{ "@context": "http://schema.org", "@type": "NewsArticle", "mainEntityOfPage": "https://www.dersimekspres.com/yazi/ali-karabulut-eli-ile-36.html", "headline": "ALİ KARABULUT ELİ İLE", "datePublished": "2023-02-20T14:00:00Z", "dateModified": "2023-02-20T14:00:00Z", "description": "", "author": { "@type": "Person", "name": "YILMAZCAN ŞARE" }, "publisher": { "@type": "Organization", "name": "https://news.google.com/publications/CAAqLQgKIidDQklTRndnTWFoTUtFV1JsY25OcGJXVnJjM0J5WlhNdVkyOXRLQUFQAQ?ceid=TR:tr&oc=3", "logo": { "@type": "ImageObject", "url": "https://www.dersimekspres.com/files/uploads/logo/1ee0fbefe4.png", "width": 110, "height": 22 } }, "image": { "@type": "ImageObject", "url": "https://www.dersimekspres.com/files/uploads/user/f402f3e7f4bdaa7211f9e3ea203cf3a5-d6c93e29b7cb16b0157c.jpg", "width": "800", "height": "800" } }

ALİ KARABULUT ELİ İLE

YILMAZCAN ŞARE

20-02-2023 14:00

Bir yerlere takılıp kalmışım. İyi ki de öyle takılıp kalmışım. İyi ki o takıldığım zamanda kalmışım. O zaman mektuplarında, yılbaşı kartlarında, ahizeli telefonlarda. Çocukluk merakımı deşip duran pikapta, siyah delikli naylon kılıfı olan teypte, merakım yüzünden bozduğum ne varsa ve bozdum diye uğruna dayak yediğim o zamanda kalmışım. 216-13 ahizeli kırmızı telefonun numarası. Mıh gibi aklıma çakılı kalmış. Dedemlerin telefon numarası. Bunda da kalmışım. O telefonun dönüp duran tuşlarında. Bir insana ulaşmanın sabır gerektirdiğini anlatır gibi durmadan çevrilen tuşların sesler çıkararak aynı yerlerine dönüşlerinde kalmışım.

Yazılan mektuplara gelecek ya da verilecek cevabın gelmesini beklemek sabretmek ve çabuk tüketmemek. O mektuplar ki belli bir üslup ile yazılır, hasret en koyu şekli ile dile getirilirdi. Soran, sormayan herkese selam edilir. İlk önce hal hatır sorulurdu. O mektuplar ki devletin postanesi ya da postacısından çok güven duyulan birinin ismi yazılarak zarfın üzerine filancanın eli ile iletilirdi dosta, sevgiliye, yarene. Bizim de öyle güvenilir bir dostumuz vardı. Ve çoğu mektubun zarfına onun adı yazılır mektubun bir yerlerde kaybolmaması tescillenmiş olurdu. “Ali Karabulut eli ile” zarfın üzerine yazılmış adrese eklenirdi. “Ali Karabulut eli ile” bu o kadar değerli bir eldi ki. Devletin elinden daha güvenilir görülen bir el. Bilmiyorum sadece bizim köye mahsus bir durum muydu yoksa başkaca yerlerde böylesine güvenilen eller var mıydı? Sıra yılbaşı kartlarında; o güzelim kartlar kar kış manzarası ya da bacası tüten sımsıcak bir ev manzarası. Ardından da moda olan sanatçı kartları Yılmaz Güney, Nazım Hikmet vs. Yılbaşı yaklaşırken kart beklemek ya da kart göndermek değişik bir heyecandı. Diğer bir adı da tebrikti. Sanırım yeni yılı tebrik etmekten geliyor olmalıydı. Ben o zamanların güzelliğinde kaldım işte. O tebrik ya da kart kokusu ve heyecanında, mektubun üzerine adres diye yazılan “Ali Karabulut eli ile” zamanında kaldım. O zamanlar ulaşmakta zor ve güzeldi tüketmekte zor ve güzel. 216-13 hiç aklımdan çıkmayan telefon numarası. İlk gördüğüm sabit telefonun numarası dediğim gibi dedemlerin telefon numarası. Kırmızı ahizeli ve üzerine işlemeli dantelin atıldığı sehpanın üzerine konmuş olan o telefonun numarası. Ne kadar da uzun zaman olmuş. O telefonun tuşlarını çevirmek oradan insan sesi duymak nasıl da heyecan vericiydi. Yatılı okulu Nazımiye Y.İ.B.O’da okudum. O zaman tanıdıklarının geride bıraktığı aile bireylerinin sesini özlüyordu insan. Öğrenciydik tatilden tatile anne babasının yüzünü gören. Yedi yaşında fırlatılıp yatılı okula atılmış. Derdin, çilenin ortasında debelenip duran çocuklar. Özlediğim sesleri duyma isteği ile varır giderdim Nazımiye postanesine. Oradaki görevli amcalara yalvarırdım azarlanmayı göze alarak. Karşı taraf ödemeli olarak 216-13 numaralı telefondan nenemi ya da dedemi aramak isterdim. Çoğu zaman azar işitirdim oradaki görevlilerden. Boynumu büküp çıkar gerisin geriye okula dönerdim. Dünyam başıma yıkılmış şekilde. Ama bazen de iyi zamanlarına denk gelir tamam derler ve ödemeli ararlardı. Heyecanla beklerdim sonucu. Görevli telefona çıkana sorardı. “Burada bir çocuk var sizin torununuzmuş ödemeli aramak istiyor sizi kabul ediyor musunuz?” Sorunun kabul ediyor musunuz? kısmı ömrümden ömür götürürdü. Kabul etmeyecekler diye ödüm kopardı. Çoğu zaman da kabul etmezlerdi. Bazen insafa denk gelir kabul ederlerdi. Ama karşıdan bir küfür gibi konuşurlardı benimle. Ama olsun bana o tanıdık sesleri duymak yeter de artardı. İşte ben o azarlanmış zamanlarda, beklenen mektuplarda, gelmeyen kartlarda ya da gönderilmiş kartlarda mektubun el aracılığı ile gönderildiği zamanlarda kalmışım.

