Bölgemiz İran’dan yükselen alevler bütün Ortadoğu’yu ısıtıyor. Çıkar ilişkileri, devletleri füze savaşlarıyla karşı karşıya getirmiş durumda. Burada bütün devletleri çıkar ilişkilerinde eşitlemek elbette yanlış olur. Birincisi: Mazlum ve mağdur ülkeleri bu çıkar ilişkilerinden ayırmak gerekiyor. İkincisi: Emperyalist ülkelerle çıkar ilişkileri içinde olan ülkelerin işbirlikçi yöneticileri. (Türkiye bu kategoriye dâhildir) Üçüncüsü: Dünyayı kendi aralarında paylaşıp sömüren emperyalist ülkeler.
Lenin, “Kapitalizm, bir avuç gelişmiş ülke tarafından dünya nüfusunun ezici çoğunluğunun sömürgeci baskısı ve mali boğulmasının dünya çapında bir sistemine dönüştü. Ve bu “ganimet”, tepeden tırnağa silahlanmış iki veya üç güçlü dünya yağmacısı (Amerika, Büyük Britanya, Japonya) arasında paylaşılıyor ve bu ülkeler, ganimetlerinin paylaşımı için tüm dünyayı kendi savaşlarına çekiyorlar.” 20. Yüzyılın başlarında Lenin tarafından yapılan emperyalizmin bu tanımı, günümüz emperyalist haydutluğunu ne kadar da isabetli tespit etmiştir. Özellikle 21. Yüzyılın başlarından itibaren bütün dünyayı etkisi altına alan “neokon” muhafazakârlığın, dünyayı içine sürüklediği krizlerden çıkarmanın yolunu, savaşlar çıkararak sonuç almaya çalışmaktadır. Bugün bölgemizde İran devletine yapılan saldırı bu gelişmelerin somut bir örneğidir.
ABD Emperyalizmin başına getirilen Donald Trump, (Tramp) tamda bu ülkenin bundan sonra dünyanın başına ne gibi belalar getireceğiyle ilgili uyumlu bir kişiliktir. Geçmişi çok kirli olan bu kişilik, ABD’nin başına geldiğinden beri sergilediği patavatsız davranışlarıyla dünya halklarının tepkisini üstüne çekmiştir. Ama bu tepkiler O’nun umurunda değil. O dünyanın bazı ülkelerini işgal ederek, bu ülkelerin zenginliklerine el koyma derdinde. İşte önce Venezüella, Grönland, Kanada, şimdi ise fiili olarak İran’ı günlerdir havadan füze atışlarıyla bombalayarak işgal etmeye hazırlanmaktadır.
İki dünya savaşından sonra (1914-1918) – (1939-1945) bugün ise, Ortadoğu’yu esas alan bölgesel çatışmaların üçüncü dünya savaşının fitilini ateşleyebilir. Emperyalist haydutluğun başını çeken Tramp ve avanesi Netanyahu, arkasına diğer batılı kapitalist ülkeleri de alarak, Ortadoğu’yu sonu belirsizliklerle dolu olan bir savaşın içine sürüklemektedirler. Bugünkü Ortadoğu, iki önemli özelliğe sahiptir. Biri, yeraltında zengin kaynakların var olması. (petrol ve doğalgaz gibi) Diğeri ise, bu bölgenin bütün ülkeleri İsrail hariç, hepsinin Müslüman olmaları ve yöneticilerinin hepsinin başta ABD olmak üzere diğer emperyalist ülkelerle derin çıkar ilişkileri içinde olmalarıdır. Bu ülkelerde halkların çıkarları söz konusu değildir. Hepsi de yoksul ve sefalet içinde dincilikle avutulup kötü yaşam koşullarına mahkûm edilmişlerdir. Dolaysıyla emperyalistlerin başını çeken Tramp, bölgenin bu iki olumsuz özelliğinden yararlanarak ve cesaret alarak, Ortadoğu’yu yeniden düzenleyerek tamamen kendilerine bağımlı hale getirip zenginliklerine el koyma derdinde olduklarını bilmemiz gerekiyor.
Türkiye’de kısmen bir Ortadoğu ülkesi sayılmakta. En önemli sınır komşuları olan Suriye, Irak ve İran da emperyalizmin yarattığı kargaşalar var. İran’a karşı yapılan savaş ve işgal durumu, Türkiye’yi de son derece endişeye sokmaktadır. Diğer bölge ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de ABD’nin üsleri ve tesisleri bulunmakta. ABD, bu üsler aracılığıyla İran’ı havadan füzelerle vurmaktadır. Doğal olarak İran’da bu ülkeleri geliştirdiği uzun menzilli füzelerle hedef almaktadır. Burada en kritik olan, Türkiye'nin bu haksız savaşa dahil edilme tehlikesidir. Bu, Türkiye’nin İran’la savaşması demektir ki, her iki ülkenin ve Ortadoğu’nun yangın yerine dönüşmesi olacaktır.
Türkiye halkları ve demokrasi güçlerinin bu duruma karşı hazırlıklı olmaları, acilen gerekli olduğudur. Zira Ortadoğu, bugünden sonra eski Ortadoğu olarak kalmayacaktır.
Muzaffer yallı / muzyalli@gmail.com