Karabulutların göğün maviliğini ağır ağır işgal ettiği bir Dersim. Kardeşin kardeşi boğazladığı, kültürün, dilin, inancın bitme noktasına ulaştığı bir Dersim. Uyuşturulmuş, kangren olmaya doğru giden bir Dersim. Kentte derin bir mutsuzluk hakim. Şöyle sokağa çıkıp dolaşan insanları gözlemleseniz bunun farkına varırsınız.

Birbirlerini sevmeyip de; Seviyor -muş gibi davranmalar, güvenmeyip güveniyor- muş gibi yapmalar. Çoğu insanın birbirinin ayağına çelme takma yarışına girdiği; birbirlerinin ayağını kaydırmaya çalıştığı, riyakarlığın, samimiyetsizliğin, ikiyüzlülüğün pirim yaptığı, yığınla önyargının oluştuğu bir kent.

Önce oluşmuş bu rahatsız edici ortamdan bahsedeceğim sonra kendimce neden böyle oldu sorusuna yanıtlar aramaya çalışacağım. Doğru yada yanlış kendi öngörülerimi sizlerle paylaşacağım. Yukarıda birazcık bahsettim bu kentin yani Değişen Dersim'in en son halinden. Kente yıllar önce insanların iç huzuru vardı ve insanlar kendileri ile barışıktı. Dostluk vardı, arkadaşlık, komşuluk, akranlık, akrabalık ve her şeyden önemlisi insanlık vardı. Ne oldu bu güzelim kentte de bu kadar çabuk değişim gösterdi. Yukarıda saydığım güzelliklerin hepsini mumla arar olduk. Derin bir kimlik yıkımı, hızlı bir yozlaşma çabuk bir dönüşüm. Aşkla bağlı olduğumuz ve çoğumuzun gönül kabesi olan bu kent neden bir uçurumdan aşağı freni patlamış bir kamyon gibi gidiyor? Neden genç intiharlar var neden ölümler var ve neden arkadaş arkadaşa, kardeş kardeşe kıyar olmuş?

Ey kanaat önderleri, STK’ lar, partiler, vekiller, belediye başkanları ne olacak bu işin sonu? Biz sanat emekçileri yıllardır bağıra bağıra bir şeyler söylüyoruz, geliyor gelmekte olan önlem alın diyoruz. Ama eğer bir ilde sanat yoksa kitap okuma yoksa, eğitim yoksa nasıl düzelecek bu durum? Öyle derin bir dedikodu mafyası var ki; cadde, cadde, sokak, sokak, ev, ev zehirlerini yayıyorlar. Bu işsiz güçsüz takımı dedikoduyu, ikiyüzlülüğü kendine iş edinmiş durumda. Kimse kimseyi sevmiyor. Herkes bir başkasını suçluyor. Herkes kendine göre doğru ötekiler ise eğri. Bu olay öylesine çirkef bir hal almış ki; Bu mafyanın üyeleri sizin yanınızda sarılıp seni seviyorum dedikleri kişi yada kişiler gittikten sonra arkalarından " Sktr et beş para etmez " diye dedikodu yapıyorlar

Unutma der bir bilge “senin yanında dedikodu yapan senin de dedikodunu yapıyordur.” Bu sevimsiz, seviye yoksulu dedikodu mafyası maalesef ki insanın insana güvenine ağır darbeler vurmakla kalmayıp toplumsal birlikteliği de yok ediyor.

Peki, bu kötü gidişatın sebebi nedir? Ne olabilir? On yıllardır bu kentin tepesinde dönüp duran oyunlar, yıkımlar, kırımlar, felaketler. Genlerden genlere geçen acılar, ağıtlar. İşsizlik, çaresizlik, göç daha nice şey bu kentin sabrını da yok etti birliğini de dirliğini de.

Türkiye'nin en mutsuz kentiymiş tabi ki en mutsuz kenti olur. Oluşmuş olan hal ve ahval şu; birbirlerinin mahvolduğunu görme isteği. Sevgisizlik, samimiyetsizlik, çıkar, menfaat, insan satma daha nice olumsuzluklar. Hiç kimse bu durumdan bana ne beni rahatsız etmez demesin. Bu herkesi ilgilendiren derin bir buhrandır. Kendi dilini, kültürünü, inancını, kimliğini yitirmek üzere olan bir kentte; tiyatro yok, sanat yok, kitap okumak yok, o yok bu yok. Peki, nasıl olacak bu iş? Sorarım size ey kanaat önderleri nasıl eski ayarlarına dönecek bu kent?