Osmanlıdan cumhuriyete devletin, sivil ve askeri bürokratlarına Dersim'e yönelik olarak hazırlattığı raporlarda, bölgenin insansızlaştırmasını sağlayacak olan baraj projeleri başta geliiyor.

Son yıllarda bunlara bir de maden arama faaliyetleri eklendi…

Tarih 1990’lı yıllara evrildiğinde ise başta, doğu ve güneydoğu illeri olmak üzere Dersim ve Dersimliler de köylerinin yakılması ve boşaltılması sonucu büyükşehirlerin varoşlarına göçe zorlanma durumu ile karşılaştı.

O yılların kaotik ortamında başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin özellikle büyük illerinde kurulan Tunceli Dayanışma ve Kültür Dernekleri (sonradan Dersim adını aldılar) Dersimlilerin ülkede ve dünyadaki sesleri olmuşlardı. Doğu ve güneydoğu'da köylerinin yakılması ve köy boşaltmaları, bağlarının, bahçelerinin ve hayvanlarının yok edilmesi uygulaması Dersimliler için adeta bir “37-38 kırımı” gibi olmuştu. Bunun getirdiği ise açlık yoksulluk ve açıkta bırakılma durumuydu.

Özellikle yaşlıların yaşamlarının son günlerinde; doğup büyüdükleri, mekanlarından ve ekip biçtikleri, topraklarından uzakta, o toprakların hasretleri ile yanıp tutuşmaları, onların bu özlemi ile o topraklarına bir daha dönememeleri ve yaşama veda etmeleri çok trajiktir…

Dersim kent coğrafyası son 20 yıldır çevre ve doğa katliamı tehlikesiyle gündemdeki yerini koruyor… Doğu Anadolu bölgesinin ekosistemi bakımından zengin olan bu kenti; yangınlarla, HES’lerle, barajlarla, maden aramalarıyla, taş ve kum ocaklarıyla adeta yok edilmek isteniyor. Bölgede faaliyet yürüten barajlar; HES’ler kuruldukları yerlerde doğayı, tarihsel mekanları ve yaşam alanlarını yok etmeye devam ediyorlar... Dersim'de son yıllarda baş gösteren bir başka tehdit de maden sahaları olmaktadır. 145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de adeta her geçen gün yeni maden sahaları ilan ediliyor. Kapitalizmin başta Afrika olmak üzere dünyanın birçok ülkesindeki yeraltı ve yer üstü zenginlikleri çıkartıp oranın halkların fakirleşmesine ve yaşam alanlarının yok edilmesini tarih bize göstermektedir. Bu halklar yaşanacak temel ihtiyaçlarını karşılayamadıklarından dolayı eskiden beri yaşadıkları toprakları dramatik bir şekilde terk etmek zorunda kaldılar. Bu örnekler bize çok şey anlatıyor. Son yıllarda Dersim'deki uygulamalar da bundan farklı değildir. Doğayla bir bütün olan Dersim; “Raa Haq” inancının en önemli göstergesi halkın doğa içinde yaşadığı tüm ekosistemin, dilin ve inancın kaynağını oluşturuyor olmasıdır. Yukarıda değindiğimiz üzere maden şirketlerinin buraya girmesi demek doğanın talanı ve doğal varlıklarımızın yok edilmesi ekosistemimizi tehdit etmesi dolayısıyla doğal yaşamı biyolojik çeşitliliği yok etmesi ve inanç kimliğimize de saldırı ve taciz anlamına gelmesi demektir. Kızılbaş Alevi inanç merkezi olarak görünen ve öyle kabul edilen bu coğrafyamızda bizlere düşen görev yeni bir söylem yeni bir yöntemle yapılacak çalışmaların bölgemizin yaşam alanlarını gözetmek ve onun kadim ruhuna ve dokusuna uygun hareket etmek en önemli durum olarak karşımıza çıkıyor.

