Qal Gağan, Dersim’de ritüellerin başlangıcını teşkil eder. 21 Aralık’ta başlar Ocak ayının ortalarına kadar devam eder. Qal Gağan eski yılı uğurlarken yeni yılı iyi dilek ve temenniler ile karşılamak ve bütün dünya halkları için huzur, barış ve kardeşlik dilemektir.
Yeni yılı karşılarken hüzünlerden arınarak coşku ve umut ile gelecek yeni yıla girebilmek. Hani inanışa göre insan yeni yıla nasıl girerse o yıl boyunca öyle olurmuş ya yani hüzün ile girer ise bolca hüzün neşe ile girerse bolca neşe. Tabi ki bu bir rivayet. Biz dönelim Qal Gağan’a.
Qal Gağan’da eski yılı temsil eden Qal (Yaşlı) karakteri Fatık’ın kendisinden büyük kocasıdır. Ama anlamsal olarak geçmekte olan eski yılı temsil etmektedir. Dünyaya yani (Fatik)’e eklemlenmiş ve bitip tükenmek üzere olan bir zamandır. Yani dünyanın ölmekte olan sevgilisidir. Ondandır ki dünyayı yani sevgilisi Fatik’i bırakmak istememektedir. Yine rivayet odur ki; eski yılı temsil eden bu yaşlı adam yani Qal, 21 Aralık’ta öldükten sonra üç gün yerin altında soluksuz kalır ve üçüncü günün sonunda kendi nefesinden üfleyerek kendini tekrar bir çocuk donunda var eder. Doğan bu çocuk ise, güneşin tahtına oturup zamanın devamını sağlayan yeni padişahtır.
Aslında ölen ve doğan aynı kişidir. Öldükten sonra üç gün yerin altında soluksuz kalan ve üç günün sonunda tıpkı Anka kuşu gibi kendini küllerinden tekrar var eden de işte bu yaşlı kişidir. Dağılmayı ve tekrar birleşmeyi sembolize eden bu olay aslında yaşamdaki önsüz ve de sonsuz zamanı da tariflemektedir.
Her yıl doğup gelişip yaşlanan ve ölüp kendini tekrar küllerinden yaratan bu yaşlı zaman yani Qal’ın sevgilisi olan dünya malı, mülkü, parayı, pulu, yemeyi, içmeyi temsil eder. Bu vazgeçilmesi zor sevgili, bu yaşamak için gerekli her hali ve cilveyi kendinde barındıran dünya. Hiç yaşlanmıyormuş gibi genç ve de diri görünüp kendi nimetleri ile ölümlülerin aklını başından alıp onları maddi, manevi bütün varlıkları ile cezbetmeye hazırdır. Bu cilveli ve yalan dünyaya kanan ölümlüler nefislerine yenik düşüp onun o ihtişamına kapılıp onu almaya, kaçırmaya çalışırlar. Qal oyununda Fatik yani kadın giysileri içindeki erkeği kaçırmaya çalışan halk yani nefs ölümü unutmuş ve Fatik’n yani dünyanın malına, mülküne kanmıştır. Dünya ve dünyanın nimetlerini temsil eden Fatik eril ve dişili bir arada barındırmaktadır. Kadın giysileri içindeki erkek ise bundandır.
Fatik’in giysilerine iliştirilmiş bir iğne ve iplik olmak zorundadır. Neden olmak zorundadır? Çünkü onun da bir anlamı ve simgesel özelliği vardır. Rivayet odur ki bununla anlatılmak yada sembolize edilmek istenen ilk ameliyatı yapan ve ilk dikişi diken Hızır’dır. Bununla beraber günleri, ayları ve yılları birbirine eklemleyerek zamanı önsüz ve de sonsuz kılan da Hızır’dır.
