{ "@context": "http://schema.org", "@type": "NewsArticle", "mainEntityOfPage": "https://www.dersimekspres.com/yazi/uc-yatak-bir-bosluk-115.html", "headline": "ÜÇ YATAK BİR BOŞLUK", "datePublished": "2024-06-28T14:57:00Z", "dateModified": "2024-06-28T14:57:00Z", "description": "", "author": { "@type": "Person", "name": "YILMAZCAN ŞARE" }, "publisher": { "@type": "Organization", "name": "https://news.google.com/publications/CAAqLQgKIidDQklTRndnTWFoTUtFV1JsY25OcGJXVnJjM0J5WlhNdVkyOXRLQUFQAQ?ceid=TR:tr&oc=3", "logo": { "@type": "ImageObject", "url": "https://www.dersimekspres.com/files/uploads/logo/1ee0fbefe4.png", "width": 110, "height": 22 } }, "image": { "@type": "ImageObject", "url": "https://www.dersimekspres.com/files/uploads/user/f402f3e7f4bdaa7211f9e3ea203cf3a5-d6c93e29b7cb16b0157c.jpg", "width": "800", "height": "800" } }

ÜÇ YATAK BİR BOŞLUK

YILMAZCAN ŞARE

28-06-2024 14:57

İnsan elini eteğini çektiğinde şu üzerinde bolca tepindiği, birbirini yediği, emel emel yonttuğu dünyadan, ne götürür ve ne bırakır ki geriye? Bazen asıl ağıt giden olmaktan çıkıp kalana dönüşür. Asıl kar geride kalanın tepesine, tepesine yağar. Çünkü giden kalanın yaşam kaynağıdır. Giden ayaktır, eldir, gözdür, ağızdır, dildir, yoldur kalana.

Nenem Elif, tasını, tarağını toplayıp gitti. Yol bellidir artık. Yolcu çıkmıştır yola. Elli-altmış yıl bir engelli kıza bakmak, yedirmek, içirmek, giydirmek, altını temizlemek, onun yaşam kaynağı olmak dile kolay. Ömrünü engelli kızı halam Nimet’e verdi de gitti. Nenem Elif, Dersim'de yoğun bakımın karanlığında entübe olduktan sonra göçüp gitti bu dünyadan. Geride kalan halam Nimet ise derin bir özlemin ve boşluğun içinde kaldı. Evdeki boş yatağa bakıp ağlayıp inlemesi artık hiç bir şeyi geri getiremeyecekti. O bunun ne kadar farkındadır bilmiyorum. Belki de farkında aslında. Çünkü kısa bir zaman önce dedemin aynı salondaki yatağı boşaldığında anlaşılmaz bağırtılar, el kol hareketleri ile babasının sonsuzluğa gittiğini anlatmaya çalışıp ağlıyordu. Ve nenem hareketsiz hasta yatağından kendi acısını kızının acısına katarak “Nimet, piye to merdo Merdo /Nimet baban öldü, öldü!" diye sesleniyordu. Bunu duyan Nimet'in ağlaması hırıltılara dönüşüyor boğazındaki o derin acı düğümü ile birleşiyordu. Yutkunmak ah yutkunmak. En hokkalı acıya, en derin hüzne yutkunmak. Yarım kalmış eksik olan her şeye yutkunmak. Doğuştan engellidir o, kaderi ve kederi mühürlü dört duvar mahpusu. Konuşamaz, yürüyemez olan halamın kaderi hep acı hep acı. Yine de o sıcak evin altında anne ve babaya tutunarak yaşamaya çalışmak onun için mutluluktu. Ama artık önce babayı kaybedip şimdi de annenin yokluğuna düşmek ne acı. Önce bir yatak eksildi o evden, ardından ikinci yatak ve diğer iki yatağın acısı son yatakta yatan Nimet'e kaldı. Git geli, al veri olmayan bir boşluk. Taş atsan ses vermez, ses versen kulak duymaz. Nimet, bu hayattaki en büyük tesellisini de yitirdi. Yeryüzü mağduru o kadın her ağladığında nenem onu teselli ederken şöyle derdi “Meberve delam Meberve.” Ah! bu teselli cümlesi hangi dile çevrilirse çevrilsin nasıl ki tam olarak anlaşılamayacaksa bu dert de anlatıldığında işte öyle anlaşılmayacak. Kapı açılacak gelmeyecekler, kapı kapanacak gelmeyecekler. Sabah olacak mı ona? Şöyle balkondan “Nimet, delamı ez amunê/Nimet kızım ben geldim” diye seslense nenem... Yok artık o ses ve takat. O sesin sahibi ciğerini kartallara yedirdi de gitti. Bir gün bir yerde beklerler mi Nimet'i? Bir gün kendisine muhtaç hayatının o kırılmış nergisine tekrar sarılır mı nenem? Bir gün çarşıdan eve gelen babasının terli sesine sevinç çığlıkları atar mı Nimet? Ah zaman sen kör olasın ki sen böyle acıta, acıta eğlenirsin bizimle.

