Bedensel Engellileri Destekleme Derneği Tunceli Şube Başkanı Ali Arslan. Ali abiden biraz bahsetmek isterim. Görmek ve duymak. Duyarak görmek.
Dünyanın yoğun bir değişim geçirdiği bu zamanda gönül gözü açık kaç tane insan vardır bilinmez. Bakmak görmek değildir. Asıl körlük, bakarken görememektir. Sokrates der ki; “Konuş ki seni görebileyim.”
Biz yani Arêyê Kay Tiyatro Grubu geçenlerde Hüseyin Güntaş Konferans Salonu’nda “Diplomasız Psikolog” isimli yeni oyunumuzu sergiledik. Oyuna çok büyük bir katılım vardı. Arêyê Kay Tiyatro Grubu’na gösterilen ilgi için katılımcılara çok teşekkür ederiz.
İşte gerçek sahiplenme bu sanat dostlarının gösterdiği ilgidir. Salon olabilir, dekor, kostüm olabilir ve oyuncu olabilir ama izleyici yoksa bunun pek bir anlamı olmaz. Ondandır ki pişirdiğimiz bu sanat aşına bir tutam tuz atan herkese teşekkürü bir borç biliriz.
Her şey güzeldi. Hele hele bir şey vardı ki o benim için çok özeldi. Yüreğinin derin gören gözleri ile salonda en önde oturup biz konuştukça bizleri gören Ali abiydi. Oyundan sonra beni arayıp memnuniyetini bildiren Ali abiye çok teşekkür ederim.
Göz kapaklarının örttüğü gözlerine rağmen bizleri açık olan gönül gözleri ile gören Ali abi, her konuştuğumuzda bizleri gördü. Bu benim sanat hayatımda bir ilkti.
Daha önce yani yıllar önce yoğun bakımda bir türlü uyandırılamayan o yaşlı kadına bizim tiyatromuzu ana dilinde dinletip uyandırmaları beni etkilemişti. Bir türlü uyandırılamayan yaşlı kadın, ana dilindeki o seslere uyanıp tepki vermişti. İkincisi ise yaşadığım bu durum oldu. Gözleri görmeyen Ali abinin tiyatro izlemeye gelmiş olması ve oyunu pür dikkat dinleyerek görmesi.
Engel tanımayan bu insan kazandığı içsel derinlikle görüyordu. Sahneden yüreğine akan sesler benliğinden ruhuna akıyor oradan gönül gözlerinin ışığında yıkanıyordu. Orada sahnenin hemen önünde tiyatronun seslerine tutunuyordu.
Tiyatro ve sanat dünyasının içine akmak ve onu iliklerine çekerek seyretmek. Bir kültür meselesi işte. "Ama çok güldük çok güzeldi " tabiri bundan uzak ve de eksik bir değerlendirme. Önemli olan insani duygu ve tepkileri anlamlandırmak.
Salondan çıkarken ceplerinde iyiye ,sorgulamaya dair bir şeyleri birlikte götürebilmek. Sinema ve tiyatro sanatçısı Haluk Bilginer der ki: “Bizim sahnemizin girişinde şu söz yazılıdır. Bu sahnede oymak yasak.” İşte olmak meselesi bu. Yaşamak ve yaşatmak. Yoksa rol yapmak değildir tiyatro. Anlatılanı yaşamaktır. Tiyatro soytarılık da değildir. Ama toplumu dönüştüren bu sanatın gücünü görmezden gelip onu sadece bir eğlence aracı olarak görmek tiyatroya yapılacak en büyük haksızlıktır.
Kulaktan süzülen sözcükler, göze yerleşen görsellik ve bütünlüğün pişirilmiş hamuruna dönüşmedikçe çiğ kalır. Nice gözleri açık körler vardır ki yüzeyi gerçek sanma yanılgısına düşerler ama nice insanlar vardır ki kapanmış gözlerine rağmen ruhları ile duyar ve de görürler. işte Ali abi de öyle bir adam. Yani duyarak gören bir adam. Onun kulaklarıdır gözleri.
Çalıştığı Tunceli Devlet Hastanesi’nde santrale bakabilecek kadar iyi gören ve insanların isimlerini seslerine şifrelemiştir. Aşık Veysel’in derinliğidir onda yer edinmiş olan. Veysel ki kendisini bir başkası için terk etmeye yeltenmiş eşinin ayakkabısının içine para koyacak kadar derin ve erdem sahibidir.
Ali abi ise sesleri ve sözcükleri ruhunun ağları ile yakalayıp anlamlandıran o adamdır işte.
İyiler hep var olsunlar...


