Dünyamız yeni bir VİKİNGLER çağı mı yaşayacak! Amerikan başkanı Donald Trump’ın (tüccar ve yağmacı) uygulamalarına baktığımızda, Vikingler ’in IX - XI. yüzyıllardaki uygulamalarına benzerlik arz ettiğini gösteriyor. Vikingler, İskandinavyalı korsan ve tüccar kavimlerdi. İlkel, kaba ve yağmacı bir kültüre sahip olan Vikingler, uzun yıllar Avrupa’da büyük bir korku yaratmışlardı. Şimdiki dünya düzenine baktığımızda, özellikle son dönemlerdeki gelişmeler dünya halklarında bir korku ve ne oluyor acaba sorusu, hep aklımızı meşgul edecek gibi.
Tramp’ın (Trump) Venezuela’ya saldırısı, Kanada, Grönland’ı sahiplenmesi ve başka ülkeleri de hedef alan açıklamaları hem dünya halklarını tedirgin ederken, hem de emperyalist ülkeler arasındaki pazar paylaşımında ciddi sorunlar ve çelişkilere yol açmaktadır. Özellikle Avrupalı kapitalistlerin, Tramp’ın dengesiz, tutarsız ve tehditkâr açıklamaları karşısında sessiz kalamayacaklarını başta Danimarka, Fransa, Almanya ve birçok devlet yöneticinin verdikleri demeçlerden görmek mümkün. Yani dünyamızdaki olumsuz gelişmelerin, dünya halkları için hiçte iyi gelişmeler olmadığını görüyor ve izlemeye devam ediyoruz.
Emperyalistler arası bu çelişki ve pazarlıkların yoğun olarak sürdüğü bu yerlerden biri de, bizim de içinde bulunduğumuz Ortadoğu bölgesidir. Ortadoğu bölgesi emperyalistler için iki noktada önemli değere sahiptir. Birincisi, bu bölgede zengin yer altı kaynakların olması, ikincisi ise, İsrail dışında diğer ülkelerin Müslüman oluşu ve bu ülkelerin gerici ve işbirlikçi yöneticiler tarafından yönetilmiş olmalarıdır. Emperyalizmle işbirliği içinde olan bu ülkelerin yöneticileri, kendi halklarını dincilik afyonuyla uyuturlarken; bu kadar önemli olan zenginlikleri de kendi çıkarları için kullanmaktadırlar. Tabi emperyalist ülkelerin de bu zenginliklerden önemli oranda aslan payını aldıkları bilinen bir gerçekliktir. Dolaysıyla bölge ülkelerin işbirlikçi yöneticileri ile emperyalist ülkeler, Ortadoğu’da herhangi bir ilerici hareketin gelişmesini ve demokratik bir ülkenin var olmasını asla istemezler. İlerici Filistin Kurtuluş Örgütünün ve Filistin Halkının direniş mücadelesinin ortadan kaldırılması, hep bu nedenlerden dolayıdır.
Bugün ise aynı tezgâh Kürt Özgürlük Hareketi üzerinde oynanmaya çalışılıyor. Emperyalizm ve işbirlikçileri, bölgemizde yani Suriye’deki Kürt yapılanmasının, bin yıllardır var oldukları topraklarından ve kazanılmış demokratik haklarından mahrum ederek, bir katliam girişiminde bulunuyorlar. Türkiye’nin bugünkü iktidar güçleri, öteden beridir besleyip örgütlediği cihadist paramiliter güçleri Kürtler’ in üzerine saldırtarak, Kürt varlığını yok saymak ve var olan örgütlü yapılarını dağıtmak istemektedirler.
Bu saldırı kararını, cumhur ittifakının tek başına almış olduğu bir karar olarak görmemek gerekir. Arkasında başta ABD olmak üzere bütün batılı kapitalist ülkelerin olduğunu bilmemiz gerekiyor. Zira Ortadoğu ülkeleri yüzyılı aşkın bir süredir bu haydut ve sömürgeci ülkelerin her daim sömürülen pazarı olmuşlardır. O nedenledir ki, Ortadoğu’nun bu çürümüş, gerici toplum yapısının ve devlet düzenlerinin değişmesini emperyalist güçler istememektedirler!
Peki, Ortadoğu’nun bu kargaşa ortamında, Türkiye’nin bu bölgeye müdahil olmasında ne çıkarı olabilir? Türkiye, Suriye’nin en uzun sınır komşusudur. (877 km) Suriye’de devlet yapılanması ve toprak bütünlüğü yok edilirken, Suriye’nin toprakları paylaşıma açılmış oldu. Güney Suriye, İsrail Devleti tarafından işgal edilirken! ABD ve Türkiye yönetimi tarafından El-Nusra ve HTŞ gibi cihatçı örgütlerin liderliğinden gelen el-Colani takma adlı Ahmet eş-Şara ise Şam’a [vali] pardon! Cumhurbaşkanı olarak atanmış oluyordu. Colani yönetiminin yaptığı ilk iş, bu toprakların yerleşik halkları olan başta Kürtler olmak üzere, Aleviler, Dürziler, Ermeniler, Çerkezler ve diğer halklara karşı saldırı ve katliamları başlatmak oldu. Türkiye yönetiminin de silah ve lojistik desteğini sağladığı bu selefi, cihatçı ve Kadın düşmanı HTŞ güçleri, Suriye’deki Kürt yerleşim bölgelerine saldırarak, yakıp yıkmakta ve buralarda yaşayan halkları zorunlu göçe ve katliamlara maruz bırakarak, boşaltılan bu yerleri HTŞ güçlerinin denetimine bırakmaktadır.
Suriye’de, Kürtlerin üzerinde oynanan bu büyük oyun ve kötülük karşısında, dört parçada ve diasporadaki bütün Kürtleri ayağa kaldırmış durumda. Yıllardır Türkiye hükümetinin dostu olan Barzaniler yönetimi bile, bu haksızlığa dayanamayarak karşı tutum almış oldular. Tramp ve Türkiye Hükümetinin hesap edemedikleri yeni bir durum ortaya çıkmış oldu. Bu yeni durum, Kürtlerin ve dostlarının bulundukları her yerde alanlara çıkarak, bütün sınırları yıkıp geçerek bir sel gibi Rojava’ya aktılar. “Rojava Halk yalnız değildir” diye haykırarak emperyalistlere bu işin o kadar kolay olamayacağını göstermiş oldular.
Emlakçı-tüccar Tramp, bölgedeki işbirlikçilerini de yanına alarak Suriye’nin topraklarını satın alabileceğini düşündü. Ancak bu hayali şimdilik çökmüş oldu. Demokrasiden yana dünya halkları Ortaçağ barbarlığına izin vermeyeceklerini göstermiş oldular. Ortadoğu’da filizlenen bu mücadele büyüyüp gelişecek ve emperyalistlerin korkulu rüyası olacaktır.
Ortaçağ barbarlığı değil, büyük insanlık kazanacaktır.
Muzaffer yallı / muzyalli@gmail.com