Hiç unutmam neneme anneler günü için çiçek aldığımızda Nimet'e de bir gül almıştım. O aldığı ilk güldü ki yüzünde beliren o karmaşık ifadeyi o tatlı sevinci hiç unutmam. Ömründe ilk kez gül almış olmak. Onun verdiği mutluluk, sevinç. Hayat dediğimiz şey biraz mutluluk ve bolca acıya banılmış bir parça ekmek gibi. Ya da kimileri için biraz acı ve bolca sevince batırılmış bir parça ekmek. Ondandır ki şimdi Nimet'in hazan mevsimi bu, yapraklar çoktan döküldü, bütün ağaçlar çıplak. Ve çok sürmez başlar yağmaya kar. Sonrası buz kesmiş soğuklar, kasırgalar, fırtınalar. Sonrası amansız yalnızlık. Bir pepuk kuşu kanatlarını yıkayıp sesine ayar veriyor. Çünkü şimdilerde Nimet'in ağıdını yakmak ile meşgul. Bu yıl Dersim dağlarındaki bütün pepuk kuşları Nimet için ötecek. Sana diyorum sana ey insan tanımaz, hatır bilmez zaman. Görüyorum işte bu okkalı acı, bu kederli beter yayılarak gelmekte. Kim kimin sesinin girdabına düşer? Kim hangi acının hunharca kaybı? Bilinmez. Bilinen tek gerçek Nimet'in asıl ağıdı şimdi söylenmekte...