Bu kent de iktidarların uyguladıkları politika, güvenlikçi ve asayiş yoğunluklu uygulamayı sürdüren bir politikadır. Durum böyle olunca da yatırım, teşvik ve istihdam gibi ekonomik uygulamaların yapılmıyor olması işsizlik ve yoksulluk olarak kendini gösteriyor. Bu durum ister istemez kent insanının yaşamını idame ettirmek ve karnını doyurmak için büyük kentlere ve yolunu bulabilirse de yurt dışına çıkması demektir. Özellikle kent nüfusunun son yıllarda azalması bunun birer göstergesi olarak gözlemleniyor. Yapılması gerekenler; parti gözetmeksizin siyasetçisinden, iş insanından, aydınından, sanatçısından, bilim insanından her kesimden bu topraklarda doğmuş her Dersimlinin” amasız ve fakatsız” birincil görevi Dersim’in ruhuna yakışır bir şekilde buranın insanının ve buranın coğrafyasının geleceği için tez elden işe koyulması bir vefa borcu olmalıdır.

Kentin ekonomik yatırımlarını hayata geçirecek makro düzeyde projeler uygulanmaya konularak; başta doğa turizmi olmak üzere mekan ve vasıflı elemanlardan oluşan hizmet kalitesi arttırılmalı. Kentin kendine özgü dinamikleri harekete geçirilmeli. Çarşıda bulunan eski hükümet konağı boşaltılıp restore edilerek, oraya otel, AVM, kültür sanat salonları, restoranlar açılmalı. Mesela tren hattının kente getirilmesi ile lojistik maliyetlerin aza indirilmesi sağlanmalı, Kentin altına mapalı otopark yapılmalı ya da kente bir hava alanının açılması için lobi çalışması yürütülmeli. Başta yerli iş insanlarımız kente yatırım yapmaya öncü olmalı. Özellikle özel hastane ve çok donanımlı bir araç tamir servis ağının oluşması gereklidir. Munzur Üniversitesi’nin iki yıllık meslek yüksekokulu vasıtasıyla çeşitli dallarda eğitim ve öğretime yönelik öğrenci yetiştirerek ara elaman sorununa çözüm bulunması sağlanmalıdır.

Dersim'e yapılacak ekonomik yatırımların getireceği şey

Kentin İstihdam sorunu…

Kentin altyapı Sorunu…

Kentin eğitim sorunu…

Kentin sağlık Sorunu…

Kentin turizm Sorunu…

Kentin spor Sorunu…

Kentin çevre Sorunu… gibi sorunları da çözeceği ve kentten dışarıya gidecek göçün önüne geçeceği bir gerçeklik olarak söylenebilir.

Yine kentte baş gösteren çeteleşme, uyuşturucu ticareti ve kullanımı ve de fuhuş söylentileri kentin dokusunu bozmaya giderken aynı zamanda toplumsal birlik duygusunun da aşınmasına yol açıyor. Bu durum aynı zamanda Dersimi'n sivil toplum ve siyasi kurumlarına olan güvensizliği ve de Dersimlilerin biribirlerine olan samimiyetsizliğini de beraberinde getiriyor. Dersimli olmak demek; her Dersimlinin, tarihine, coğrafyasına, inancı ve diline, kentine ve halkına karşı duyarlı ve sahip çıkması demektir. İşte bu ahvalde 10. Genel Kurulunu gerçekleştirecek olan 26 şubeden oluşan Dersim Dernekleri Federasyonuna ( DEDEF ) büyük bir sorumluluk ve görev düşüyor. DEDEF olagelmiş eski yöntemleri bir kenara bırakarak yeni bir söylem ve önderlik pratiği ile hareket etmelidir. Bu söylem ve yöntem tamamen siyasi kaygı ve çıkarlardan arınmış olarak başta siyasi partileri, ocak pirleri ve anaları ve sivil toplum kurumlarının temsilcilerinden oluşacak bir şekilde, bütün Dersim'i kapsayacak ortak bir akılı hayata geçirerek, Dersim'in olumsuz yönde büyüyen sorunlarına çözüm sağlarken, kolektif yaşamın değerlerini oluşturacak hayatı geri getirmeyi de sağlayacaktır. Onun için bunu hayata geçirecek köklü ve gerçekçi bir çalışmaya önderlik etmek DEDEF in öncelliği olmalıdır.