Suriye, on yıldan uzun süredir iç savaşın yıkıcı etkileriyle mücadele ediyor. Bu süreçte, özellikle azınlık grupları ciddi bir tehlike altında. Aleviler, hem yerel şiddet olaylarından hem de bölgesel çatışmalardan en çok etkilenen topluluklardan biri. Ne yazık ki, uluslararası toplumun ve medyanın ilgisi sınırlı kalmış, dünya kamuoyu çoğunlukla sessiz kalmıştır.

Suriye’de Alevi Topluluklarının Durumu:

Suriye’deki Alevi köyleri ve şehirleri, zaman zaman doğrudan hedef alınmakta; zorla göç ettirilmeleri ve yaşam alanlarından koparılmaları yaşanmaktadır. Bu durum, yalnızca fiziksel değil, kültürel bir tehdit de oluşturmaktadır. Alevi kimliği ve gelenekleri, sistematik şiddetle karşı karşıya kalmaktadır.

Uluslararası Sessizlik ve Tepkisizlik:

Katliamlar devam ederken, küresel medya ve diplomatik çevreler yeterince güçlü bir tepki göstermemektedir. İnsan hakları örgütlerinin raporları sık sık gündeme gelse de siyasi ve ekonomik çıkarlar nedeniyle etkin bir çözüm üretilmemektedir. Bu sessizlik, hem mağdurların durumunu daha da zorlaştırmakta hem de zulmün devam etmesine olanak tanımaktadır.

Suriye Dışındaki Aleviler ve Toplumsal Sorumluluk:

Suriye dışındaki Alevi toplulukları da yaşananlara kayıtsız kalmamalıdır. Tarih, sessizliğin zulmü meşrulaştırabileceğini göstermektedir. Küresel dayanışma ve sesini duyurma, hem toplumsal hem de kültürel açıdan hayati öneme sahiptir.

Sonuç:

Suriye’deki Alevi katliamları, sadece bir topluluk meselesi değil, insanlık sorunudur. Uluslararası toplum, medya ve diaspora, yaşanan zulme karşı sessiz kalmamalıdır. Katliamların durdurulması ve mağdurların korunması için etkin adımlar atılmalıdır. Sessizlik, en az şiddet kadar yıkıcıdır.