben gerçekten düşünüyor muyum, yoksa bana öğretilenleri mi tekrar ediyorum..?

Önce düşün sonra taşın..

Sevgi bilgeliktir, Nefret aptallık, beynin sulanması için önce damar kanalı gerek. Hayatın zorlukları insanları felç etmek için değil, kendilerini keşfetmek içindir. Dünya'da güvende olmak için, PÜR-İ PAK fikirlerle günahsız olmak gerek...

Eğer gerçek mutluluğu yakalamak istiyorsak, çekememezliği azaltıp hayranlığı çoğaltmak gerekir.

Nedir bu çekemeyenlerden çektiklerimiz derken, kendi çekemediklerimizi de gözden geçirmemiz gerekir.

Şan şeref isteyenler belki Napolyon'a imrenebilir, ama Napolyon da Sezar’ı çekemiyordu, Sezar ise İskender’i.

El elden üstündür, elde bulunan beyde bulunmaz, herkes kıskanmak için kendinden üstün birilerini mutlaka bulur.

Uçmayı beceremeyenler kanat kırmayı çok severler.

Sonuç olarak bilinç düzeyi, insanın hayatı algılama biçimini belirleyen en önemli unsurlardan biridir. Yükseldikçe insan sadece dünyayı değil, kendisini de daha doğru tanımaya başlar. Bu da hem bireysel hem toplumsal anlamda daha sağlıklı bir yaşamın kapısını aralar.

-Mikro Cosmos, Makro Cosmos-

Büyük Evren'e, makro kozmos, İnsan vücuduna yani bireysel beşeri Evren'e ise mikro kozmos denmiştir.

İnsan beyni mikro bir beyinle, Makro evreni anlayacak kapasitede yaratılmıştır.

Hakikati anlayabilmek için mantığın sınırlarını zorlamak lazım, bu yolda ilahi mantık yormayanlar hayattan ödül almaz, ödü kopar, yanlış eylem ve sizi baskılayan gereksiz ritüeller bilgisizlikten doğar.

Niyet kuvvetli bir rüzgardır, yelkenleri o şişirir, her şeyin başlangıcı niyettir.

Önce zihinsel, sonra fiziksel.

Nahl suresi 44.Ayet- Sana da, hikmet ve öğüt dolu bu Kur'an'ı indirdik ki, kendilerine indirilen gerçekleri insanlara apaçık bir şekilde anlatasın ve böylece onlar da Allah'ın ayetleri üzerinde sistemli bir şekilde düşünsünler diye.

İslami terör örgütü duydunuz değil mi?

Peki, siz hiç Yahudi terör veya Hristiyan terör örgütü duydunuz mu?

İşte insanların bilinçaltına en bariz kirli mesaj, İslam demek terör demektir. Oysa Dünyada bir numara devletleşmiş terör örgütü İsrail’dir.

Ama maalesef bunların içinde düşünme ve sorgulama yeteneği en az gelişen İslam toplumlarıdır, çünkü düşmanlarını devleştiren yani düşmanına silah veren bu topluluktur. Ortadoğu’daki bütün terör örgütleri Emperyalizmin taşeronudur, bu teröristlerin tamamı bu yörenin çocuğudur, çünkü bu yörede kullanılmaya müsait hammadde çok.

Bu hammaddenin çokluğu, yönetimleri tarafından Sömürüye maruz kalan çocuklardır, aslında bu ülkelerde en büyük terörist yolsuzluk yapan bireylerdir. Bilinçaltınız bunu böyle bilsin.

Bilmeden inanma, inanarak bil.

Düşünmeyi başkasının tekeline bıraktıktan sonra okuma ve yazmayı öğrenmek neye yarar?

Aklı gerektiği yerde kullanmayacaksak,

Ne anlamı var ki aklı başında olmanın.

