Tuz ile yıkadılar yaralarımı. Kifayetsiz kelimelerim ile dövdüler beni. Taş oldum kaskatı, dilsiz, sabra sınanmış, çatladı çatlayacak... Altı yaşında bir çocuk…! Dünyayı yeni yeni algılamaya çalışan bir sübyan. Su ve ekmekten başka bir şey bilmez. Savunmasız. Düşünmek bile derin bir tiksinti uyandırıyor. Bir baba evladını nasıl böyle heder eder ki?
Yaşar Kemal: "Ben küçük bir çocukken babamı namaz kılarken gözlerimin önünde öldürdüler. Uzun süre konuşamadım ve kekeme oldum" der. Babasının gözlerinin önünde öldürülüşünün derin travmasını öyle anlatır. Bir çocuğun gözlerinin önünde babasının öldürülmesi hem de namaz kılarken öldürülmesini açıklayabilecek nasıl bir vicdan, nasıl bir akıl olabilir ki? Sonra devam eder o büyük yazar. “Demir olsam dayanamazdım bu acıya, erirdim, çürürdüm. Taş oldum dayandım. Toprak oldum da dayandım” der.
Peki, şu son günlerde yaşandığını duyup tiksindiğimiz olaya ne demeli? Altı yaşındaki bir kız çocuğunun başına gelenler, getirilenler? “Gelin” kelimesi ve “çocuk” aynı cümle içinde kullanılamayacak kadar insanlık dışı bir durum iken bu dert, bu acı bu istismar nasıl dile getirilebilir ki? Buna toprak bile dayanmaz çürür, erir.
Sinema ve tiyatro sanatçısı Müjdat Gezen bu lanet ötesi olay için şöyle diyor: “Siz hiç kuzu ile çiftleşmeye kalkan bir koç, buzağıya musallat olan bir boğa, civcivi kovalayan bir horoz, minik yavrulara tecavüz eden bir kedi veya köpek gördünüz mü? Göremezsiniz! Onun için sapıklara, hayvan demeyin…!”
İnsan derin bir utanç ile sarsılıyor. Çünkü bu zihniyete sahip insanlar ile aynı havayı teneffüs ediyorsun. Aynı kaldırımdan yürüyorsun, aynı alfabe ile aynı harfleri yoruyorsun. Aynı yerlerden alışveriş yapıyor ve aynı toprağa gömülüyorsun. Altı yaşında bir kız çocuğunu gerdeğe almak, yedi yaşında ona sahip olmak ve tecavüz etmek nasıl bir ruh ve cinnet halidir? Bu durum karşısında kim ne söz söylüyor ne diyor? Yetkili, yetkisiz herkes… Bir cemaat lideri bu zalimliği kendine hak görürken altı yaşındaki o kız çocuğunun babası da razı oluyor. Yorum yapmak bile insanı kanatıyor. Yediğin lokma, içtiğin su gidip öyle bir boğuma takılıyor ki ne yaparsan yap yutkunamıyorsun.
Yazar Yaşar Kemal'in, babasının namaz kılarken gözlerinin önünde öldürülmesi ne ise nasıl insanlık dışı olay ise bu da en az o kadar ve öyledir. Hiç bir izahı yoktur. Altı yaşında bir kız çocuğuna gelinlik giydirmek! İnanın insan yazarken yoruluyor ve tiksiniyor. Bende söz ve sözcük bitti!


