{ "@context": "http://schema.org", "@type": "NewsArticle", "mainEntityOfPage": "https://www.dersimekspres.com/yazi/oyle-kolay-midir-181.html", "headline": "ÖYLE KOLAY MIDIR?", "datePublished": "2025-09-25T21:54:00Z", "dateModified": "2025-09-25T21:54:00Z", "description": "", "author": { "@type": "Person", "name": "YILMAZCAN ŞARE" }, "publisher": { "@type": "Organization", "name": "https://news.google.com/publications/CAAqLQgKIidDQklTRndnTWFoTUtFV1JsY25OcGJXVnJjM0J5WlhNdVkyOXRLQUFQAQ?ceid=TR:tr&oc=3", "logo": { "@type": "ImageObject", "url": "https://www.dersimekspres.com/files/uploads/logo/1ee0fbefe4.png", "width": 110, "height": 22 } }, "image": { "@type": "ImageObject", "url": "https://www.dersimekspres.com/files/uploads/user/f402f3e7f4bdaa7211f9e3ea203cf3a5-d6c93e29b7cb16b0157c.jpg", "width": "800", "height": "800" } }

ÖYLE KOLAY MIDIR?

YILMAZCAN ŞARE

25-09-2025 21:54

Hani insan çareyi kaybedip kalakalır ya dünyanın ortasında. O an yüreği çatlar ya orta yerinden. Taşa sabır sorar; umuda minnet eyler. Durur ve kalır öyle. Sesi kesilir, soluğu tıkanır. Sanki bütün cihan insanın başına çökmüş, bütün yüksek dağlar yıkılmış ta altında kalmış gibi hisseder ya. İşte bu da öyle bir şey.

Bir babanın çöken omuzlarının ağrısı gelir de oturur vicdanınıza. Vicdanınız sizi alır çarpar taştan taşa. O babanın “Ne olur oğlumu sapasağlam verin bana çekip gideyim bu hastane odasından”, sonra bir ananın çığlığı yırtar hastanenin koridorlarını. Öyle kolay mıdır günlerce bir yoğun bakımın kapısına gözünü dikip te beklemek? Öyle kolay mıdır bir oğul verip bıçaklar altına çekip gitmek.

Ufuk, tam da sabahın seyrine oturmuş sabah güneşi ışıltısında bir gençti. Güldü mü dağ taş katılırdı onun o muhteşem gülüşüne. Bir sedye ile gitti ameliyat ışıklarının dermana çağıran zamanına. “Ameliyat olacağım, iyi olup çıkacağım buradan” dedi. Sonra söndü o umuda açılan ışıkların hepsi bir bir. Zaman acımasız bir cellat donunda dikildi karşısına. “Bırak beni ey Azrail, oğlum bekler beni o soğuk gurbet ülkesinde” dediyse de duymadı sesini. Bir baba bir evlada hasret göçüp gitti bu dünyadan. Ve bir baba babasının kalbini ateşe verip te gitti.

Kim bilir ki insanın çaresizliğini? Bilen olur elbet. Ama ateş düştüğü yeri yakıp kül etti. Başını ellerinin arasına almış o çaresiz baba. Sapasağlam getirdiği oğlunun tabutunu omuzlayıp çıktı Elazığ Fethi Sekin Hastanesi’nin soğuk morgundan. Kolay mıdır bir babanın oğlunun cenazesini sırtlayıp onca mesafe soluksuz gitmesi. Ah be bu gözler ne çok acıya tanıklık etti. Kalbim bin yaşındı, gözlerim bir milyon yaşında çocuk.

Şimdi oturmuş burada kalemime genç ölümlerin çekilmez acısını giydiriyorum. Ufuk 'un kız kardeşi tabutuna doğru bağırıyor “Abii! Nereyee gidiyorsun? İn bindiğin o tahta attan. Çıkar üzerindeki o beyaz kefenini. Bu senin ölümün değil, bu senin gidişin olmamalı.” Ah! Ne çare işte, insan o tahtadan ata bir binmeye görsün. İnemez artık oradan.

