{ "@context": "http://schema.org", "@type": "NewsArticle", "mainEntityOfPage": "https://www.dersimekspres.com/yazi/ideolojik-kaliplar-ve-dinsel-milliyetcilik-110.html", "headline": "İdeolojik kalıplar ve dinsel milliyetçilik", "datePublished": "2024-05-28T21:36:00Z", "dateModified": "2024-05-28T21:36:00Z", "description": "", "author": { "@type": "Person", "name": "HÜSEYİN KAYA" }, "publisher": { "@type": "Organization", "name": "https://news.google.com/publications/CAAqLQgKIidDQklTRndnTWFoTUtFV1JsY25OcGJXVnJjM0J5WlhNdVkyOXRLQUFQAQ?ceid=TR:tr&oc=3", "logo": { "@type": "ImageObject", "url": "https://www.dersimekspres.com/files/uploads/logo/1ee0fbefe4.png", "width": 110, "height": 22 } }, "image": { "@type": "ImageObject", "url": "https://www.dersimekspres.com/files/uploads/user/72b1e539fe22caf9729d99308755d1e7-417fdb0a7e03187975d3.jpg", "width": "800", "height": "800" } }

İdeolojik kalıplar ve dinsel milliyetçilik

HÜSEYİN KAYA

28-05-2024 21:36

Toplumsal bir ayrışmadan geçiyoruz. Sivil iktidarın otoriter anlayışı, dinsel –milliyetçilik ve Osmanlılık kurgusuyla birleşince, siyasetin ekseni de ülkenin somut sorunlarından uzaklaşarak kutuplaşmaya doğru çoktan evirildi. Yani işin özü iyiliğin ve doğrunun, kötüye, yanlışa rehin düştüğü, milliyetçi ve muhafazakârlıkla gizlenen bir otoriterliğin sürdüğünü, öfkenin aklın önüne geçtiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

 İdeolojik kalıplara sıkışıp kalan bir anlayışın, dinsel milliyetçilikle çıkış yapmak istemesi, bir anlamda manevra alanını daraltmış ve bunun sonucunda çıkmaza girdiğini anlayınca da kutuplaşmayı hızlandırıcı söylem ve davranışlarla hareket ederek, hatta ümmetçilikten mezhepçiliğe doğru açıkça yelken açması, Sünni bir bakış açısıyla olaylara bakması her anlamda olumsuz bir tablo olarak karşımızda duruyor. Bunun sonucunda toplumsal bir kutuplaşma, ayrışma da kaçınılmaz olarak beraberinde geliyor. Bu anlamda geleceğin muğlaklaşması, kültürel kutuplaşmanın yanında mezhepsel ve etnik boğazlaşma tehlikesini de belirginleştiriyor.

 Bütün alanlarda tekçi ve yanlı politikalarını Türk-İslam sentezli görüşlerle harmanlayan bir zihniyetin, temel kabulü Sünni bir anlayış ve duruşla, Osmanlı taklitçiliği yaparak Ortadoğu ile bağları yeniden sağlamak olduğunu, böyle bir görev ve sorumlulukla hareket edildiğini bilmeyen yoktur. Avrupa’nın bir parçası olma, batının modern değerleriyle muhafazakârlığı buluşturma, Müslümanları da kapsayan evrensel bir medeniyet ölçüsü, demokratik değerlerin toplumda yaygınlaştırılması, demokrasi, temel hak ve özgürlükler vb. Söylemlerle gelen bir zihniyetin geldiği noktayı belirtmek adına önemlidir.

 İçinde bulunduğumuz bu zaman diliminde, komşudaki yangında taraf olmak, mezhepçi söylemlerle destek çıkmak, hatta iç politikada bunları zaman zaman ifade etmek, Alevileri rencide edici ifadeleriyle toplumsal uçurumlar yaratmak adına görevini ifa ediyor ve bundan da övünç duyduğunu açıkça beyan ediyor. İleri demokrasi; demokratik hakların önüne takoz koyarak, sürecin yerinde saymasına koydukları isimdir sanırım. Demokrasiyi hegemonyacı arzularının, muhafazakâr veya milliyetçi aktörlerin manevra alanı olarak görüyorsa şayet ki öyle görüyor, bu demokrasi, demokratik hakların önündeki en büyük engeldir, diyebiliriz.

 Sistemin anti-demokratik yapısı muhafazakâr zihniyetin iktidarıyla birleşince, Alevilere bakış da yeni ve değişik bir ivme kazanmıştır. Toplumda Alevilere karşı var olan olumsuz zihniyetin, dini referans alan bir partinin iktidarında uygun iklim bulması, sorunu farklı boyutlara taşımıştır. Aleviliği neredeyse Türk kimliği ile özdeşleştirip veya kendi Alevilerini yaratıp Kürtlere karşı bir set oluşturma çabası, devam eden asimilasyoncu anlayışın dışavurumudur.

 Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana laik kırıntılarla geldiğimiz noktada, aleviler hala inançlarını yaşamada sıkıntı çekiyorlarsa, ibadet yerleriyle ilgili uygunsuz tanımlar yapılıyorsa şayet, bin defa da açılım yapılsa, sorun çözülemez. Asıl açılımı zihniyetlerinde yapsalar, daha uygun olur kanısındayım.

DİĞER YAZILARI Kerbela 01-01-1970 03:00 Kadına Yönelen Sözün Ağırlığı 01-01-1970 03:00 Munzur'a Yaslanan Düşler 01-01-1970 03:00 Eleştiri Kültürü ve Toplumsal Olgunluk 01-01-1970 03:00 ALEVİLER 01-01-1970 03:00 Aleviler Neden Bir Araya Gelemiyor? 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Gerçek: Saldırgan Kim, Hedef Kim? 01-01-1970 03:00 SAVAŞ ÇÖZÜM MÜ? 01-01-1970 03:00 Tahtın Gölgesindeki Kutsal 01-01-1970 03:00 Kimiz Biz? 01-01-1970 03:00 Bu Savaş Kime Yarar? 01-01-1970 03:00 Rengini Yitiren Bir Yıl 01-01-1970 03:00 Yüreğimiz Bir Bağ Bozumu 01-01-1970 03:00 Zaman Susmalarımızı Susturuyor! 01-01-1970 03:00 GÜZ MEVSİMİ BİR YOLCULUKTUR 01-01-1970 03:00 Suriye’deki Alevi Katliamları ve Uluslararası Sessizlik 01-01-1970 03:00 Alevileri Seçilmiş Kurban Görmek 01-01-1970 03:00 Zulme Baş Kaldırışın Yeridir Kerbela 01-01-1970 03:00 ALİ DOSTLARI VE HER DÖNEMİN YEZİTLERİ 01-01-1970 03:00 Biz Aşığız Kör Değiliz 01-01-1970 03:00 Ortadoğu Gerçekliğini Kavrayamamak 01-01-1970 03:00 TARİH TEKERRÜR MÜ EDİYOR? 01-01-1970 03:00 Zihinsel Temizlik Adına Zihinleri Kirletenler 01-01-1970 03:00 Bir Yer Varmış! 01-01-1970 03:00 Farklılıklarımızı büyüterek yaşıyoruz 01-01-1970 03:00 BEN KERBELAYIM 01-01-1970 03:00 Bize Ali Gerek! 01-01-1970 03:00 Fincancı Katırları… 01-01-1970 03:00 Tarihi Gerçekleri Kirletmek 01-01-1970 03:00 Sıkıldık Resmen 01-01-1970 03:00