Bazı insanlar vardır; bir kişiden ibaret değildir. Onlar bir dilin sesi, bir kültürün taşıyıcısı, bir halkın hafızasıdır. Onlara yönelen her saldırı, aslında doğrudan o hafızaya yönelir.
Bugün hedefte olan isim: Mikail Aslan.
Ama açık konuşalım:
Bu mesele onun söylediği bir söz değil.
Bu mesele bir cümle değil.
Bu mesele bir “yanlış anlaşılma” hiç değil.
Bu, çok daha derin bir kırılmanın dışa vurumu.
Çünkü biz ilk defa yapmıyoruz bunu.
Daha önce de aynı sahne kuruldu:
Yılmaz Çelik,
Metin Kahraman…
Ve şimdi yine aynı refleks:
Kendi sesini hedef al.
Mikail Aslan bu dilin sesidir.
Bu kültürün nefesidir.
Bu hafızanın taşıyıcısıdır.
Onun sesi; sadece müzik değildir.
O sesin içinde bir coğrafya vardır.
Bir tarih vardır.
Bir halkın susmamak için verdiği mücadele vardır.
Ve siz…
Bütün bunları bir kenara bırakıp, bir cümleye tutunarak o insanı harcamaya kalkıyorsunuz.
Bu eleştiri değil.
Bu, bir ömrü yakmaktır.
Farkında mısınız neyi hedef alıyorsunuz?
Siz bir insanı değil, bir dili hedef alıyorsunuz.
Siz bir sanatçıyı değil, bir kültürü hedef alıyorsunuz.
Siz bir ismi değil, bir hafızayı hedef alıyorsunuz.
Çünkü bazı insanlar sadece “kendileri” değildir.
Mikail Aslan da öyle.
Yılmaz Çelik de öyle.
Metin Kahraman da öyle.
Onlar bu dilin yaşayan hafızasıdır.
Ve siz o hafızayı tüketiyorsunuz.
En acı olan ne biliyor musunuz?
Bunu başkası yapmıyor.
Biz yapıyoruz.
Kendi içimizden biri çıkıyor, kendi değerine saldırıyor,
Kendi sanatçısını küçültüyor,
Kendi hafızasını parçalıyor.
Sonra dönüp diyoruz ki:
“Bu dil neden kayboluyor?”
“Bu kültür neden zayıflıyor?”
Cevap acı ama net:
Çünkü biz korumuyoruz.
Hiç mi o sesi hissetmediniz?
Hiç mi bir türkü sizi çocukluğunuza götürmedi?
Hiç mi bir ezgi, içinizde unutulmuş bir kapıyı aralamadı?
O sesler sadece notadan ibaret değil.
Onlar bir halkın kalp atışı.
Ve siz o kalp atışını susturmaya çalışıyorsunuz.
El insaf…
Son söz: Kendimize bunu yapmayalım
Unutmayın:
Bir toplum, önce kendi değerlerini tartışma adı altında yıpratır.
Sonra onları yalnız bırakır.
En sonunda da kaybeder.
Ve kaybettikten sonra anlar…
Ama artık çok geçtir.
Mikail Aslan üzerinden yürüyen bu saldırı, aslında bizim kendimize vurduğumuz bir darbedir.
Ve her darbe biraz daha eksiltir bizi.
Artık vazgeçin.
Kendi sesimizi kısmayalım.
Kendi hafızamızı yok etmeyelim.
Çünkü bir halk…
Kendi hafızasını kaybettiğinde, artık sadece susar.


