{ "@context": "http://schema.org", "@type": "NewsArticle", "mainEntityOfPage": "https://www.dersimekspres.com/yazi/bize-ali-gerek-19.html", "headline": "Bize Ali Gerek!", "datePublished": "2022-11-23T15:28:00Z", "dateModified": "2022-11-23T15:28:00Z", "description": "", "author": { "@type": "Person", "name": "HÜSEYİN KAYA" }, "publisher": { "@type": "Organization", "name": "https://news.google.com/publications/CAAqLQgKIidDQklTRndnTWFoTUtFV1JsY25OcGJXVnJjM0J5WlhNdVkyOXRLQUFQAQ?ceid=TR:tr&oc=3", "logo": { "@type": "ImageObject", "url": "https://www.dersimekspres.com/files/uploads/logo/1ee0fbefe4.png", "width": 110, "height": 22 } }, "image": { "@type": "ImageObject", "url": "https://www.dersimekspres.com/files/uploads/user/72b1e539fe22caf9729d99308755d1e7-417fdb0a7e03187975d3.jpg", "width": "800", "height": "800" } }

Bize Ali Gerek!

HÜSEYİN KAYA

23-11-2022 15:28

İmam Ali “Zaman ibret aynasıdır” diye buyurur. İşte içinde bulunduğumuz bu zaman diliminde yaşanılanlardan payımıza düşeni, biz Alevilere giydirilmek istenileni, yaşanılan gariplikleri, ibretlik olayları ele almadan rotamızı, menzilimizi belirleyemeyiz. Ve gideceğimiz nokta inkârdır, ihanettir. İşte zaman denilen bu aynada kendimize bakmanın tam da zamanı.

Bir açılımdır almış başını gidiyor. Ve bu süreçle beraber yapılan Alevi tanımlamaları, ibretliktir. Yine açılım süreciyle beraber hükümetin muhatap aldığı kişi ve kurumlar da düşündürücüdür. Aleviliğin İslamiyet’ten önce de var olduğunu söylemek, Ehl-i Beyt’i, İmamı Ali’yi ve on iki imamları reddetmek olur ki bu inkar ve ihanetin Aleviliği ve Alevileri götüreceği noktanın kanıtıdır, sanırım. Aleviliğin Hz. Ali’nin velayetiyle başlayarak günümüze kadar gelmiş bir inanç sistemi olduğunu kabullenmeyen, Aleviliği öteye beriye yamamaya çalışan tezgâhtarlar, aktörler, rantçılar hep ola gelmiştir. Kendilerinin ideolojik tatminsizliklerini yaptıkları Alevilik tanımlamalarıyla gidermeye, aydın taklidi yapmaya çalışan, işbirlikçi bir yapılanma geliyor. Hem de kurumsallaşarak.

Görülüyor ki, bir tanımlama kabızlığı yaşayan, aslında Alevilikle ilgisi bulunmayan bu sahte Alevi aydınlarının görevi, beyinleri kirletmekten başka bir şey değildir. Onların tanımlamaya, yapmaya, yaymaya çalıştıkları Alevilik; aslında bir türlü bir temele oturtamadıkları başka bir şey olsa gerek. Aleviliğin orijinlerini bilmeden, tanımadan yapılan her tanımlama eksiktir, yanlıştır. Ancak yapılanlar bir yanlışlık ve eksiklikten öte, bir saldırıdır. Çünkü yapılanlar Alevileri İslam’la buluşturan bağları, temel taşları inkardır. Kur-an’sız- Ehl-i Beyt’siz on iki imamsız bırakılan bir Alevilik, ”Alevilik var olmak için İslam’a hiçbir zaman gerek duymadı” diyen yazarın mantığına uygun bir tanımlama olur ki zamane iblisleri için de bayram olur. Aslında bu tiplere en güzel cevabı Yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed (sa) vermiştir. ”Ali’yi yalnız müminler sever, o’na yalnız münafıklar buğzeder.” Dahası var mı?

