Adı büyük ama tekin olmadığını başında bulunduğu kurumdan biliyoruz. Türkiye’de bugünlerde adından en çok bahsedilen ve konuşulan kişilerden biridir Sayın Yusuf Tekin.
Türkiye’nin bütün eğitim ve öğretim kurumlarından sorumlu en yetkili kişi yani M. E. bakanıdır. Bu bakan hakkında iyi şeyler konuşulmuyor. Halk tarafından seçilip parlamentoya gelen bir kişi değildir. Haziran 2023 tarihinde cumhurbaşkanı tarafından özenle seçilip, Milli Eğitim Bakanı olarak atanmıştır. Siyasi görüşü muhafazakâr, gerici ve şeriatçı olarak bilinen Yusuf Tekin, özellikle eğitimde dini ve kültürel unsurların yer almasını istemektedir.
Laik eğitimin din karşıtlığı olduğu eleştirisinde bulunarak, karma eğitimin zorunlu olmadığını; bunun yerine isteyen velilerin tercihlerine göre kız okullarının açılabileceğini ifade etmiştir. TBMM’de yaptığı bir konuşmasında tarikat ve cemaatleri sivil toplum kuruluşları (STK) olarak gördüğünü ve bunlarla eğitim kurumlarında protokoller yapacağını açık bir şekilde kamuoyuna açıklamıştı. Eğitim kurumlarını tamamen bu gerici kurumlara teslim etmiş oldu. Bu cemaat ve tarikatlar, Türkiye’nin eğitim ve öğretim sistemini kendi dini ideolojileri doğrultusunda planlayarak, eğitim sistemini tamamen ele geçirmiş oldular.
Bunun en somut örneği ÇEDES ( çevreme duyarlıyım, değerlerime sahip çıkıyorum) projesidir. Bu proje şöyle tarif edilmektedir. “MEB, Gençlik ve spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı işbirliğiyle öğrencilere milli, manevi ve ahlaki değerleri kazandırmayı amaçlayan bir değerler eğitimi projesidir. Din görevlilerinin manevi danışman olarak okullarda faaliyet göstermesine olanak sağlayan proje, geniş kapsamlı etkinliklerle ilkokuldan liseye tüm öğrencileri kapsayacak şekilde uygulanmaktadır.”
Nitelikli, bilimsel, demokratik, laik ve ana dilinde eğitimi esas alan ve eğitim emekçilerinin haklarını koruyan çağdaş bir eğitim ve öğretimin uygulanması yerine; “milli, manevi ve ahlaki değerler” dedikleri dinci-şeriatçı bir eğitim sistemini bu topluma dayatmaktadırlar. Bu dayatmaları bugün hayata geçirmeye çalışan ve bunda önemli ölçüde başarı sağlayan M.E. Bakanı Yusuf Tekin, kamuoyunun bütün tepkilerine rağmen, umursamaz bir şekilde bu gerici uygulamaları hayata geçirmeye devam etmektedir.
Bu gerici eğitim uygulamalarının zemini, köy okullarının kapatılıp taşımalı eğitim sistemine geçişle başlamış oldu. Anadolu’nun birçok köyünde yol olmadığından, bu köylerde okuyan öğrencilerin okulla ilişkileri kesilmiş oldu. Bu öğrencilerin velileri çoğunluk olarak, çocuklarını mecburen kuran kurslarına vermek zorunda bırakıldılar. Devletin, özellikle kırsal kesimlerde yaşayan yurttaşlarına zorunlu bir şekilde dayattığı bir eğitim politikasıydı bu. Çok az yurttaş çocuklarını kuran kurslarına göndermeyerek gündelik işlerde çalıştırmaya başladılar. Günümüze kadar geldiğimizde, bu taşımalı eğitim sisteminin artık bir uygulama zemininin kalmadığını, sonuçta devlette anlamış oldu. Birçok yerden servis araçların ücretlerini öğrenci velisinin sırtına yükleyerek, eğitim sistemini içinden çıkılamaz hale soktular. Dolaysıyla burada cemaat ve tarikatlara alan açılarak, eğitim sistemi tamamen bunların denetimine bırakılmış oldu.
Cemaat ve tarikatların kontrolüne girmiş olan Türkiye’deki eğitim sisteminde, maalesef öğrencilerimiz kendi geleceklerini bilinçli olarak ölçme, değerlendirme ve kendilerini geleceğe hazırlama özgüveninden yoksun bırakıldılar. Bunun içindir ki eğitim kurumlarımızda, öğrenci yurtlarında, yasal faaliyeti olmayan kuran kurslarında tecavüzler, öldürmeler ve kayıplar yaşanmaktadır.
Daha dün iki ilimizde meydana gelen iki saldırı olayında, onlarca yurttaşımız yaralı ve biri öğretmen olmak üzere onun üzerinde öğrencimiz katledilmiş oldu. Bu acı olaylardan dolayı, halkın büyük tepkisi ve üzüntüsü protestolarla alanlara yansırken; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “acının siyaseti olmaz” diye heyecansız bir şekilde tepkisini ifade etmiş oluyordu. Bakan Yusuf Tekin ise, bu katliam için “üzgünüm, münferit bir olaydır” diyerek hadiseyi geçiştirmiş ve de basit bir olay gibi değerlendirmişti. Böyle yöneticiler başımızda olduğu sürece vay halimize, vay memleketin haline demekten başka, söyleyecek sözlerimiz olmalı.
Muzaffer Yallı / muzyalli@gmail.com