Hayatımızın yarısını uyuyarak geçiriyoruz, diğer yarısını ise uyutularak... Neci Fazıl Kısakürek

Konforundan vazgeçmeyen insan miskinliğe cehalete ve köleliğe davetiye çıkarır…

Köleliğini inkar edenleri Azad edecek efendiler yoktur. Mustafa İslamoğlu

Her insan aslında düşünce denizinde yaşar, beyin ile düşünce farklı şeylerdir her gün her an her şeyi düşünürüz, plan program gidişatı düşünme sonucu eyleme dönüştürürüz. Beyin aslında karaciğerin safra salgıladığı gibi düşünce salgılamaz, düşünce Evrenseldir, düşünce algılayıp bilinçaltına emir vermektir, emir verirken bilinçaltı hiç sorgulamaz, olumluysa olumlu, olumsuzsa olumsuz, proje üreterek geri dönüşüm yapar, yani bilinçaltına ne dersen haklısın der, insanın geleceğine, yaşantısının kalitesine tamamen düşünce gücü karar verir, bu düşünce gücü aynı zamanda bedenin hastalıklarını da tamir eder, işte Dünya’da mutluluğa ahirette cennet hayali bu süper bilinçten geçiyor.

Eğer birey beyninin tüm bölümlerine ulaşabilmişse

Dünya'da ki tüm gömüleri bulmuş gibidir.

Hazırlıklı olarak fırsatları karşılamak ŞANS dediğiniz sıçrama tahtasıdır.

Bir toplumda yerinde sayanlar yürüyenlerden daha çok ses çıkarıyorsa o insan aşılması gereken bir engeldirler.

Bir telefonun onbir rakamı vardır, fakat istediğiniz kişiye ulaşmak için numaraları doğru sırasına göre kodlamak gerek.

Aynı şey beyin ve sinir sistemi içinde geçerlidir, en sağlıklı sonuçları alabilmeniz için beyindeki gerekli bölgeye ulaşmanız lazım, insanların karşılaştıkları sorunlara göre çözüm bölümleri beyinde bilinçaltı olarak mevcuttur, Bilinçli zihin saniyede 5-9 adet kadar veri alabilmekte iken bilinçaltı saniyede 3 milyon veri alabiliyor

Sadece rüyalarla bağlantılıymış gibi davranılan bilinçaltı esasında bizi bizden iyi bilen ve yöneten bir kumanda merkezi gibidir. Çoğunlukla uyku sırasındaki fonksiyonları kontrol ettiğinden beynimizin gece vardiyasında çalışan bir personeli olduğunu söylemek de mümkün.

Anadolu'daki bir tabir vardır, hele bi uyuyup uyanalım derler büyükler, çünkü bilinçaltı gece soruna en mantıklı çözüm arayacak ve mutlaka bulacaktır.

Beynimizin ihtiyaçları oksijen, yeme, içme, besin yanında başka insanlara da ihtiyaç duyar, tecrit edilmek beyni olumsuz etkiler, iletişim insanların önemli yaşam kaynağıdır, yaşlıların terk edilmesi tecrittir, yalnızlaşan beyinlerde bunama belirtisi başlar, çocuk düşe kalkar büyür, yaşlı düşe kalka ölür.

İnsanlar büyüdükçe istekleri küçülürmüş.

Beyniniz ile tanışın, cehaleti yürekten inkar edenler, zamanla bilinçaltını kandırmışlardır, aksini ispatlamaya beyin kendini kilitlemiştir.

Üst akıl veya yapay zeka nedir? Bunlar yenimi çıktı, peki Dünya’da bu kadar bilgiyi, bu kadar din’i bu kadar totemi, kim oluşturdu dersiniz?

İnanç epigenetik yaklaşım sonucu inançlar beyin yıkama sonucu oluşur, yani din atadan miras kalır ve sen bu mirasların köküne inmeden ömrün sonuna kadar savunursun, beyinler doğuşta dışarından hiçbir program yüklenmemiş bilgisayar gibidir, hangi dini, hangi dili, hangi töreyi ve bilgiyi yüklersen geri dönüşüm onu verir, Evrimsel ve mahalle baskısının sonucu biçimlenen içgüdü bizi toplumsal kalıba sokar, davranışlarımızı disipline eder, onun için insanlar yaratıcı tarafından gözlendiklerini hissettiklerinde daha dürüst ve DÜZGÜN olurlar.

