Bugün bahsedeceğim mesele yaban hayatı ile ilgili. Evrendeki ekosistem içerisinde kendi dengesini bulmuş olan yaban hayatının devamlılığı da işte bu doğal sistemin kendi döngüsü içinde devam edebilmesine bağlıdır. Bu durum, dünyanın her yeri için aynı döngüyü öngörür. Ama ben bunun mikro bir parçası olan yereldeki yaban hayatından bahsedeceğim; yani Dersim'deki yaban hayatından. Bizler, yani Dersimliler olarak, çoğunlukla içinde bulunduğumuz coğrafya ile uyum içinde ve barışık yaşarız. Çünkü varoluş gerekçemiz, inancımız ve kültürümüz de bunu gerektirir. Buraya kadar her şey gayet iyi ve yerinde.
Ama bütün bu iyi ve güzele rağmen, son yıllarda yanlış giden birtakım şeyler var. İşte, ben bunlardan bir tanesine değinmek istiyorum. Nedir bu? Şöyle ki; İnsanlarımızın hayvan sevgisi ya da yaban hayatına duyduğu merak ve önemsemenin getirdiği abartı ve bu abartının yaban hayatına vermiş olduğu zarar. Dağ keçilerini seviyoruz, koruyoruz, kutsiyet atfediyoruz. Hızır’ın evet davarıdır öldürülmemeli diyoruz ,öldürenleri lanetliyoruz. Buraya kadar da her şey çok iyi ve çok güzel. Evet, ama onların yaban hayatı içindeki yerlerine de farkında olmadan müdahale ediyoruz. Yollara dökülmüş tuz ya da elle besleme gibi, onları yaban hayatlarının doğal beslenme döngüsünden koparıp uzaklaştıracak tarzda davranışlarımız ile onlara iyilik yerine kötülük yapıyoruz. İnsanlara alışmaya ve onlardan zarar gelmeyeceğine inandıkları için savunmaz kalıyorlar. Her gün tuz ya da beslenme için aynı yola ve aynı noktaya inen hayvanlar, gün boyu doğal beslenmeyi unutarak oralarda karınları aç kalakalmaktalar. Bu da onların yaban hayatı içindeki düzen ve dengelerini bozup zarar vermektedir. Tabi ki sevgimizi göstermek, onları resmetmek güzeldir. Ama önce onların doğal alanlarda vahşi döngüdeki yaşam haklarının önemi ve kutsiyetidir önemli olan.
Bir ikinci husus, son zamanlarda artan ayı popülasyonu ve buna bağlı olarak ayıların piknik alanlarına ve kent merkezine kadar inmeleri. Özellikle piknik alanlarında bu yabani hayvanların pikniğe gelenler tarafından elle beslenmeleri, hem bu hayvanların beslenme algılarına ve alışkanlıklarına zarar vermekte hem de onları besleyenler açısından tehlike teşkil etmektedir. Ayıları beslerken fotoğraf ve video çekip paylaşan birey ya da bireyler, bu hayvanların herhangi bir tehlike ya da tehdit algıladıklarında orada bulunan insanlara nasıl zarar verebileceklerinin maalesef ki farkında değiller. Hele hele yanında yavruları bulunan bir anne ayı, bu tarz ortamlarda insanlar için büyük bir tehdit ve tehlikedir. Yakın zamanlarda yine kent merkezine sürüler halinde inip ev ve apartmanların yanlarına kadar sokulan domuzları elle besleyip bunu da sosyal medyada paylaşan insanlar vardı.
Bu işte bir terslik var sanırım. Hayvanseverliği biz yanlış anlıyoruz ya da anlamışız derim. Hayvanseverlik en başta onların doğal yaşam alanlarının korunması ve oluşturdukları beslenme sistemine saygı duymak ile olur. Yoksa onlar üzerinden kendi duygularımızı tatmin etmekle olmaz. Yani kaş yapayım derken göz çıkarılmaz. Oluşmuş olan bu iyi niyetli kötü alışkanlıkların sonlandırılması, hem insanlar için hem de yaban hayatının korunması için faydalı olacaktır. Bu olumsuzluğun, kimseler yani hiçbir canlı zarar görmeden ortadan kaldırılması ve yasaklanması için yetkililerin bir an önce harekete geçip, üzerlerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmeleri gerekmekte. Aksi halde oluşacak kötü durumlar ve olumsuzluklar can kaybına yol açtığında işte o zaman her şey için çok geç olacaktır.


