{ "@context": "http://schema.org", "@type": "NewsArticle", "mainEntityOfPage": "https://www.dersimekspres.com/yazi/toplumun-umursamazligi-tehlikeyi-buyutuyor-207.html", "headline": "Toplumun Umursamazlığı Tehlikeyi Büyütüyor", "datePublished": "2026-02-18T07:31:00Z", "dateModified": "2026-02-18T07:31:00Z", "description": "", "author": { "@type": "Person", "name": "Muzaffer YALLI" }, "publisher": { "@type": "Organization", "name": "https://news.google.com/publications/CAAqLQgKIidDQklTRndnTWFoTUtFV1JsY25OcGJXVnJjM0J5WlhNdVkyOXRLQUFQAQ?ceid=TR:tr&oc=3", "logo": { "@type": "ImageObject", "url": "https://www.dersimekspres.com/files/uploads/logo/1ee0fbefe4.png", "width": 110, "height": 22 } }, "image": { "@type": "ImageObject", "url": "https://www.dersimekspres.com/files/uploads/user/ddb7520958f02eff075c53376420fea6-cce416da666f18a0be06.jpg", "width": "800", "height": "800" } }

Toplumun Umursamazlığı Tehlikeyi Büyütüyor

Muzaffer YALLI

18-02-2026 07:31

Türkiye toplumunda bir umursamazlık hali var. Kendisini çok yakından ilgilendiren konulara bile tepkisiz durumda. Türkiye’de uzun yıllardır sürdürülen ekonomik krizler sonucu, halkın neredeyse yüzde 90’nına yakını bu krizlerden olumsuz şekilde etkilenmiş olup, yıllar içerisinde aşırı yoksullaşmayla birlikte 12-13 milyon yurttaşımız geniş tanımlı işsizlik durumuyla karşı karşıya bırakılmıştır. Geniş tanımlı işsizlik; artık iş bulmaktan umudunu kesmiş kişilerin ilgili kamu kurumlarına iş başvurusundan vaz geçmiş olmalarıdır. Siyasi iktidar işsizlik oranını gerçek olgulardan soyutlayarak, çok az bir sayı olarak yani 3 -3,5 milyon olarak vermektedir. Oysa bu sayı, kamuoyunu yanıltma ve gerçekleri saklama gibi kötü bir niyet taşıdığını ifade etmiş olalım.

Peki, yoksulluk ve işsizlik bu kadar artmışken, halk neden bu kadar umarsız ve tepkisiz bir davranış içerisinde yaşamını şekillendirmiş oluyordu? Tabi bu durumu en iyi sosyal uzmanlar açıklayabilir. Ama bu ülkenin bir vatandaşı olarak yaşadığımız son elli yılını değerlendirdiğimde, ben ve çevremde birçok kesimin (bu Türkiye genelinde toplumun çoğunluğunu oluşturur) düşük ekonomik koşullarda ve siyasi baskıların altında bir yaşam biçimine mecbur bırakılmış olmamızdır. Kırk beş yıl öncesi Türkiye toplumunda güçlü bir toplumsal örgütlülük ve mücadele azmi vardı. Şimdi maalesef bu durum yok!

Bu örgütlü yapıları üç kategoride değerlendirmek gerekirse; işçi sınıfı içerisinde DİSK, öğrenci-gençlik örgütlülüğü ve köylülük kesiminde üretici birlikleri gibi örgütlü yapılar mevcuttu. Her örgütlü yapı kendi alanında önemli hak mücadeleleri vermekteydiler. Ve bu haklarını da söke söke alıyorlardı. DİSK’in 15-16 Haziran işçi direnişi bunun en somut örneğidir. İstanbul’un birçok noktasında başlayan işyeri grev ve direnişleri, Gebze ve İzmit’teki büyük sanayi kuruluşlarını da içine alan çok büyük bir işçi eylemine dönüşmüş oldu. Zaten akabinde de sıkıyönetim ilan edilerek, sendika yöneticileri tutuklanmış oldular. Ama bu tutuklama ve baskılar onların bu kararlı mücadelesini engelleyemedi. 70’li yıllar boyunca bu mücadele toplumsallaşarak büyüdü ve mevcut düzenin temellerini sarsmaya başlamıştı. İşte bu noktada, Türkiye’nin egemenleri tehlikenin büyüklüğünün farkına vararak çözümü askeri darbede aradılar.

12 Eylül 1980 Askeri Darbesiyle birlikte, Türkiye’nin her bakımdan en büyük kırılma noktası işte bu tarihten sonra oldu. Bu tarihten itibaren Türkiye’nin yönetimine gelen askeri ve sivil yönetimler, ülkenin yönetme biçimlerini Amerikan ve İngiliz politikaları doğrultusunda şekillendirip yönetmeyi esas almış oldular. Bu yönetme tarzı-biçimi, toplumsal ilişkileri ve örgütlülüğü hedef alırken, diğer taraftan ise toplumun kısmen var olan ekonomik dengelerini bozarak, toplumun öteden beri sahip olduğu yerleşik kültürel değerlerini yok sayan argümanlar geliştirdiler. Bu argümanların en başında geleni ise din faktörüydü.