Fatik karakterimizin elinde bir de kirmen yani halk arasında (Riştık) dediğimiz tahtadan yapılmış bir alet vardır ve bu aletin kafa kısmının hemen altına koyun yününden malzeme bulunmaktadır. Fatik elinde tuttuğu kirmeni ( riştık)’ı sağdan sola çevirerek bu yünü çorap, kazak, patik gibi giysilere çevirmek için eğirmektedir. Yani bir nevi üretime hazırlık yapılmaktadır. Bu üretim aracı olan kirmen (riştık)’ın dönme yönü dediğimiz gibi sağdan sola yani kuzeye doğrudur. Tıpkı Alevi-Kızılbaş inancındaki semahlarda olduğu gibi. Dünya ve bütün gök cisimlerinde dönme yönü bu istikamettedir. Bir çark diğer çarkı, diğer çark bir sonraki çarkı üretim için harekete geçirmektedir. Yani güneş ve ay olmasaydı yeryüzünde yaşam da üretim de olmazdı.
Qal Gağan oyununda Fatik yani dünya veya dünyanın nimetlerini kucaklayıp kaçırmaya çalışanlara yüzü karaya boyanmış Arap karakteri elindeki değnek ile vurup engel olmaya çalışmaktadır. Arap karakterinin sembolize ettiği ise terazi, denge ve de adalettir. Yüzündeki kara tanınmamak ve tanımamak içindir. Adalet dağıtan ve teraziyi elinde tutan kişinin gözleri bağlı olmalı, tanımamalı ve de tanımamalıdır. Çünkü insan ayırmadan kimsenin adamı olmadan adalet dağıtmak zorundadır. Ondandır ki dünyanın malına, mülküne haksız yere meyledenlere elindeki değnek ile müdahale etmektedir. Ve de demektedir ki ; “Alın teri dökmediğin emek vermediğin h bir şeye el uzatma. Bu dünyada gördüğün her şey para, pul, yeme, içme hepsi bu dünyada kalır. Sen ölümlüsün öldüğünde bu dünyadaki hiç bir şeyi kendinle birlikte götüremezsin. Burada gördüğün her şey burada kalır.”
Bu Qal oyununda yer alan başka bir karakter ise omuzunda heybe taşıyan ve adına Koçek yani (yardımcı, yoldaş) olan biridir. Toplanan hak lokmalar Koçek yani yardımcının taşıdığı bu heybeye atılır. Koçek aynı zamanda yardım edendir ve yardımlaşmayı sembolize etmektedir. Çocukluğumuzun kadim geleneği olan bu Qal Gağan zamanlarında toplanan lokmalar köyün yada kentin en yoksullarından birinin evinde pişirilir ve hazırlanır bütün ahali hep birlikte yer içer, saz, davul çalınıp halaylar çekilirdi. Eğlence bitiminde kalan yiyecek ve içecekler bu yoksul hanede bırakılır ve herkes evine dönerdi.
Kapı kapı gezip Hak lokması toplayan bu Qal Gağan ekibi her kapıya varır ve aldığı Hak lokmasından sonra Qal yani yaşlı adamın yaptığı hayır duaları ve iyi dileklerinin ardından o kapıdan başka bir kapıya geçilirdi. Akşama yüz yüze, cemal cemale sohbet ve eğlence için yapılan bu aş birliği herkesin lokması ile ortaklaşa emeğe dönüşüp pişirilir ve sofralara gelirdi.
Yeni yılı umutla karşılamak eski yılı eksikleri ve fazlalıkları ile uğurlamak ve bütün dünya halklarının barışı ve huzuru için dua ve dileklerde bulunmak. Bu oyuna eşlik eden çalgı davul yada bağlama her ne ise o enstrümanların çaldığı ezgide en az bu oyunun bütünü kadar önem arz etmektedir. Çalınan iki oyun havası vardır. Bunlardan biri “verva areyi” bir diğeri ise “simsime”dir. Bu iki oyunun vuruşları ve ritimleri kalbin atış ritimleri ile aynıdır. Neredeyse tamamı ile ölmüş olan bu kadim geleneğin tekrar canlanması için en başta Arêyê Kay tiyatro grubu olmak üzeri birçok duyarlı yazar, düşünür, sanatçı yoğun bir çaba sarf etmiştir. İşin sevindirici tarafı ise yıllardır süren bu çaba artık yeni yeni sonuç vermeye başlamış ve bu kadim geleneğimiz yeniden canlanmaya başlamıştır.