Cennet vaadi insanın ümitsizliğe düşmesini önler ve beynin çözüm üretmesine yardımcı olur, Sosyolog Tiger’e göre olumlu toplumlaşma, sosyalleşme dinsel törenler en sakinleştirici seanslardır, dini duygular sosyal beklentilerin haz ve arzuları ile beyinde dopamin ve seretonin salgılar, beyin sakinleşir iç huzura erişir, Dean Hamer, transa geçme relaks olma, dış Dünya’dan kopabilmek için Tanrı geni olan ve monoamines üreten genin etkili olduğunu söyler.

Yani Din bir insan için DİSİPLİN demektir. Dindar insan tabiri yanlış bir tabirdir, doğrusu DÜZGÜN insandır.

Her dinde yerden bitme tarikatlar da oluşmuştur, bunların liderleri cennete VİZE veren büro şefidir.

Bunlar kendi saltanatlarını gölgelemek için, müritlerinin saltanatını öbür Dünya'ya erteleyerek sürekli umut pompalarlar.

Fakirlere de bir şeyler vadetmek gerekiyordu, ama bu dünyadan değil... Napolyon Bonapart

Sorgulama beyinde şimşek çaktırır, hayatında ki parazitleri temizlemek için, o yıldırımın ışığından akım almak lazım.

Meditasyon namaz ayinler beden ile ruhun iletişimi dertleşmesi, zihinsel sorunlara çare araması geleceği tayin etmesidir, sonuç Tanrı’nın yarattığı beyin Tanrı'yı tanımamazlıktan gelemediği için din duygusu ve ihtiyacı ortaya çıkar, bu duyguyu yetersiz ebeveynler ve hocalardan değil, kendini yetiştirmiş gerçek bilim ve ilim adamlarından öğrenenler kendi cennetini yaratır ve yaşar.

Çünkü insan bulunduğu ortamı cennete çevirmediği sürece gideceği her yer cehennemdir.

Yani yaradan İsra 13. ayette belirttiği gibi herkesin kaderini kendi gayretine bağlı kılmıştır.

Hastalıklarınıza ve temelsiz inançlarınıza fazla taviz vermeyin yoksa tepenize çıkarlar. Hastalıklar önce ruhumuzda başlar sonra bedene sirayet eder, mutluluk yolunda canınızın istediği yönde her şeyi olumlu düşünün, kendinizi asla günahkar görmeyin, Yaradan sizi kâinata cezalandırmak için göndermedi, siz kendi düşünce yapınız ile kendinizi cezalandırıyorsunuz, din duyguların akla egemenliği, felsefe ise aklın duygulara egemenliğidir, din evrensel dinler bölgeseldir , Asya ve Afrika kıtalarının geri kalması felsefi düşünce değil, dinsel düşüncenin ürünüdür, halkı din ile yönetmek yöneticilerin işini inanılamaz derecede kolaylaştırır, ve sömürüye açık hale getirir, her yönetim halkını insanların bilinç düzeyine göre hakkettiği şekilde yönetir.

Korku ve baskı ile yönetenler kaybeder, bilinçli yönetimler kazanır.

Kuran'ın bütün kaynakları servetin toplumun bir kutbunda yığılmasını, ve öbür kutbun sefalete terk edilmesini önleme amacı güder....Roger Garaudy

Önce filozof ol, sonra siyasetçi olursun der... Platon

Kendini aydınlatamayan halkını ne ile, nasılsın aydınlatsın..?

Onun için sorgulayarak meltemi kuldan gelen yel'e değil, Rahmeti gökten gelen güce BİAT gerek.

