Size bir kitaptan bahsetmek istiyorum. " Yatılı okul sendromu" Bu kitap benim için kıymetli bir çalışmaydı. O yüzden soluksuzca okudum. Çünkü ben de bir yatılı okul çocuğuydum.
Değerli büyüğüm, kıymetli abim psikiyatrist Doktor Ali Gök'ün kaleme aldığı bu kıymetli çalışma bir nebze de olsa duvarların arkasına hapsedilmiş o zamana ses veriyor.
Kendisinin Ovacık Yatılı Bölge Okulundaki eğitim, öğretim serüvenini akıcı bir dil ve üslupla anlatmış Ali Gök hoca. Nazımiye/ Qısle’ye bağlı Dokuzkaya/ Markasor’da dünyaya gelmiş olan ve kendisine gurbet mektebi kader olarak biçilmiş o küçük çocuğun yatılı okul yolculuğunu, kırgınlıklarını, hayallerini, hüzünlerini, zorluklarını, gördüğü şiddetti, çocuk yaşta uzak kaldığı aile hasretini, kırılan düşlerini, tanıklık ettiklerini bir bir resmetmiş yazar Ali Gök.
Yetişkin Ali Gök, psikiyatrist Ali Gök'ün yola çıkarak aradığı o kayıp çocukluğunu kaybettiği yere gidişi ve yıkıntılar arasında kaybolmuş o çocukluğunun elinden tutup onu oradan çıkarıp sımsıkı sarılması. Sonra bu yaşanmışlığı akademik bir birikim ile analiz etmesi gerçekten de oldukça önemli.
Psikiyatrist Ali Gök ile çocuk Ali Gök'ün buluşması ve kucaklaşması o kadar kıymetli ki anlatmak güç. Biz yatılı okul okumuş, şiddete maruz kalmış, bastırılmış, yok sayılmış bir geçmiş ile yaşıyoruz hala. Sırtımızda taşıdığımız bu kambur yıllardır orada duruyor öyle.
Herkes kitabın yazarı Psikiyatrist Ali Gök kadar şanslı değil maalesef. O mesleği gereği kendi ruhundaki yaralara merhem sürebilmiş belki ama binlerce çocuğun ruhundaki o derin yaralar hala sızlayıp durmakta.
İşte yazar Ali Gök, aslında bu açık yaralara uzaktan uzağa da olsa dokunmaya çalışmış. Tahrip edilmiş bir çocukluğun onarılması oldukça zor. Benim de bu yatılı okul sorunu üzerine yaptığım çalışmalar var. Gerek şiir klipi gerek ise yıllardır çektiğim ve yakın bir zamanda gösterime sokmayı planladığım yatılı okul belgeseli. Ali Gök hocamızın bu kıymetli eserini alıp okumanızı isterim.
Onunla, o çocuk Ali ile onun yolculuğuna çıkmak ve onun gözünden yaşanılanlara tanıklık etmek oldukça önemli. Ben bu tarz çalışmaların artarak devam etmesinden yanayım. Yoksa karanlığa hapsolmuş o çocuk çığlıkları, o derin şiddet, o acılı süreç ve büyük hasret. O kopuş ve kırılış hep oralarda, o kuytuluklarda sanki hiç yaşanmamış gibi saklı ve üzeri örtük kalacak.
Birilerin bu acıların üzerindeki tozlu örtüyü çekip alması lazım. Tıpkı Psikiyatrist Doktor Ali Gök gibi. Tıpkı onun yazdığı kitap " Yatılı okul sendromu " gibi. Kim bilir daha kayıp kaç tane Ali Gök ve Yılmazcan Şare’ler var. Kaybettiği çocukluğunu arayan daha kaç erkek, kaç kadın var. O yüzden bu toplumsal yarayı sağaltmak gerek. İçindeki bu irin dışarı akmaz ise ve bununla yüzleşilmez ise o yara hep sızlayıp durmaya devam edecek.
Ondandır ki bu kıymetli çalışma için Değerli büyüğüm Ali Gök 'e teşekkür ediyorum. Yazarlık yolu açık olsun.