Sevgili okuyucular önce bir kaç soru sorarak konuya dikkat çekmek istiyorum;
Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan arasında ön imza edilen Mekke Ortak Savunma Anlaşması, TBMM’de onandı mı?
Zira onanmadıysa Türkiye bu anlaşma hükümlerini hukuken ve fiilen infaz edemez. Şu an eldeki bilgilere göre bu anlaşmanın, TBMM’de onaylanmadığı görülüyor.
Yemen’de 1. Cihan Harbinde Osmanlı Ordusu ile omuza omuza çarpışan dost müttefik Yemenli Zeydiler’e, Türkiye’nin ahde vefa yerine aksi politika izlemesi anlaşılır olabilir mi?
Türkiye, savaşı önlemeli ancak taraf olmamalı. Anayasa madde 90 hükümleri çok açık. Anayasa’nın öngördüğü şekilde TBMM’de onaylanmayan bir savunma anlaşması hükümlerine göre Türkiye’nin dış politikada bir savaşın tarafı olması, Anayasa ile bağdaşmaz.
Sorulara devam edelim;
7 Ağustos 2026 imza tarihli tarafları Türkiye-S. Arabistan -Pakistan olan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, bir Modern Dönem İdrisi Bitlisi İttifak Güncellemesinin Sonucu mu?
Mekke Anlaşması gereği Türkiye ve Suudi Arabistan arasındaki anlaşma savunma/yardım hükümlerinin devreye sokulduğu son haber akışlarından anlaşılıyor. Ancak burada Anayasa’nın 90.maddesi gereği TBMM iradesi yine gözetilmiyor.
Türkiye’nin bu anlaşma içerisinde olması bir ABD talebi mi, değil mi? Cevap bekleyen başka bir husus.
Ancak en son böyle bir ittifak 16.yy’da Osmanlılar-Özbekler- Moğol-Babür Hint İmparatorluğu arasında Kızılbaş Safeviler’e karşı oluşmuş veya oluşması için gayret sarf edilmişti.
Bir başka soru;
Türkiye Hariciyesinin bir nevi Sünni NATO merkezli bir askeri savunma politikası içerisinde olması, Türkiye’de Kürt Meselesinin İdrisi Bitlisi aklıyla çözülmesi tartışmalarından bağımsız okunabilir mi?
Tüm bu sorular karşısında Türkiye Hariciyesinin şu tarihsel durumu da hesaba katarak bölgede barışa katkı vermesi gereklidir;
1) 1. Cihan Harbinde (1914-1918), Yemen’in Zeydi cemaati, Osmanlı ordusu ile müttefik olarak isyancı Şerif Hüseyin ve İngilizler’e karşı harp etmişlerdir.
2) Yemenli Şii Zeydiler’in bu desteğine rağmen Şerif Hüseyin’in etkisindeki çeşitli Sünni Arap Kabileleri Mekke ve Medine’yi Osmanlı’dan koparmak için Osmanlı Ordusuna hücum etmiş, Osmanlı ordusu bu isyanın neticesinde bölgeden çekilmek durumunda kalmıştır.
3) Mekke Anlaşması bir “mezhep” ittifakı ise bunun sonuçlarından İslam Dünyası, yarardan ziyade zarar görecektir. İsrail’in soykırımcı hükümetinin stratejik çıkarları olası böyle bir mezhep ittifakının sonuçlarından ziyadesiyle yararlanmak isteyecektir.
4) Osmanlı’nın hukuken sona ermesi sonrası dış borçlardan en az mesul olan devletlerden biri, S. Arabistan olmuştur. Oysaki Osmanlı’nın son döneminde gerek tren yolları gerek diğer yollardan en fazla maddi kaynak harcadığı yerlerden biri de Arabistan’dır. Lozan sonrası Arabistan’ın cüz’i bir borcu ödemesi karşılığında Arabistan’ın devasa petrol yatakları ise İngilizler’in denetimine geçmiştir. Osmanlı dış borçları adil paylaşılmamış, Türkiye, Osmanlı borçları ile fakirleşirken S. Arabistan, Osmanlı Petrol Yatakları ile zenginleşmiştir. Bu verileri de dikkate alarak ifade etmek gerekir ki, bugün S. Arabistan’ın dahil olduğu bir mezhep temelli ittifakın neticeleri tüm bölge için yıkıcı sonuçlar doğurabilir.
5) Türkiye’nin Yemenli Husiler’e karşı, karşı safta olması yerine, Yemen ile Arabistan arasında savaşı sona erdirici adımları atması arabulucu olması gereklidir.
6) 16.yy dünyasının mezhebi ittifak çalışmalarının güncellenmesinin kimseye yararı yoktur.
Ve son soru;
Mekke Sözleşmesi ile İmralı’nın Yavuz-İdrisi İttifakı açıklamaları arasında sizce bir bağ var mı?
Yoksa tesadüf mü?
Bence tesadüf değil.
X/Twitter platformunda Dem Parti Milletvekili aynı zamanda Kürdistan Komünist Partisi Başkanı olduğunu çeşitli haber mecralarından öğrendiğim Sn. Sinan Çiftyürek’e şu soruyu sordum;
“ Sinan Bey, Komünist bir Kürt olarak 16.yy referanslarına, Yavuz-İdrisi Bitlisi iş birliği güncelleme söylemlerine karşı düşünceniz nedir?”
Dem Parti Milletvekili Sn. Sinan Çiftyürek’in cevabı şöyle oldu;
“Cihan bey bunun Pakistan, Türkiye, Suudi Arabistan Sünni bloku ile bağlantısı var.”
Sn. Sinan Çiftyürek’in bu cevabından anlaşılıyor ki, Türkiye’de İmralı merkezli 16.yy referans söylemlerini Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında okumak gerekiyor.
Dem Parti Milletvekili Sn. Sinan Çiftyürek’in kısa ama özlü cevabı yeni bir tartışmanın kapısını açacak gibi görünüyor.
Tarihçi-Yazar
Cihan Söylemez


