Hayat öyle bir şey işte. Var ile yok arası küçük bir yolculuk gibi. Bir yerde başlayan yolculuğun başka bir yerde hiç beklenmedik bir anda son bulması. Filizlenmiş o bağ ve bahçe tarumar olur. Giden ile mi gider çoğu şey, yoksa kalanlar mı çeker bu viran olmuş ömrün ağırlığını.
Bizler eksik sevilmiş, misafirden sonra sofraya oturtulmuş ve bunu da saygı olarak öğrenmiş nesillerin son halkalarıyız Hayatımız biraz yılkı atlarının hayatları ile benzeşir. Yazın köydeki işlerde çalıştırılıp güzün bir yatılı okulun kapısına bırakılan çocuklardık. Yedisinde demir ranzalara mahkum edilmiş, ne yaşadıkları pek merak edilmemiş çocuklar. Orası bizim küçük ve soğuk mahpushanemiz gibiydi. Onunla hem aynı köylü, hem okul arkadaşı hem de sınıf arkadaşıydık. Sınıfımdaki tek tanıdık yüzdü o sıralar. O yüzden gurbet diye giyindiğim o soğuk yerdeki tesellilerimden biriydi Ali Hıdır.
Yoksul ve de yoksun çocuklardık. Soğuk ranzalı yatakhaneler, terbiye edilmiş hasretler üstesinden bir türlü gelemediğimiz ayrılıkların mağdurlarıydık. Yılkı atlarından farkımız onlar bırakıldıkları yerlerde zor olan şartlarından bir özgürlük edinebiliyorlardı ama bizim öyle bir şansımıza da yoktu. Yeni açılmış okul kooperatifine elindeki son kuruşu ile ortak edilmiş ve "kâr payı siz ortaklara dağıtılacak" denilip hayal kurdurulmuş ve kandırılmış çocuklardık.
O olmayınca Ali Hıdır ile ortak bir karar aldık ve okul kooperatif inden veresiye aldığımız bir kaç çikolata ve bir kaç bisküvi ile sınıfımızda tahta bir dolabın içinde mini bir bakkal dükkanı açtık. Hayallerimiz büyüktü. Bunları satacak yenilerini alacak ve onları da satıp bu yoksulluktan kurtulacaktık. Kim bilir belki anne ve babamıza bile harçlık yollayacak ve bir kaç garibana da yardımcı olacaktık. Sonra elimizdekileri de veresiye verip yerine koyamayınca battık. Bu bizim ilk ve son ortaklığımız oldu.
Defalarca yollara düşüp kaçtık o yatılı okuldan. Her kaçtığımızda yol ve kader arkadaşlığı yaptık. O da oraya sığamıyordu soğuk çocuk mahpusuna benzeyen yatılı okula. Sonra kader her birimizi savurup bir yerlere attı. Ali Hıdır, kaderini nasırlı elleri ile yırtıp attı İstanbul kaldırımlarına. Sonra bakıp gülümsedi yanağının kıyısına ilişmiş gamzesi ile. Ben, sanata yöneldim bütün zorluklarına rağmen. O ise o yatılı okulda başlattığımız ilk hayal kırıklığımız olan ticarete atıldı. Aksaray'da bir büfe çalıştırdı. Ama şu ömür dediğimiz yolculuk bitiyor işte bir yerde. Baktığımız o koca yaşam aynası beklenmedik bir anda atılmış bir taş ile tuzla buz oluyor.
Ali Hıdır göçüp gitti bu dünyadan. Geride birçok eksik zamanları ve yarım yaşanmış bir hayatı bırakarak. Yakalandığı o amansız illet ile tam dört yıl mücadele etti ve sonunda ona yenilerek çekip gitti bu dünyadan.
Yılkı atlarının mağdur teninden süzülen vefa bilmez, hatır saymaz mağlubiyet ile terliyor dağlar ve ovalar. Yankısı çalınmış çığlıklar, biriken ahlar sarıyor uzayıp giden firari yolları. Kimse ne çektiklerini anlatacak kimseler bulabildi ne de dert pazarının tezgahlarını dağıtacak bir el.
Benim babam da yatılı okul mağduru bir adamdı. Sürüldüğü Ovacık yatılı okulunda unutulmuş bir çocuk. O da okuldan kaçmış Hozat’ta gece bir değirmene sığınarak yolun diğer yarısını yürüyebilmiş gitmek istediği sılaya, kaçak yollar ile ulaşabilmişti. O yatılı okul firarisi kendi gibi yatılı okuldan kaçan oğlunu döve döve götürüp teslim etmişti. Döngüydü bu. Biri mağdur biri muktedir sonra biri mağlup öbürü muktedir.
Ali Hıdır, işte bu bitmeyen gurbetlerin mesafesinde soluğunu yuta yuta yaşamış bir adamdı. Çıktığı sürgün hayatını ve gurbetliği sonunda bir tahtadan atın sırtında ve dört kişinin omuzunda bitirdi. Geride ne kaldı derseniz hem kocaman bir çile ve hasret hem de dibi hiç görünmeyecek bir kuyu.
Mekanın cennet olsun köylüm arkadaşım, kaderdaşım . Gül ve gülistan içinde uyu ve uyu hiç değilse şimdi birazcık ta olsun dinlen.



Hem kişisel bir kaybı hem de nesiller boyu süren yaraları anlatışın çok etkileyici.
Bu yazınla Ali Hıdır’ı sadece kendi anılarında değil, bizim yüreğimizde de yaşattın. Çok kıymetli bir vefa olmuş, Ali Hıdır’a rahmet, sana da sabır diliyorum.
Yüreğine ve kalemine sağlık sevgili arkadaşım Yılmaz ..