DİĞER YAZILARI KANLI BİR HAFIZANIN SON NEFESİ ( DAVUT TEKİN ) 01-01-1970 03:00 KIRIK KANAT MI, GİZLENMİŞ PENÇE Mİ? 01-01-1970 03:00 HIZIRI’N ADALETİ YOKSA! 01-01-1970 03:00 GÜLİSTAN DOKU 01-01-1970 03:00 BİR DİLİN SESİNİ SUSTURMAK 01-01-1970 03:00 DUYARAK GÖREN ADAM 01-01-1970 03:00 İTİBAR ASKIDA, HAKİKAT YASTA 01-01-1970 03:00 YATILI OKUL SENDROMU VE DOKTOR ALİ GÖK 01-01-1970 03:00 SUYA VE ATEŞE RÜYA ANLATMAK 01-01-1970 03:00 ÖYLE KOLAY MIDIR? 01-01-1970 03:00 ALİ HIDIR 01-01-1970 03:00 FESTİVAL KOMİTESİNE 01-01-1970 03:00 DERSİM'DE YABAN HAYATINA MÜDAHALE 01-01-1970 03:00 KURTAR BİZİ BABA! 01-01-1970 03:00 PEPUK KUŞU BİLE UTANDI 01-01-1970 03:00 PEPUGA DERSİM/ IŞIK BERFİN 01-01-1970 03:00 ELON MUSK VE ROBOT SEVGİLİSİ 01-01-1970 03:00 Gülistan Doku nerede? 01-01-1970 03:00 BAYAN VİK 01-01-1970 03:00 QAL GAĞAN 01-01-1970 03:00 FATİK, NEDEN ERKEK OLMAK ZORUNDADIR? 01-01-1970 03:00 NEDEN ARÈYÊ KAY YOK? 01-01-1970 03:00 DERSİM NEREYE GİDİYOR? 01-01-1970 03:00 KENT ÇÜRÜYOR 01-01-1970 03:00 ACİL ÖNLEM! 01-01-1970 03:00 Yitimler vakti 01-01-1970 03:00 ENJOY 01-01-1970 03:00 PARAMPARÇA 01-01-1970 03:00 İLİÇ CEHENNEMİ 01-01-1970 03:00 ÇANTADA KEKLİK 01-01-1970 03:00 ÖZÜNÜ DARA ÇEK 01-01-1970 03:00 DERSİM DİYE BİR YER 01-01-1970 03:00 ELİ KULAĞINDA 01-01-1970 03:00 FİLM BİTTİ! 01-01-1970 03:00 MEMED ALİ USTA 01-01-1970 03:00 ÇİNGENE YÜZÜKLERİ... 01-01-1970 03:00 BÜYÜKDAĞ'IN BÜYÜK DUMANI 01-01-1970 03:00 BAŞKAN 01-01-1970 03:00 BİR KIRMANÇ KADIN 01-01-1970 03:00 BİRAZ TUZ VERİN NE OLUR 01-01-1970 03:00 AP UŞE-HÜSEYİN AMCA 01-01-1970 03:00 BİLMEZ KİŞİ 01-01-1970 03:00 FEDAŞ işçileri 01-01-1970 03:00 EL FRENİNİ ÇEKMEYEN CANİ 01-01-1970 03:00 Dersim’de geleneksel elektrik kesintileri! 01-01-1970 03:00 ANJİYO, HAYAT KURTARDI 01-01-1970 03:00 CEVİZİN ALTINDAKİ ADAM 01-01-1970 03:00 İNSANIN İHANETİ 01-01-1970 03:00 DOKTOR YETERSİZLİĞİ 01-01-1970 03:00 CLİNTON CELAL 01-01-1970 03:00 FETVA 01-01-1970 03:00 ÇIĞLIK 01-01-1970 03:00 ALİ KARABULUT ELİ İLE 01-01-1970 03:00 GURBETTE GÖMÜLENLER 01-01-1970 03:00 TOPRAK OLUP DAYANMAK 01-01-1970 03:00 Gram, gram ölmek! 01-01-1970 03:00 İYİLER VE KÖTÜLER 01-01-1970 03:00 GÜNTAŞLAR 01-01-1970 03:00 DERSİM VE MOTORLU KURYELER 01-01-1970 03:00 NUR ELİF ÖLDÜRÜLDÜ! 01-01-1970 03:00 DİL VE TORUN 01-01-1970 03:00 ALTI YAŞINDA GELİNLİK 01-01-1970 03:00 MARS TİYATRO GRUBU 01-01-1970 03:00 YILMAZ ÇELİK 01-01-1970 03:00 TAKSİM 01-01-1970 03:00 VİP NEZAKETSİZLİK 01-01-1970 03:00 BİR CAN KURTARDI 01-01-1970 03:00 YARALI BEGO 01-01-1970 03:00 BİR KADIN CİNAYETİ DAHA. 01-01-1970 03:00 CEMAL SÜREYA MEZARSIZ KALDI 01-01-1970 03:00 ERİVAN BARUT VE DİL 01-01-1970 03:00 81 SANİYE 01-01-1970 03:00 KİM BUNLAR? 01-01-1970 03:00 ŞART! 01-01-1970 03:00 BİZİM İLE KİM HELALLEŞECEK? 01-01-1970 03:00 MAHSA 01-01-1970 03:00