Kamuoyu, halkın iradesi ne kadar önemli kişinin vicdanında. Hele hele inanç yönünden ve “Raa Haq” Alevi-Kızılbaş inancında rızalık yok ise kişinin buna rağmen kendini dayatması nasıl bir vicdansızlık ve de insafsızlık oluyor değil mi?

Halk sizi istemeyecek, yaptıklarınız, davranışlarınız toplum vicdanını yaralayacak ve bütün bunlara rağmen siz hala o inanç kapısına kendinizi dayatacaksınız. Dede benim, yönetici benim diyeceksiniz. Alevi-Kızılbaş inancında var mı bunun bir örneği daha? Kimden mi bahsediyorum? Tabi ki bütün hazırlık ve çabalarına rağmen Dersim Cemevindeki seçimleri bir oyla alan ve kendini oraya dayatan Ali Ekber Yurt'dan bahsediyorum. Toplumun huzursuzluğu ve size karşılığı, sizi istememesini nasıl karşılıyorsunuz Sayın Yurt? Ar edin derim ar edin. Eğer o dedelik kimliğinin ya da ceddinizin birazcık kokusu hala varsa üzerinizde istifa edip çekilin. Orası kimsenin tekelinde değil. O Cemevi halkın Cemevi. Ve siz bu halka kulağınızı ve gözlerinizi kapatmakta diretiyorsunuz. Siz devletin memurusunuz Sayın Yurt, siz makam ve mevki isteyen birisiniz. Siz postu çoktan kaybettiniz. Bir dede kendi çıkarını toplumun inancının üstüne koymaz. Bir dede bir el ile alır öbür el ile dağıtır. Ama bu sizde öyle mi dersiniz? Siz rızalığı kaybetmiş, almamış birisiniz. Hiç mi duymuyorsunuz hiç mi görmüyorsunuz size karşı gelişen tepkileri? Yoksa görüp te umursamıyor musunuz? Nedir sizin bu koltuk sevdanız? Dedenin koltuğu olmaz bunu bilmiyor musunuz? Yunus der ki: “Kulun gönül gözü görmedikçe başındaki gözün bir anlamı yoktur.” Ne oldu sizin gönül gözünüze Sayın Yurt? Dünyanın çıkarları kör mü etti? Hesabınız ne? Bu dünyadan neyi birlikte götürme peşindesiniz? Hacı Bektaş Veli de der ki: “Göze nur gönülden gelir.” Peki siz gözünüzün ışığını ve gönlünüzün nurunu ne yaptınız? Neden bu kadim inanç sahiplerini hiçe sayıp hala orada kalabilmenin savaşını veriyorsunuz? Bu hakkı halka rağmen, size küsen ve kırılanlara rağmen mi kendinizde görüyorsunuz? Dedik ya Sayın Yurt? Dünya sadece bir han.

Giderken buradan bir şey götüremezsin tıpkı Yunus'un dediği gibi: “Dünya yalan kardeşim, dünya yalan! Var mı yalan dünyada baki kalan. Mal da yalan, mülk de yalan. Var biraz da sen oyalan.” Senin işin oyalanmak mı? Oy almak mı? Yoksa dede isen şayet, yol gösterip gönül yapmak mı? Bak ne kadar acı ki bizler dede olmadığımız halde senin düştüğün halden acı ve ar duyuyoruz değil mi? Senin bizlere ilim irfan öğretmen gerekirken biz sana Hak yolunu ve rızalığı hatırlatır olduk. Çok keyif alarak yazmıyorum bu yazıyı ve çok sert cümleler kurarak gönlünü kırmayı düşünmüyorum. Uluların bize verdiği terbiye ve edep var. Tıpkı Hünkar Hacı Bektaş Veli'nin dediği gibi:

“Sakın, bir kimsenin gönlünü yıkma,

Gerçek erenlerin sözünden çıkma.

Eğer insan isen ölmezsin, korkma,

Âşığı kurt yemez, uc’da değildir.”

Dilerim özünü dara çeker ve ceddine yakışır hareket etmek için öz eleştirini verip özür diler, doğruya tekrar ikrar verirsin. Yoksa bu ağrı ve acı yaşadığın sürece seni hep rahatsız eder. Vesselam.