Sorgulama yeteneğini olmayan toplumlar din ile sömürülür, çünkü Talep Arz-ı doğurur. Bir ülkede din adamları bilim adamlarından fazla ise, o ülkenin geri kalması kaçınılmaz, cehennem aşınılmazdır, bunun canlı örneğini gün yüzü görmeyen, fakirlikle boğuşan, sürekli -İÇ - Sömürüye maruz kalan ülkelere bakarak anlarsınız.

Eklentili aşırı dindarlık içi boş din adamlarının süksesini saltanatını artırmaktan ileri gitmez.

Maneviyata uyanık olmak gerek, kanun eğrilikten doğar, dürüst insanlara kanun gerekmez..

Eğer bilinçaltınızı sağlıklı pozitif olumlu bilgiler ile doldurmazsanız, kuş olup uçacağınıza ağaç olup kök salarsınız, sakın bilinçaltınızda hayırsız otları gübrelemeyin.

Başınıza gelmekten korktuğunuz ne varsa, düşüncenize format attığınızda o gelmeyecek, cesaret kapıyı açtı, korku bırakıp kaçtı.

Evrende en büyük ziyan sorgulama yeteneğini yitirmiş beyinlerdir....Albert Einstein

Olumlu düşünceyi hayal gücüyle sürekli beslemeliyiz, bunu hafife almayın bu yaşamın dinamosudur.

Bilgiden uzak kalmak karanlık ve sessizliğe gömülüp zamanla yok olmaktır..

Dikkatinizi neye yoğunlaştırırsanız siz o sunuz, hiç dikkat ettiniz mi canlılar bulundukları mevkiinin rengini desenini niye alırlar, mesela normalde Tavşanlar çoğu bölgelerde dağ rengi kahverenginin tonları ile renklendirilmişken, kutup tavşanı, kutup tilkisi ve ayıları neden beyazdır? İşte bulunduğu mevkiinin rengini seyrederek düşünce gücüyle kendisinin hangi renkte olması gerektiğine bilinçaltına oradan da yaradanına mesaj göndermekle kazanmıştır. Bölgenin çiçekleri derinse o bölgenin kuşlarının gagası uzun olur, sivrisineği bol olan bölgede hayvanların kuyrukları uzundur, soğuk bölge hayvanlarının tüyleri uzundur, davarı olmayan dağların otları kısadır, otçul hayvanların olduğu bölgede denge için etçil hayvanlar mutlaka vardır, EKO SİSTEM' i zincirlemeler oluşturur, insan yaşadığı yere benzer derler, Karadeniz insanı da doğası gibi çılgındır, Dünya’da uçsuz bucaksız iki gizemli sıradağlar vardır , bunlar AND dağları ve HİMALAYA lar dır. Buralarda yaşayan insanlar dahil tüm canlılar çok çetin hayat mücadelesi veririler, bu mücadele ancak inanç ve düşünce gücü ile verilir.

İnsan ölümlü bir Tanrı, Tanrı ise ölümsüz bir insandır, der bazı Gurular.(Budist akıl hocası)

Adem'i kendi suretimden yarattım. Hadis-i Şerif

Tanrı canlıların içgüdüsünden aldığı ihtiyaçlar mesajı vasıtasıyla yaratır.

Hz. Yakup’un amcası sürüdeki benekli doğan hayvanların hepsini sana verecem der, birkaç hayvan benekli yavru doğar ancak Amca bunları Hz. Yakup a vermemek için saklar, Hz. Yakup ta meranın her tarafına benekli kamışlar diker, gelen yıl hayvanlar bu benekli kamış otlağına baka baka bütün yavrularını kamufle olsun diye benekli doğurur.

Allah hangi canlının neye ihtiyacı varsa onu verir, bir insanın gerçek manada Allah'ı tanımak için başta Anatomi, Astronomi, Biyoloji, Zooloji, Fizik Felsefe ve Kâinattaki düzenin işleyişini bilmesi gerekir.

Allah’ı tanımak bilginin yanında bakış açısıyla olur. Çok şey bilip göremeyen de vardır, az bilip hakikati bulan da.