Ölüm, adın kalleş olsun emi. Tırpanla biçer gibi biçersin nice hayatları. Yaşlı genç demeden. Ufuk; Gençliğin mavi baharı, bir sabah yeli gibi savrulup gitti. Ateşe düşmüş bir kelebek gibi yanarak gitti çilesi çekilmez bu dünyadan. Öyle kolay mıdır gurbette bir yoğun bakımın kapısında sabahlamak. Diri diri sedyeye yatırdığın bir evladı kefene sarıp geri almak. Annesi, Pepuk kuşudur artık, her sabah gün ağardığında Hamik Dağı’na dönüp yüzünü “Oy oğul kabuk tutmaz yaralarına kurban olduğum oğul” diyen. Öyle kolay mıdır gencecik bir oğulu toprağa koyup eve dönmek. Nerede, nasıl kabuk bağlar bu onulmaz yara? Gecelerin sabahı yoktur artık. Hayatın tadı tuzu kaybolmuştur. Gündüzler gündüz değildir artık. Ateş düşmüştür yüreğe ve ölünceye kadar ahlar ülkesidir o anne o baba o kardeş. Keşke bir rüya olsa der. Keşke şu kapı açılsa da girse o kapıdan içeri ve anne ben geldim, buradayım işte diyebilse. Ama nafile bir ömür sızıp gitmiştir toprağın çatlağından yerin en dibine. Kolay mıdır bir babanın her sabah doktorların yüzünden umut toplamaya çalışması. Baba Ali Hıdır canın yarısını koydu Fethi Sekin'e gitti.

Ah be Ufuk. Ah be ciğer yaramız Ah dert deryamız. Nasıl anlatayım seni şimdi. Kendi gözlerimle gördüm gelip o ziyaretin kalbinde uykuya daldığını. Hiç mi duymadı sesini o Khal Ferat? Evinin bahçesinde koyu bir sessizlik var. Çığlıklar duvarlara siniyor durmadan. Bu unutulacak dert değil ki. Var mı öyle taze bir ömrü kum ve küle karıştırarak çekip gitmek. Ne diyeyim ki şimdi ben. Kelimeler boğazıma düğümlenmiş. Gittiğin yer cennet olsun. Gül ile gülistan yatağın olsun. Teyzen Sevim’e selam söyle. Sınıf arkadaşım. O yaralı ceylana selam söyle. Umarım şimdi teyzenin yanındasın. Mekanın ışıkla dolsun. Yolun açık olsun kardeşim. Güle güle can Ufuk’umuz. Bizim ufkumuz karardı umarım sen gittiğin yerde yaşanmamış hayatına yepyeni bir Ufuk açmışsındır.

