Nasıl yazılır? Ferman değil, buyruk değil. Şiir değil, öykü değil,roman değil. Bir değişmez acı. Yitimler vakti bu mevsim döngüleri. Ne yağmuru yağmur ne sıcağı sıcak. Hep dönüp geriye hasret çektiren , ah ettiren paramparça bir zamana kaldık. Güz yaprak dökümü derler ama şaşırmış mevsimler yaprak dökümünü bahara ve yaza da taşımış durumda. Dal kırık ,hal yaman ve bu kötü zaman. Onu uzun zamandır tanırdım taa çocukluk yıllarımızdan mahalleden yani. Uzun boylu zayıftı hep. Ama yüreği kocaman bir Dersim delikanlısı. İşinde, aşında ,duruşunda ciddi ve netti. Öyle de hoş görüşlü ,tok gözlü mertti. Yazar kimliği romanları ve geride bıraktığı eşi ve iki küçük çocuğu. Hayat öyle acımasız ki ; çocuklarınız varmış , küçüklermiş size ihtiyaçları varmış hava civa. Ah Cafer , yazar, baba , dost Cafer Göçeri yi kaybettik. Antalya da yaşıyordu benim kadim dostum. Hal bilen hatır soran iyi kalpli insan. Ne yazık ki o illet hastalık Cafer dostu çekip aldı aramızdan. Büyük kayıp hem biz dostları için hemde bu kültür için. İyi dostlar sevgi kaynağı gibidirler. İnsana iyi gelirler , iyiler çünkü. İnatçı ölüme ayak direyen insanlar yerine iyilerin gidişi nasılda hırpalıyor insanı. Milyon boşluğa saplı milyon bıçak gibi. Antalya Cafer ile güzeldi. Ki sevdiğim kenttir Antalya. Ama şimdi tepeden tırnağa hüzün. Bir kaç ay önce" gelirsen dağ evimin anahtarını vereyim git orada kal. Sakin bir ortamdır tam sana göre hem okur hem yazarsın " demişti. Ah benim iyi yürekli dostum. Şimdi herkes gibi klasik sözcükler kullanmayacam. Neydi acelen demiyecem. Vardı bir bildiği demekle avutacam kendimi. Ayrılıkların en büyüğü bu. Dönüşü,telafisi olmayanından. Sen gittin kapında beslediğin kedin, köpeğin merhametinden yoksun artık. Çünkü sen yoksun artık .Yolun ışık ve nur ile örülsün. Devrin daim toprağın gül ve gülistan bahçesi olsun. Güle güle güzel dost. Işıklar içinde uyu.