Bütün insanlar yaradanına düşünce gücüyle ulaşır, onunla iletişim kurar, düşüncesini yönetemeyen insan hiçbir şey yönetemez. İnsan yaratıcılığı değiştirme ve adapte etme yolu ile oluyor, hangi güçle elbette ki yaratıcısı Allah’ın gücüyle, işte insanoğlu ruh üstü süper güç düşünce gücüyle aslında devamlı olarak gerçek yöneticisi gerçek ilahı ve kutsal yaradanıyla beraber başarıyor, bu başarıda gizemli organımız Epifiz bezinin katkısı büyük, hani şu 6.his üçüncü gözü temsil eden organımız. İşte bu hat İlahi hattır.

Çarpıcı bir örnek

Dikiş Makinası

Dikiş makinasını icat eden adam olarak bilinen ABD’li Walter Hunt imal ettiği dikiş makinasını defalarca denemesine rağmen bir türlü kumaşı dikemeyince sürekli dua ederek Yaradandan yardım istiyordu..

Yine bir gün geç saatlere kadar çalışıp yorgun düşüp çalışma masasında uykuya daldığı gece , rüyasında Kızılderililer bunu direğe bağlamış etrafında dans ediyorlar, kabile reisi mızrağı burnunun ucuna dayayarak bana bak..! Derhal bu makinayı dikiş diker hale getir, yoksa şu mızrağı kalbine saplarım der, o sırada Walter’in gözü mızrağın ucundaki deliğe takılır ve birden sıçrar. Hemen makinasına takılı dip kısmından deldiği iğnesini uç kısımdan delerek ipliği takıp ayaklarıyla makinayı harekete geçirdikten sonra makina dikmeye başlar ve gece yarısı tüyleri diken diken olur, biraz da ürperir, ellerini yukarı kaldırarak, ey Tanrım sana ne kadar teşekkür etsem azdır, Walter çalışana Tanrı'nın da yardımcı olduğunu ve insanlık için icat çalışmaları yapanlar, düşünceye yoğunlaşma gücü ile iletişim kurdukları Tanrı tarafından daha çok sevildiğini ve yardımın esirgenmediğini söyler...

Beynimiz de tıpkı ağaç, atmosfer ve yer kabuğunun katmanları gibi kat kattır, içeri bilince gittikçe öğrenme artar, kalpler yumuşar, hoşgörü ve empati oluşur. Çerçöp üsttedir, inciler altta, işte bilinçaltımız da beynimizin altında en değerli incidir aslında, yeter ki gereksiz çöpleri oraya atıp ta çöp kamyonu yapmayalım.

Umutsuzluk büyük bir inançsızlıktır.

İki tutuklu hapishanenin penceresinden dışarıyı izliyor, biri gökteki martıyı izlerken, diğeri yerdeki pisliği izliyordu.

Gözler ayaklarımızın feneridir.

Göz nereye baksa ayak oraya gider.

Bilinçaltının özüne inmeyenlerde, bilgi kafatasına çarpar geri döner.

Maneviyat bir toplumda birleştirici değil de bölme ve sınıflandırma işlevi kazanmışsa orada inanç illegal yoldadır.

Sen kim olduğuna karar vermediğin zaman, senin hakkında karar verecekler kuyruk oluşturur...

Her din Tanrıya selam gönderir, kimisi ezanla, kimisi çan la, , kimisi totemle, kimisi dans ve davulla, her insan gökten düşen elmanın bir parçası Allah’ın bir kuludur.

Kendi inancınızda başka inançları yok sayacak kadar kaybolmayın, Allah'ın soracağı soruları da yetkinizi aşarak sormayın.

Mezopotamya coğrafyasında yaşıyorsan Fırat'ı Dicle'yi ve Nil nehrini bilebilirsin, ama bilmiyorsun diye Amazon'u ve Missisipi’yi yok sayamazsın.

