{ "@context": "http://schema.org", "@type": "NewsArticle", "mainEntityOfPage": "https://www.dersimekspres.com/yazi/guz-mevsimi-bir-yolculuktur-182.html", "headline": "GÜZ MEVSİMİ BİR YOLCULUKTUR", "datePublished": "2025-09-30T07:43:00Z", "dateModified": "2025-09-30T07:43:00Z", "description": "", "author": { "@type": "Person", "name": "HÜSEYİN KAYA" }, "publisher": { "@type": "Organization", "name": "https://news.google.com/publications/CAAqLQgKIidDQklTRndnTWFoTUtFV1JsY25OcGJXVnJjM0J5WlhNdVkyOXRLQUFQAQ?ceid=TR:tr&oc=3", "logo": { "@type": "ImageObject", "url": "https://www.dersimekspres.com/files/uploads/logo/1ee0fbefe4.png", "width": 110, "height": 22 } }, "image": { "@type": "ImageObject", "url": "https://www.dersimekspres.com/files/uploads/user/72b1e539fe22caf9729d99308755d1e7-417fdb0a7e03187975d3.jpg", "width": "800", "height": "800" } }

GÜZ MEVSİMİ BİR YOLCULUKTUR

HÜSEYİN KAYA

30-09-2025 07:43

Mevsim sonbahar. Ne çabuk geçti sıcak yaz günleri. Ve aslında güz mevsimi bir elvedadır, ayrılıktır ve hüzündür. Doğanın suskunluğa bürünmesidir. Umutları mevsimin emanetine bırakmak gibidir. Yağmalanmış telaşları paslı bir yalnızlık gibi bağışlamaktır doğaya. Veya umuda yatmaktır, özlemlerimizi bize getirsin diye...

Ülke gündemi hainlik yağmurunda ıslanmış adeta. Kirlenmelerin yormalarında olmalıdır ki, yüreklerimiz bir bağ bozumu ve suskunluklarımız da adeta mevsimin kuytuluklarında renksizliğe bürünmüş gibi. Kurduğumuz bütün cümleler küf bağlamış birer itiraftan öte gitmiyor. Sorduğumuz bütün soruların muhatabı yine kendimizin olduğunu sözcüklerin anlamsızlıklarında saklamaya çalışıyoruz. Oysa yabancılaşma gece karanlığındaki kurt ulumaları gibi içimizde düştü bir kez. Yetim ve öksüz kalan bir inancın üstüne sinen korkunun kokusu geçmemişken, tarihi mezarlık olarak görme inadında vazgeçemiyoruz. Tarihin, yaşanmış bütün olumsuzlukları kucaklayarak bize geri getireceğini bilmeden. Sadece içimizdeki gidişlerin, hiç bir dille anlatılamaması kadar acı, bir ağıt kadar hüzünlere yolculuk gibi..

Güz mevsimi bir yolculuktur. Yanılgılarımızdan gerçeğe doğru bir yolculuk. Bir hesaplaşmadır. Bu mevsimde yaşam çalıkuşu telaşında da olsa, kendimizi yeniden bulmuş gibi mevsime sığınmaktır. Bütün bahanelerimize ve karşı çıkışlarımıza karşın, zaman fırtınalı ve adeta lanetin uğultusunda geçiyor gibi. Karanlık tabloların ressamları, yeryüzünün bütün mutluluğunu savaşta arayanlar, elinde silahla felsefe üretenler, yaşamları kendi tortularında boğmak telaşındadırlar. Suriye’de yaşanılanların görüntüsü dünyanın bütün kayaları gibi göğsümüze çökmemişse, aslında içimizde öldürüyoruz yaşamları. Umutla bakmak istediğimiz sabahları karanlığın köhne dehlizlerine gömmek gibi...

