{ "@context": "http://schema.org", "@type": "NewsArticle", "mainEntityOfPage": "https://www.dersimekspres.com/yazi/alevi-kendisini-ne-zaman-tanimlayacak-264.html", "headline": "Alevi Kendisini Ne Zaman Tanımlayacak?", "datePublished": "2026-09-05T18:59:00Z", "dateModified": "2026-09-05T18:59:00Z", "description": "", "author": { "@type": "Person", "name": "HÜSEYİN KAYA" }, "publisher": { "@type": "Organization", "name": "https://news.google.com/publications/CAAqLQgKIidDQklTRndnTWFoTUtFV1JsY25OcGJXVnJjM0J5WlhNdVkyOXRLQUFQAQ?ceid=TR:tr&oc=3", "logo": { "@type": "ImageObject", "url": "https://www.dersimekspres.com/files/uploads/logo/1ee0fbefe4.png", "width": 110, "height": 22 } }, "image": { "@type": "ImageObject", "url": "https://www.dersimekspres.com/files/uploads/user/72b1e539fe22caf9729d99308755d1e7-417fdb0a7e03187975d3.jpg", "width": "800", "height": "800" } }

Alevi Kendisini Ne Zaman Tanımlayacak?

HÜSEYİN KAYA

05-09-2026 18:59

Alevinin elinden bugün yalnızca hakkı değil, kendi adına konuşma hakkı da alınıyor.

En acısı da bunu dışarıdan gelenler değil, çoğu zaman Alevinin adına konuştuğunu söyleyenler yapıyor.

Siyaset Aleviyi kendi hesabına göre tanımlıyor.

Dernek kendi ideolojisine göre tarif ediyor.

Vakıf kendi anlayışına göre biçimlendiriyor.

Kurumlar kendi Alevisini yaratıyor.

Sonra hepsi dönüp aynı şeyi söylüyor:

“Alevi adına konuşuyoruz.”

Hayır!

Belki de asıl sorun tam burada.

Alevinin adına o kadar çok kişi konuşuyor ki, artık Alevinin kendi sesi duyulmuyor.

Alevi, kendi inancının öznesi olmaktan çıkarılıp başkalarının tanımladığı bir kimliğin nesnesine dönüştürülüyor.

Kimin Alevisi olacağına siyaset karar veriyor.

Hangi Aleviliğin “doğru” olduğuna kurumlar karar veriyor.

Hangi sözün söylenip hangisinin susulacağına ise bazen o kurumların görünmez sınırları karar veriyor.

Ve Alevi, kendi evinde kendi kimliğine yabancılaştırılıyor.

İşte asıl tehlike budur.

Çünkü bir toplumu yok etmenin tek yolu onu susturmak değildir.

Bazen onun yerine konuşmanız yeterlidir.

Onun adına düşünürsünüz.

Onun adına karar verirsiniz.

Onun adına inancını tarif edersiniz.

Sonra da dönüp, “Aleviler böyle düşünüyor” dersiniz.

Peki, hangi Aleviler?

Kimin tarif ettiği Aleviler?

Daha da acısı, bu kuşatmanın içinde dedeler de sessizleşiyor.

Dede, hakikatin sözcüsü olması gerekirken, bazen kurumunun sınırlarını aşamıyor.

Çünkü biliyor:

Bir söz fazla söylerse kurumla karşı karşıya kalabilir.

Bir eleştiri yaparsa dışlanabilir.

Bir gerçeği yüksek sesle dile getirirse oturduğu post tartışmaya açılabilir.

Ve o zaman ortaya acı bir manzara çıkıyor:

Post korunuyor, hakikat susuyor.

Oysa dede postunu değil, hakkı ve hakikati korumalıdır.

Çünkü Alevilik hiçbir siyasi partinin arka bahçesi değildir.

Hiçbir derneğin tapulu malı değildir.

Hiçbir vakfın özel mülkü değildir.

Alevilik, Alevinin vicdanından daha büyük bir kuruma teslim edilemez.

Kurumlar Aleviler için vardır; Aleviler kurumların varlık sebebi değildir.

Siyaset Alevinin oyunu isteyebilir ama vicdanını yönetemez.

Dernek Alevi’yi temsil edebilir ama Aleviliğin sahibi olamaz.

Dede yol gösterebilir ama Alevinin kendi aklının ve vicdanının yerine geçemez.