DİĞER YAZILARI TAŞ OLSAM ERİRDİM, TOPRAK OLDUM DAYANDIM 01-01-1970 03:00 KANLI BİR HAFIZANIN SON NEFESİ ( DAVUT TEKİN ) 01-01-1970 03:00 KIRIK KANAT MI, GİZLENMİŞ PENÇE Mİ? 01-01-1970 03:00 HIZIRI’N ADALETİ YOKSA! 01-01-1970 03:00 GÜLİSTAN DOKU 01-01-1970 03:00 BİR DİLİN SESİNİ SUSTURMAK 01-01-1970 03:00 DUYARAK GÖREN ADAM 01-01-1970 03:00 İTİBAR ASKIDA, HAKİKAT YASTA 01-01-1970 03:00 YATILI OKUL SENDROMU VE DOKTOR ALİ GÖK 01-01-1970 03:00 SUYA VE ATEŞE RÜYA ANLATMAK 01-01-1970 03:00 ALİ HIDIR 01-01-1970 03:00 FESTİVAL KOMİTESİNE 01-01-1970 03:00 DERSİM'DE YABAN HAYATINA MÜDAHALE 01-01-1970 03:00 KURTAR BİZİ BABA! 01-01-1970 03:00 PEPUK KUŞU BİLE UTANDI 01-01-1970 03:00 PEPUGA DERSİM/ IŞIK BERFİN 01-01-1970 03:00 ELON MUSK VE ROBOT SEVGİLİSİ 01-01-1970 03:00 Gülistan Doku nerede? 01-01-1970 03:00 BAYAN VİK 01-01-1970 03:00 QAL GAĞAN 01-01-1970 03:00 FATİK, NEDEN ERKEK OLMAK ZORUNDADIR? 01-01-1970 03:00 NEDEN ARÈYÊ KAY YOK? 01-01-1970 03:00 DERSİM NEREYE GİDİYOR? 01-01-1970 03:00 KENT ÇÜRÜYOR 01-01-1970 03:00 ACİL ÖNLEM! 01-01-1970 03:00 ÜÇ YATAK BİR BOŞLUK 01-01-1970 03:00 Yitimler vakti 01-01-1970 03:00 ENJOY 01-01-1970 03:00 PARAMPARÇA 01-01-1970 03:00 İLİÇ CEHENNEMİ 01-01-1970 03:00 ÇANTADA KEKLİK 01-01-1970 03:00 ÖZÜNÜ DARA ÇEK 01-01-1970 03:00 DERSİM DİYE BİR YER 01-01-1970 03:00 ELİ KULAĞINDA 01-01-1970 03:00 FİLM BİTTİ! 01-01-1970 03:00 MEMED ALİ USTA 01-01-1970 03:00 ÇİNGENE YÜZÜKLERİ... 01-01-1970 03:00 BÜYÜKDAĞ'IN BÜYÜK DUMANI 01-01-1970 03:00 BAŞKAN 01-01-1970 03:00 BİR KIRMANÇ KADIN 01-01-1970 03:00 BİRAZ TUZ VERİN NE OLUR 01-01-1970 03:00 AP UŞE-HÜSEYİN AMCA 01-01-1970 03:00 BİLMEZ KİŞİ 01-01-1970 03:00 FEDAŞ işçileri 01-01-1970 03:00 EL FRENİNİ ÇEKMEYEN CANİ 01-01-1970 03:00 Dersim’de geleneksel elektrik kesintileri! 01-01-1970 03:00 ANJİYO, HAYAT KURTARDI 01-01-1970 03:00 CEVİZİN ALTINDAKİ ADAM 01-01-1970 03:00 İNSANIN İHANETİ 01-01-1970 03:00 DOKTOR YETERSİZLİĞİ 01-01-1970 03:00 CLİNTON CELAL 01-01-1970 03:00 FETVA 01-01-1970 03:00 ÇIĞLIK 01-01-1970 03:00 ALİ KARABULUT ELİ İLE 01-01-1970 03:00 GURBETTE GÖMÜLENLER 01-01-1970 03:00 TOPRAK OLUP DAYANMAK 01-01-1970 03:00 Gram, gram ölmek! 01-01-1970 03:00 İYİLER VE KÖTÜLER 01-01-1970 03:00 GÜNTAŞLAR 01-01-1970 03:00 DERSİM VE MOTORLU KURYELER 01-01-1970 03:00 NUR ELİF ÖLDÜRÜLDÜ! 01-01-1970 03:00 DİL VE TORUN 01-01-1970 03:00 ALTI YAŞINDA GELİNLİK 01-01-1970 03:00 MARS TİYATRO GRUBU 01-01-1970 03:00 YILMAZ ÇELİK 01-01-1970 03:00 TAKSİM 01-01-1970 03:00 VİP NEZAKETSİZLİK 01-01-1970 03:00 BİR CAN KURTARDI 01-01-1970 03:00 YARALI BEGO 01-01-1970 03:00 BİR KADIN CİNAYETİ DAHA. 01-01-1970 03:00 CEMAL SÜREYA MEZARSIZ KALDI 01-01-1970 03:00 ERİVAN BARUT VE DİL 01-01-1970 03:00 81 SANİYE 01-01-1970 03:00 KİM BUNLAR? 01-01-1970 03:00 ŞART! 01-01-1970 03:00 BİZİM İLE KİM HELALLEŞECEK? 01-01-1970 03:00 MAHSA 01-01-1970 03:00