“Yüzde 99’u Müslüman olan” Türkiye toplumunu [din] anaforunun içine çekerek, soyut ve geleceği olmayan Ortaçağ kültürel değerlerine göre şekillendirip yönetilmesi daha kolay hale geleceğini biliyorlardı. Böylesi bir toplumsal yapının oluşması, hem emperyalistlerin ve hem de yerli işbirlikçi yönetici sınıfın arzu edeceği bir toplumsal düzeni gerçekleştirmekti. İşte yarım asra yakın bir zamandır, Türkiye toplumunda geriye doğru değişim ve dönüşümü sağlayarak, yaratmış oldukları bu insan profiliyle seçtirdikleri bugünkü iktidarın, Türkiye’yi 23 yıldır azınlık bir zümre (oligarşi) eliyle yönetmeye devam ediyorlar.

Bu oligarşi yapının başını çekenlerin en tepesinde olan cumhurbaşkanı, öyle rahat ve güven içerisinde topluma yönelik yaptığı konuşmalarla, dini referanslar üzerinden verdiği mesajlarla, Ortaçağ toplumunu yaratma gayretlerine hız vermiş durumda. Topluma karşı yaptığı konuşmaların her birinin sonunda söylediği şu cümleler çok dikkat çekicidir. “CHP’nin faşizan ve kibirli zihniyetini hep beraber bir daha tanık olduk. Yeni bakanlarımızın yemin etmesine engel olmak için her türlü eşkıyalığı milletin kürsüsünü işgal etmek suretiyle, her türlü zorbalığı sergilediler. Engelleyemeyeceksiniz, durduramayacaksınız bu gidişi durdurmaya sizin ne eliniz ne gücünüz yetmeeez Özgür” dedikten sonra, grup toplantısında olan herkesin ayağa kalkarak ortalığı bir alkış tufanına boğmuş olmaları, geleceğe doğru gidişin işaretlerini veriyorlardı adeta.

Evet, bu duygu korkutucu bir duygu, seçimle geldim ama seçimle gitmeyebilirim duygusudur. Edilgen bir toplum olma durumundan kurtulmamız gerekiyor. Umarsızlığı üstümüzden atmalıyız, yoksa tek adam yönetiminde tehlikeli belirsizlikler artmaya devam edecektir.

muzaffer yallı / muzyalli@gmail.com

DİĞER YAZILARI Demokratik Toplum Olma Yolunda… 01-01-1970 03:00 Diyarbakırlı Olabilmek 01-01-1970 03:00 Kirli Siyasetin İşbirlikçisi Olmak 01-01-1970 03:00 Hans ile Hasan 01-01-1970 03:00 Mayıs, Anma ve Hatırlamaların Yapıldığı Ay 01-01-1970 03:00 1 Mayıs İşçi ve Emekçilerin Bayramı 01-01-1970 03:00 Doruk Madencilik İşçilerinin Direnişi ve Yalnız Bırakılmaları Üzerine 01-01-1970 03:00 Yusuf Tekin, milli eğitim bakanı 01-01-1970 03:00 Edilgen Bir Toplum Olmak 01-01-1970 03:00 Memleketin Halleri 01-01-1970 03:00 Füze Savaşları 01-01-1970 03:00 Çürüme! 01-01-1970 03:00 Ortaçağ Barbarlığı Değil İnsanlık Kazanacak 01-01-1970 03:00 Nostalji 01-01-1970 03:00 Ortak Acı, Ortak Gelecek 01-01-1970 03:00 Önce Demokrat Olabilmek 01-01-1970 03:00 Türkiye Bugünkü Zihniyet Döngüsünden Çıkabilir mi? 01-01-1970 03:00 Eşit Yurttaşlık Hakkı 01-01-1970 03:00 12 Eylül Rejiminin 45. Yıl Dönümü ve Yarattığı Sonuçlar 01-01-1970 03:00 "2024'ü Emekliler Yılı Olarak İlan Ediyorum" 01-01-1970 03:00 Türk, Kürt, Arap Fantezileri Üzerine... 01-01-1970 03:00 Dersim/Ovacık’ta Bir Yasak Bölge 01-01-1970 03:00 1 Mayıs Seremonisi 01-01-1970 03:00 Köy Enstitülerin Kuruluş Yıldönümü ve Eğitimin Dinselleştirilmesi 01-01-1970 03:00 Kürt Sorununun Çözümünü Bu İktidardan Beklememeliyiz? 01-01-1970 03:00 Yanlış İliklenen Düğmenin Sonuçları 01-01-1970 03:00 Kürt Sorununda Tavrımız ne olmalıdır? 01-01-1970 03:00 Kurtulmak Yok Tek Başına* 01-01-1970 03:00 Sesimi Duyan Var mı? 01-01-1970 03:00 Dünyayı ‘Haydutlar’ mı Yönetecek? 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE’DEKİ YOZLAŞMANIN DERSİM’E ETKİLERİ 01-01-1970 03:00 ARIZALI BİR CUMHURİYETİN 101. YILI 01-01-1970 03:00 NE YAPMALI(YIZ) 01-01-1970 03:00 HAKKÂRİ (CÖLEMERK) HALKI’YLA DAYANIŞMA İÇİNDE OLMAK 01-01-1970 03:00 NEWROZ ALANLARINDAN 1 MAYIS ALANLARINA… 01-01-1970 03:00 12 MART 1971 ASKERİ DARBESİ'NİN 53.YIL DÖNÜMÜ! 01-01-1970 03:00 Köy boşaltmalarından İliç'e, delik deşik edilen coğrafyamız! 01-01-1970 03:00 YÜZ YILDIR AYNI ANLAYIŞLA BELEDİYELERİ YÖNETMEK! 01-01-1970 03:00