Yoz ve bir o kadar da aşağılık bir sürecin içerisinden geçmekteyiz. Kötü ve aynı zamanda ezberlenen bir yaşamın içgüdüleriyle olay ve olgulara bakıyoruz. Etrafımızda gelişen olaylara bakarken, bu ezberletilen bakış açısının dışına çıkmak aklımıza dahi gelmiyor.
Nedense insanlar kendi hayatlarını yönlendirmede, söz sahibi olmaktan gittikçe uzaklaşmaktadırlar. Bellekleri silinmişçesine, geçmiş ile gelecek arasındaki ilişkiyi birleştirmekten yoksun düştükçe, tarihin uçurumlarından yuvarlanmaya devam edeceklerdir.
Bu bahsettiğim durum tam da biz Alevi toplumunu direkt ilgilendirmektedir. Aleviler olarak, kendimize ayak bağı olmaktan öteye gidemedik. Alevilik adına ortaya çıkanların oluşturduğu kitle örgütleri, kendilerini merkez kabul ederek “bir küçük Tanrı” olmayı hedeflemekten başka ne yaptılar acaba? Alevilere dayattıkları zihinsel kalıplardan, kaynakları bulandırmaktan, elli çeşit Alevilik anlayışı yaratmaktan başka ne yaptılar? Aleviliği ve Alevileri seçilmiş kurban gören, bir eliyle Ali’yi diğer eliyle de uçurumları, karanlığı gösteren bu güçleri bilen var mı?
Hak ve hakikat merkezinden uzaklaşmış, inançlarımıza inançsızlıklarını sızdırmaya çalışan, insafsızlığın sapa yollarında bizi gezdirmekten hala yorulmadılar. Şeytanın nefesini ensemizde hisseden biz Aleviler, bize bırakılan ilahi yoldan değil de, bu odakların gösterdiği yollardan hakka gidemeyeceğimizin farkına bile varamamaktan yorulmuşuz. Karargâhlarını Alevilerin merkezlerine kuran, Aleviliği canının istediği gibi yorumlayan, saptıran, bu zihniyetin teorisyenlerinin, tebliğcilerinin amaçlarını hala kavrayamadık, hala hafızalarımızdaki, bildiğimiz Aleviliğin tarihini silmelerine sessiz kalmaktan, onların insaflarına sığınmaktan başka yaptığımız bir şey var mı?
Biz Alevi toplumunun içinde bulunduğu durum, inançları sömürülmüş ve sömürülmeye devam edilen, yığına dönüştürülmüş topluluktur. Buradan kurtulmanın yolu karşı duruşu, hak olanı, gerçeği düzenlemekle, öğrenmekle mümkün olacaktır. Özlemlerimize cevap olacak şey; yaratılan kuşatılmışlıklardan kurtulup, ezberletilen ve dayatılan tüm safsatalarını yüzlerine fırlatmakla mümkün olacaktır…
Bize öğretilmiş çaresizlikten, ideolojik seslenme ve dayatmalardan, yetiştirilen problemli zihinlerden kurtulmanın yolu elbette İmamlarımızın öğretileridir. Kim olduğumuz, olmadığımız, nerede ve nerde durduğumuza kendimiz inancımızın ışığında karar vermeliyiz.
Bize sunulan sahte gerçeklerin ve adalet anlayışlarının altında yatan, hain ve saklanmış gerçek emellerini hırpalamak, açığa çıkarmak için cesur davranmalı ve bilinçli olmalıyız. Yolumuzun gereği budur. Asimilasyonların, yok saymaların, bizde yaratılmak istenen algıların, inançsal faciaların, bize yaratmak istedikleri Cehennem ile acılarımızı daha da çoğaltacağını hafızalarımıza kazınmalıyız. Bunun için ne gerekiyorsa yapmaktan kaçınmamalıyız…


