Her zaman söyledik, yine söylüyoruz: Sözümüz para eder mi, bilmiyoruz. Dersim hepimizin ortak değeri ve ortak kimliği. İsimlerimiz, fikirlerimiz farklı olsa da aynı ağacı sevip, aynı nehre kutsiyet atfedip, aynı ziyaretlerde çıla yakıp, aynı kaderi paylaşıyoruz. On yıllar, yüz yıllar boyu aynı acıyı yaşayıp, aynı ağıtları dinleyip, aynı göğün altında ıslanmış insanlarız. Rengarengiz; seslerimiz farklı, tarihimiz, talihimiz, inancımız bir. Yasımız bir, sevincimiz aynı; aynı kılanları dinliyoruz. Düzgün Baba, Buyer Ana hepimizin. Rengimiz bir, dokumuz bir, kokumuz bir.
Kimileri Kurmanci konuşur, kimimiz Zazaca/Kırmançki. Ama her iki dilde bizim özümüz ve de değerimizdir. Biz şimdi Dersim 'de Khurmanci az konuşuluyor diye kardeşlerimizin dilini ve onların varlığını yok sayabilir miyiz? Bu mümkün mü? Tabi ki mümkün değil. Bazılarımız iki dilimizi de konuşuyorlar ne mutlu. Biz biriz ve bütünüz. Dersim hepimizin. Mazgirt bizim, Pertek bizim, Nazımiye bizim, Pülümür bizim, Ovacık, Hozat bizim, Çemişgezek bizim. Jel Dağı’nın dumanında efkârımız; Ana Fatma, Kureyş Baba, Munzur Baba’da duamız bir, niyazımız bir. İkrarımız bir, pirimiz, mürşidimiz, rayberimiz bir. Bin bir çiçek harmanımız var. Budur bizim asıl servetimiz.
Biz festival komitesinin hepsinin Zaza Women Music Project grubunu dışladığına inanmak istemiyoruz. Ama o komite içinde hiç düşünmeden karar vermiş yada bir anlık refleks ile hareket etmiş birileri varsa bile, bu konuyu enine boyuna düşünmediklerini düşünüyoruz. Umudumuz odur ki, bu hatayı ve eksikliği ya da dikkatsizliği kim ya da kimler yaptıysa, çıkar; Kendi anadillerinde klamlar söyleyen bu kadın müzik grubumuzdan özür dilerler ve bu hatayı gidermek için çaba sarf ederler. Hatasını, eksiğini kabul etmek kişiyi büyütür. Çünkü bu gruptaki kadın arkadaşlarımızın hepsi müziğin emekçileri ve kaybolmakta olan anadillerinde bir proje yapmışlar.
Biz ana dilimize Dersim’de Kırmançki diyoruz, doğrudur. Ama dünya literatürüne bu “Zazaca” olarak girmiştir. Bu müzisyenlerimiz bir proje için tabii ki literatüre girmiş “Zaza” kelimesini kullanmak durumundadırlar. Ayrıca “Zazaca” söylemine, aklı başında hiçbir insanın itiraz edeceğine ve bunun üzerinden ayrımcılık yapacağına inanmak istemiyoruz. Bu, toplumu ayrıştırmaktan başka bir şeye yaramaz.
Biz Kırmançki diyoruz bu dile; bir başkası Dımılki der, bir başkası ise Zazaca der. Şimdi biz söylemlere göre insan seçersek, asıl ayrışmayı işte o noktada yapmış ve başlatmış oluruz.
Mesela bu grubun üyelerinden Zeynep Kılıç arkadaşımız, aylar önce kayyum tarafından genel sanat yönetmenimiz Yılmazcan şare ile birlikte belediyedeki işinden uzaklaştırıldı. Peki, aylarca Kapalı Çarşı üzerinde emeğinin derdine düşüp oturma eylemi yapmış bu arkadaşımız sizce bu durumda nasıl bir üzüntü ve iç kırılma yaşar? Bunları iyi hesap etmek lazım.
Biz zaten parçalanmış bir toplumuz. O yüzden karar alıcıların bütün bunları karar almadan önce göz önünde bulundurması gerekir. Bizlerin, Dersim toplumu olarak birlik ve beraberliğe her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Farklılıklarımız olabilir; bunlar zenginliğimizdir. Önemli olan, bütün farklılıklarımıza rağmen birbirimize değer verebilmektir. Aksi tutum ve davranış bu topluma fayda sağlamaz. Sağlamadığı gibi, birliğimizi dirliğimizi istemeyenlerin ekmeğine de yağ sürer.
O yüzden bu coğrafyaya yıllardır sanatı ile hizmet eden bir tiyatro grubu olarak (Arêyê Kay), kalbi ve duygusu kırılmış olan “Zaza Women Music Project” üyesi müzik emekçilerinin zedelenmiş duygularının tamiri için gerekli girişimlerde bulunmak bir erdemdir. Ve umarım bu tarz eksiklikler ya da yanlışlıklar bir daha yapılmaz. Umudumuz, bu yanlışın acilen düzeltilmesi ve bir daha aynı yanlışın gerçekleşmemesi yönündedir.
Arêyê Kay tiyatro grubu