Güz mevsimi paslı bir yalnızlıktır. Bir coğrafyada yıkıntılar arasında çocukluğunu aramaktır. Koyun keser gibi insan kesenlerin korkusunda mateme hazırlanmaktır. Kanayan topraklarda insan olarak kalmaya çalışmaktır. Mutluluk ve özlemin kalleşçe ölümlerin pençesinde sona ermesidir. Veya karanlıkta yıldız kaymasıdır yalnızlık. Korkusunu dahi seslendirememektir aslında. Özlemenin ölüm olduğunu bilmektir. Umutları toprağa gömmek ve yaşama üşümektir.

Mevsimin bütün tükenişleri, dilimizde düşmeyen bir türkü gibi ötekileştirirken bizleri, kimliksiz, sade ve sıradan bir yaşamın acısına elveda demeye çalışıyoruz. Mutluluk ve sevinçlerimizi mevsimden gizleyerek, içimizdeki nehirlere set olmaya çalışıyoruz. Ağaçların sararan yaprakları örtüyorken yalnızlıklarımızı, biz bir çöl yalnızlığıyla dağların kuytuluklarına çekiliyoruz sanki. Yüreklerdeki mevsimin isyanını dillendirememenin, durgun bakışlarıdır gözlerimizdeki korkular.

Şimdi bu mevsimde, eskiyen yanlarımızı ayrılığa yolcularken, sararan yapraklar, yağmur taneleri gibi dökülüyor gözlerimizden. Ayrılık vaktidir. Biz mevsime değil, mevsim bize geliyor olsa da, asimilasyonların, yasakların, yok saymaların, hükmetmelerin, açlıkların, acıları çoğaltmaya çalışanların, yok edici zihniyetlerin bize bir cehennem hazırladıklarını unutmamalıyız.

DİĞER YAZILARI Kerbela 01-01-1970 03:00 Kadına Yönelen Sözün Ağırlığı 01-01-1970 03:00 Munzur'a Yaslanan Düşler 01-01-1970 03:00 Eleştiri Kültürü ve Toplumsal Olgunluk 01-01-1970 03:00 ALEVİLER 01-01-1970 03:00 Aleviler Neden Bir Araya Gelemiyor? 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Gerçek: Saldırgan Kim, Hedef Kim? 01-01-1970 03:00 SAVAŞ ÇÖZÜM MÜ? 01-01-1970 03:00 Tahtın Gölgesindeki Kutsal 01-01-1970 03:00 Kimiz Biz? 01-01-1970 03:00 Bu Savaş Kime Yarar? 01-01-1970 03:00 Rengini Yitiren Bir Yıl 01-01-1970 03:00 Yüreğimiz Bir Bağ Bozumu 01-01-1970 03:00 Zaman Susmalarımızı Susturuyor! 01-01-1970 03:00 Suriye’deki Alevi Katliamları ve Uluslararası Sessizlik 01-01-1970 03:00 Alevileri Seçilmiş Kurban Görmek 01-01-1970 03:00 Zulme Baş Kaldırışın Yeridir Kerbela 01-01-1970 03:00 ALİ DOSTLARI VE HER DÖNEMİN YEZİTLERİ 01-01-1970 03:00 Biz Aşığız Kör Değiliz 01-01-1970 03:00 Ortadoğu Gerçekliğini Kavrayamamak 01-01-1970 03:00 TARİH TEKERRÜR MÜ EDİYOR? 01-01-1970 03:00 Zihinsel Temizlik Adına Zihinleri Kirletenler 01-01-1970 03:00 Bir Yer Varmış! 01-01-1970 03:00 Farklılıklarımızı büyüterek yaşıyoruz 01-01-1970 03:00 BEN KERBELAYIM 01-01-1970 03:00 İdeolojik kalıplar ve dinsel milliyetçilik 01-01-1970 03:00 Bize Ali Gerek! 01-01-1970 03:00 Fincancı Katırları… 01-01-1970 03:00 Tarihi Gerçekleri Kirletmek 01-01-1970 03:00 Sıkıldık Resmen 01-01-1970 03:00