Millete DİN adı altında KİN pompalayanlarda inanç arama.

Gösterişli dindarlığın ne evrene ne doğaya ne de ilahi sisteme bir faydası yok, hayatı iyi öğrenin insan insanı kandırır ama hayatı kandıramaz, soykırımı karnavala dönüştürenler, ALLAH'ı görmezden gelen, yok farz ederek hareket eden meczuplardır..

Bunlar ıssız bir yerde rastlasa, tıpkı çocuklara yaptığı gibi Pollyanna'ya bile tecavüze yeltenecek pedofili, bedeni abdestli, beyni cenabet yaratıklardır.

Aşk ile gönülden gelen gözyaşı ile yapılan ibadet, hoşgörü oluşturup kalbin pasını silip temizlemiyor ve gönülde gökkuşağı doğurmuyorsa, o kalp pürüzlüdür, o gözyaşı ya soğan doğrarken gelmiştir, veya timsahın avını yutarken zorlandığı zamanlarda gelen gözyaşıdır, bu gözyaşlarının görüntüsü aynı olsada içeriği ve kimyası farklıdır.

Unutmayın KÂİNAT'ta bütün gözyaşları aynı renktedir.

Sonuç olarak

Bilinçaltına telkin sözleri, zihni olumlu inançlarla yeniden programlamak için sürekli pozitif duygular taşımak, bilinçaltı temizliğine katkı sağlar.

Sloganımız;

Ben başarısızım yerine, Gelişiyorum öğreniyorum ve İlahi kurallar çerçevesinde iyi insan olmaya çalışıyorum olmalı.

Nasılsın? diye soranlara, biz yine de iyi diyelim, belki işe yarar.

İşe yarar çünkü etrafa yaydığımız frekansların bilinçaltından bize geri dönüşümü var, hani ne ekersen onu biçesin ya.

Don Miguel Ruiz

Dört Anlaşma: Toltek Bilgelik Kitabında, bireylere özgürlük, mutluluk ve iç huzura ulaşmaları için dört basit ama güçlü prensip sunar.

Sözlerine dikkat et, kişisel algılama, varsayımda bulunma ve her zaman elinden gelenin en iyisini yap. Kitap kendi zihnimizle yaptığımız anlaşmaların bizi neşeden mahrum bıraktığını ve bu anlaşmaları değiştirerek hayatımızı dönüştürebileceğimizi anlatır ve şu nasihatte bulunur.

Dedikodu yapmamak üzere kendine SÖZ ver, geri dönüşümün muhteşemliğini yaşa..

İnsanlarda kusur bulmak için çırpınanlar, ömür boyu can çekişirler.

İnsani ilişkileriniz yokuş yukarı değil bayır aşağı olsun.

İçiniz güzelse, gerisi hallolur.

Bilinçaltından KALP'e gelip vicdan süzgecinden süzülen, rehberi takip et, o sana gerçek yolu ve HAKİKÂTI fısıldayacaktır......

Ölümde var...! Ama baharda intihar yasak.

Martaa, Marta, Marta... Beni bırakma marta, Ocak’a bırak, Şubat’a bırak, ama Mart’a bırakma martaaa...

Tezgâhı kurmadan GEÇTİ ömür pazarı , haydi attaaa.

Son söz: Beyninizi sessize alın, yavaşlayın, gözlerinizi kapayın, şimdi bilinçaltı çöplüğüne inin moralinizi bozan ve gücünü sizin onu zihinsel olarak kabul etmenizden alan, bütün olumsuz düşüncelerinizi buruşturup atın bir daha bu düşünceleri sakın arşivlemeyin ve sizi üzen herkesi affedin, şimdi çıkabilirsiniz.

Bilinçaltınızdan bir istekte bulunmadan da asla uykuya dalmayınız..

Penceresi kadar düşer eve GÜNEŞ ışığı...

Yazmaktan sıkıldım, ne haliniz varsa görün, ben okey oynamaya gidiyorum..

Necati KÖSE