FATIK KARAKTERİ, KESİNLİKLE ERKEK OLMAK ZORUNDADIR
Qalkeke yani gağan ayının Qal’ında Fatıke yani Fatik karakteri kesinlikle erkek olmalıdır. Kadın kıyafetleri giymiş erkek olması şarttır. Bu, oyunun olmazsa olmazlarından bir tanesidir.
Neden böyledir bununda açıklamasını sizlere yapacağım tabi ki. Bazı yerlerde kadınlardan oluşturuluyor Fatik. Bu son derece yanlış bir durumdur. Hem kadın açısından hem de bu kadim gelenek açısından yanlıştır. Çünkü bu oyunun orijinalinde Fatik, kadınlardan asla seçilemez. Hem oyun gereği Fatik’in kucakta kaçırılması, Fatik rolüne sokulan yada sokulacak kadın için tanımadığı yada tanısa bile özel alanın ihlal edilmesi büyük bir rahatsızlık sebebidir.
Bu gelenek hakkında tam olarak bir bilgiye sahip olmayan ama art niyet de taşımayan bazı insanlarımız tarafından Fatik, kadınlardan seçiliyor. Ben de bu yanlışın tekrar etmemesi açısından bu yazıyı yazma gereği duydum. Çünkü bu kadim geleneğin içi boşaltılmadan, özüne uygun yerine getirilmesi eminim ki hepimizin ortak derdi. Zaten hiç bir insanımızın da bilerek bunu değiştirmeye çalışacağını düşünmüyorum. Fatik, bu oyunda neyi temsil ediyor ve neden erkek olması şarttır?
Fatik, dünyayı, dünyanın nimetlerini yani ölüm ile bu dünyadan götüremeyeceğimiz dünya malını ve üretimi temsil ediyor. Hayatı temsil ediyor. Birleşmeyi ve dağılmayı temsil ediyor. Eril ve dişili temsil ediyor. Yani kadın giysileri içinde erkeğin olması eril ve dişilin iç içeliğini temsil ediyor. Eril ve dişil yan yana yada iç içe olduğunda üretim, doğum ve yaşam oluşuyor. Halk yani nefs diye tabir ettiğimiz işte bu dünya malına el uzatıyor, bu hayatı; yaşamı kendine almaya, kendine katmaya çabaladığı için Fatik’i kaçırmaya çalışıyor . Orada kaçırılan bir kadın değildir. Dünya malına meyletmedir. Ondandır ki elinde değnek taşıyan teraziyi, dengeyi ve adaleti temsil eden yüzü siyaha boyanmış Arap Fatik’i yani dünya malını, yaşamı kendine almaya çalışan buna meyledenlerin ellerine sopa ile vurup “Hak etmediğin bir şeye el uzatma, alın teri dökmediğin hiç bir şey senin değildir. Bu dünyada gördüğün mal, mülk, yeme, içme, para, pul; her şey bu dünyada kalır. Öldüğünde kendinle hiç bir şey götüremezsin” der. Ondandır ki Fatik, eril ve dişili oluşturabilmek ve Kadın zarafetine yabancı ellerin yada nefsin dokunmaması için erkek olmak zorundadır.
Eğer kadın kıyafetleri içinde kadın olursa işte bu bahsettiğimiz yaşam ve hayat yasası tümden ihlal edilmiş olur. Ve tek başına eril yada tek başına dişil bir anlam ifade edemez. Bu Qal, oyununun diğer karakterlerinin de her birinin bir anlam ve sembolü vardır. Ondandır ki özün kaybolmaması hayati önem arz etmektedir.
Şimdilik Fatik, neden kadın giysileri içinde erkek olmalıdır ve bu neden şarttır ve de olmazsa olmazımızdır bunu anlattım. Bir başka yazımda ise size Qal ve öteki karakterlerin de neyi sembolize ettikleri ve anlamları ile anlatacağım.
Gağane sıma bımbarek vo. Xêr rê ser şer ro pasao qhan xêr rê ser berro pasao newe.