Artık Alevinin kendisine dönüp şu soruyu sormasının zamanı gelmiştir:

“Ben gerçekten kendi yolumu mu yürüyorum, yoksa başkalarının benim için çizdiği yolda mı ilerliyorum?”

Bu soru kolay değildir.

Çünkü insan bazen başkasının çizdiği kimliği, kendi kimliği sanmaya başlar.

Ama Alevilik, başkasının kalıbına sığdırılacak kadar dar değildir.

Alevi artık siyasetin Alevisi olmaktan, kurumun Alevisi olmaktan, derneğin Alevisi olmaktan çıkıp kendi özünün Alevisi olmalıdır.

Çünkü Aleviliği yaşatmak yalnızca kurumları yaşatmak değildir.

Asıl mesele Alevinin kendi sesini yaşatmaktır.

Ve belki de bugün en büyük cesaret, yeni bir Alevilik tanımı yapmak değil;

Alevinin elinden alınan kendi kendisini tanımlama hakkını yeniden ona vermektir.

Çünkü Alevi kendi sesini kaybederse, herkes onun adına konuşur.

Ve herkes onun adına konuştukça...

Alevi kendisinden uzaklaşır, özü sessizleşir, yolu başkalarının tarifine dönüşür.

Oysa yolun sonunda insanın karşısına başkalarının tanımladığı bir kimlik değil, kendi özü çıkmalıdır.

DİĞER YAZILARI Ne Olacak Bu Alevilerin Hali? 01-01-1970 03:00 Bırakın Artık Alevilerin Yakasını 01-01-1970 03:00 Munzur'un Sessizliği 01-01-1970 03:00 Adı Dersim, Ruhu Nerede? 01-01-1970 03:00 Önce Aynaya Bak! 01-01-1970 03:00 Ateşin Gölgesinde Kalan Vicdan 01-01-1970 03:00 KERBELA'NIN ÇÖLÜ HÂLÂ YANIYOR 01-01-1970 03:00 Kerbela 01-01-1970 03:00 Kadına Yönelen Sözün Ağırlığı 01-01-1970 03:00 Munzur'a Yaslanan Düşler 01-01-1970 03:00 Eleştiri Kültürü ve Toplumsal Olgunluk 01-01-1970 03:00 ALEVİLER 01-01-1970 03:00 Aleviler Neden Bir Araya Gelemiyor? 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Gerçek: Saldırgan Kim, Hedef Kim? 01-01-1970 03:00 SAVAŞ ÇÖZÜM MÜ? 01-01-1970 03:00 Tahtın Gölgesindeki Kutsal 01-01-1970 03:00 Kimiz Biz? 01-01-1970 03:00 Bu Savaş Kime Yarar? 01-01-1970 03:00 Rengini Yitiren Bir Yıl 01-01-1970 03:00 Yüreğimiz Bir Bağ Bozumu 01-01-1970 03:00 Zaman Susmalarımızı Susturuyor! 01-01-1970 03:00 GÜZ MEVSİMİ BİR YOLCULUKTUR 01-01-1970 03:00 Suriye’deki Alevi Katliamları ve Uluslararası Sessizlik 01-01-1970 03:00 Alevileri Seçilmiş Kurban Görmek 01-01-1970 03:00 Zulme Baş Kaldırışın Yeridir Kerbela 01-01-1970 03:00 ALİ DOSTLARI VE HER DÖNEMİN YEZİTLERİ 01-01-1970 03:00 Biz Aşığız Kör Değiliz 01-01-1970 03:00 Ortadoğu Gerçekliğini Kavrayamamak 01-01-1970 03:00 TARİH TEKERRÜR MÜ EDİYOR? 01-01-1970 03:00 Zihinsel Temizlik Adına Zihinleri Kirletenler 01-01-1970 03:00 Bir Yer Varmış! 01-01-1970 03:00 Farklılıklarımızı büyüterek yaşıyoruz 01-01-1970 03:00 BEN KERBELAYIM 01-01-1970 03:00 İdeolojik kalıplar ve dinsel milliyetçilik 01-01-1970 03:00 Bize Ali Gerek! 01-01-1970 03:00 Fincancı Katırları… 01-01-1970 03:00 Tarihi Gerçekleri Kirletmek 01-01-1970 03:00 Sıkıldık Resmen 01-01-1970 03:00