Dersim, neden bu kadar ürkütüyor milliyetçi siyasetçileri? Var olan bir gerçeği yok saymak, yasaklamak, o gerçeğin üzerini örtmek onu yok etmez, ortadan kaldırmaz aksine onu büyütür ve daha güçlü bir şekilde hafızalara yerleştirir.
Sanırım milliyetçi siyasetçiler, hem Dersim ismi üzerinden oy devşirme peşindeler hem de Dersim katliamının gündeme gelmesinden korkmaktadırlar. Gerek Muharrem İnce ve gerekse de Bahçeli'nin meselesi de böyle. Hem bu yolla milliyetçi muhafazakar oyları devşirmek hem de saklı endişelerini dışa vurmanın bir çeşit yolu olarak bu taktiği kullanıyorlar.
Aklı evvel her insan bilir ki; gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır ve yine aklı evvel olan herkes bilir ki “Güneş balçıkla sıvanmaz.” Özgür Özel “Dersim” demiş te. Dersim, diye bir yer yokmuş. Amanda aman. Sorarlar adama; Madem Dersim diye bir yer yokmuş peki sizin bu endişe ve tepkiniz neden? Peki, Bahçeli’ye sormak lazım; Sizin ortağınız AKP'nin genel başkanı ve partili Cumhurbaşkanı Dersim katliamını kabul edip özür diledi buna ne diyeceksiniz? Eğer siyasi bir manevra diyecekseniz bu hem ortağınızı hem de bu ülkenin partili Cumhurbaşkanını boşa düşürmek değil mi? O zaman bu halk ya da size oy veren seçmeniniz kime inansın? Size mi yoksa Sayın Erdoğan'a mı? Doğru sizin dediğiniz mi? Yoksa Sayın Erdoğan'ın dediği mi?
Gelgelelim Muharrem İnce'ye. Muharrem İnce maalesef ki çıkar siyaseti üzerine konumlanmış bir siyasetçi. Bunun birçok örnekleri var. Sanırım en büyük örneği boynunda Dersim atkısı ile Dersim'de yaptığı konuşma. Madem öyle bir yer yok madem inkarcısın o zaman boynundakine ne demeli? Solcu olduğunu iddia edip inkarcı davranıyorsun ya. Yok öyle bir yer diyorsun ya Sayın İnce. O zaman Dersim katliamının vebali tıpkı o atkı gibi boynunda olsun senin.
Bu ülkeye sağcılardan çok darbe vuran sizin gibi tatlı su solcularıdır. Hem lahana turşusu yersiniz hem de perhizde olduğunuzu söylersiniz. Yazık arkanızdan sürüklediğiniz ve size inanıp oy veren insanlara. Bu ülkedeki barışı ve huzuru dışarı kovdunuz. Siyasetin omurgasından bahsediyorsun ya bence sizin yaptığınız siyasetin bırak omurgasını iskeleti bile yok. Sizler ne kadar inkar ve asimile etmeye çalışsanız da Dersim diye bir yer hep vardı ve hep de var olacak.
Dersim ismi o kadar büyük ki; bırakın bu toprakları dünyanın her köşesine sinmiş ve evrensel büyüklükte bir yer. Dersim Tunç- Eli yaptığınız yer değil. Dersim kılıçtan geçirilenlerin, kılıç artığı diye görüp geride kalanlarla dalga geçer gibi koyduğunuz o iğreti isimden de (KALAN) büyük. Yüz yıldır yok edemediğiniz bir gerçekliği bin yıl da geçse yok edemezsiniz. Tarih bunu size olmasa bile çocuklarınıza gösterecektir. O yüzden “Giden gider KALAN - kalır.” Ve o kalanlar da elbet gerçeği duyar, görür ve öğrenir.
Dedim ya gerçeğin bin yıl da geçse eninde sonunda ortaya çıkmak gibi bir huyu var. İslam filozofu İbni Haldun inkar ile ilgili şunu söyler: “Her akıl, gücünün yetmediği ve idrak edemediği şeyleri inkar eder.” Ve yine bir İslam yazarı olan Ali Suad inkar için şöyle der; “İnkar, düşünmeyenlerin işidir.” Ve son olarak bir şairin şu sözü ile bitireyim. Şair Sezai Karakoç da inkar için şunu söyler: “ İnkar tutsaklık, inanç özgürlüktür.”