Yapılmak istenilen şey bellidir. Alevileri kuşatmak. Bilinçlerini, sevgilerini kirletmek. Daha ilerisi İslam’la bağlarını kesmek. Bunu da hayatın her alanında ve her türlü aracı kullanarak yapmaktan geri durmuyorlar. Aleviliği ayrı bir din, bir yaşam biçimi, bütün dinlerin harmanlandığı bir inanç, felsefedir yaygaralarıyla içimizdeki umudu, inancı boğmaya çalışan bir durum, bir muamma ile karşı karşıyayız. ”Aleviyiz çünkü Ali’yi, Ehli Beyti, on iki imamları seviyoruz! Aleviyiz Kur-an’a bağlıyız.” Bu feryatlarımız ya duyulmayacak kadar cılız ya da oluşturulan duvarlara çarpıp zamanın derinliklerinde yitip gidiyor. Duyuramıyoruz kendimizi, anlatamıyoruz, ya da anlamak istemiyorlar bizleri. Resmen düşlerimiz çalınıyor, geleceğimizin boğulmasına tanıklık ediyoruz.

Evet ya bütün bu olanlara, olumsuzluklara tanıklık edeceğiz, ya da “ biz de varız.” Diyerek sesimizi duyurmanın yollarını, yöntemlerini, yasal zeminlerde aramaya çalışarak, inkârcılara ve bizleri inkârın kucağına zoraki iten, İslam’la aramıza set çekmeye çalışan sahte Alevi önderlerine var olduğumuzu kanıtlamanın mutluluğunu yaşayacağız.

DİĞER YAZILARI Kerbela 01-01-1970 03:00 Kadına Yönelen Sözün Ağırlığı 01-01-1970 03:00 Munzur'a Yaslanan Düşler 01-01-1970 03:00 Eleştiri Kültürü ve Toplumsal Olgunluk 01-01-1970 03:00 ALEVİLER 01-01-1970 03:00 Aleviler Neden Bir Araya Gelemiyor? 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Gerçek: Saldırgan Kim, Hedef Kim? 01-01-1970 03:00 SAVAŞ ÇÖZÜM MÜ? 01-01-1970 03:00 Tahtın Gölgesindeki Kutsal 01-01-1970 03:00 Kimiz Biz? 01-01-1970 03:00 Bu Savaş Kime Yarar? 01-01-1970 03:00 Rengini Yitiren Bir Yıl 01-01-1970 03:00 Yüreğimiz Bir Bağ Bozumu 01-01-1970 03:00 Zaman Susmalarımızı Susturuyor! 01-01-1970 03:00 GÜZ MEVSİMİ BİR YOLCULUKTUR 01-01-1970 03:00 Suriye’deki Alevi Katliamları ve Uluslararası Sessizlik 01-01-1970 03:00 Alevileri Seçilmiş Kurban Görmek 01-01-1970 03:00 Zulme Baş Kaldırışın Yeridir Kerbela 01-01-1970 03:00 ALİ DOSTLARI VE HER DÖNEMİN YEZİTLERİ 01-01-1970 03:00 Biz Aşığız Kör Değiliz 01-01-1970 03:00 Ortadoğu Gerçekliğini Kavrayamamak 01-01-1970 03:00 TARİH TEKERRÜR MÜ EDİYOR? 01-01-1970 03:00 Zihinsel Temizlik Adına Zihinleri Kirletenler 01-01-1970 03:00 Bir Yer Varmış! 01-01-1970 03:00 Farklılıklarımızı büyüterek yaşıyoruz 01-01-1970 03:00 BEN KERBELAYIM 01-01-1970 03:00 İdeolojik kalıplar ve dinsel milliyetçilik 01-01-1970 03:00 Fincancı Katırları… 01-01-1970 03:00 Tarihi Gerçekleri Kirletmek 01-01-1970 03:00 Sıkıldık Resmen 01-01-1970 03:00