Şimdiki zamanlar değil benim zamanlarım. Bu yetinmemezlik, bu hatırsızlık, bu hızlı tüketim bu acımasızlığa ait değilim.

DİĞER YAZILARI KANLI BİR HAFIZANIN SON NEFESİ ( DAVUT TEKİN ) 01-01-1970 03:00 KIRIK KANAT MI, GİZLENMİŞ PENÇE Mİ? 01-01-1970 03:00 HIZIRI’N ADALETİ YOKSA! 01-01-1970 03:00 GÜLİSTAN DOKU 01-01-1970 03:00 BİR DİLİN SESİNİ SUSTURMAK 01-01-1970 03:00 DUYARAK GÖREN ADAM 01-01-1970 03:00 İTİBAR ASKIDA, HAKİKAT YASTA 01-01-1970 03:00 YATILI OKUL SENDROMU VE DOKTOR ALİ GÖK 01-01-1970 03:00 SUYA VE ATEŞE RÜYA ANLATMAK 01-01-1970 03:00 ÖYLE KOLAY MIDIR? 01-01-1970 03:00 ALİ HIDIR 01-01-1970 03:00 FESTİVAL KOMİTESİNE 01-01-1970 03:00 DERSİM'DE YABAN HAYATINA MÜDAHALE 01-01-1970 03:00 KURTAR BİZİ BABA! 01-01-1970 03:00 PEPUK KUŞU BİLE UTANDI 01-01-1970 03:00 PEPUGA DERSİM/ IŞIK BERFİN 01-01-1970 03:00 ELON MUSK VE ROBOT SEVGİLİSİ 01-01-1970 03:00 Gülistan Doku nerede? 01-01-1970 03:00 BAYAN VİK 01-01-1970 03:00 QAL GAĞAN 01-01-1970 03:00 FATİK, NEDEN ERKEK OLMAK ZORUNDADIR? 01-01-1970 03:00 NEDEN ARÈYÊ KAY YOK? 01-01-1970 03:00 DERSİM NEREYE GİDİYOR? 01-01-1970 03:00 KENT ÇÜRÜYOR 01-01-1970 03:00 ACİL ÖNLEM! 01-01-1970 03:00 ÜÇ YATAK BİR BOŞLUK 01-01-1970 03:00 Yitimler vakti 01-01-1970 03:00 ENJOY 01-01-1970 03:00 PARAMPARÇA 01-01-1970 03:00 İLİÇ CEHENNEMİ 01-01-1970 03:00 ÇANTADA KEKLİK 01-01-1970 03:00 ÖZÜNÜ DARA ÇEK 01-01-1970 03:00 DERSİM DİYE BİR YER 01-01-1970 03:00 ELİ KULAĞINDA 01-01-1970 03:00 FİLM BİTTİ! 01-01-1970 03:00 MEMED ALİ USTA 01-01-1970 03:00 ÇİNGENE YÜZÜKLERİ... 01-01-1970 03:00 BÜYÜKDAĞ'IN BÜYÜK DUMANI 01-01-1970 03:00 BAŞKAN 01-01-1970 03:00 BİR KIRMANÇ KADIN 01-01-1970 03:00 BİRAZ TUZ VERİN NE OLUR 01-01-1970 03:00 AP UŞE-HÜSEYİN AMCA 01-01-1970 03:00 BİLMEZ KİŞİ 01-01-1970 03:00 FEDAŞ işçileri 01-01-1970 03:00 EL FRENİNİ ÇEKMEYEN CANİ 01-01-1970 03:00 Dersim’de geleneksel elektrik kesintileri! 01-01-1970 03:00 ANJİYO, HAYAT KURTARDI 01-01-1970 03:00 CEVİZİN ALTINDAKİ ADAM 01-01-1970 03:00 İNSANIN İHANETİ 01-01-1970 03:00 DOKTOR YETERSİZLİĞİ 01-01-1970 03:00 CLİNTON CELAL 01-01-1970 03:00 FETVA 01-01-1970 03:00 ÇIĞLIK 01-01-1970 03:00 GURBETTE GÖMÜLENLER 01-01-1970 03:00 TOPRAK OLUP DAYANMAK 01-01-1970 03:00 Gram, gram ölmek! 01-01-1970 03:00 İYİLER VE KÖTÜLER 01-01-1970 03:00 GÜNTAŞLAR 01-01-1970 03:00 DERSİM VE MOTORLU KURYELER 01-01-1970 03:00 NUR ELİF ÖLDÜRÜLDÜ! 01-01-1970 03:00 DİL VE TORUN 01-01-1970 03:00 ALTI YAŞINDA GELİNLİK 01-01-1970 03:00 MARS TİYATRO GRUBU 01-01-1970 03:00 YILMAZ ÇELİK 01-01-1970 03:00 TAKSİM 01-01-1970 03:00 VİP NEZAKETSİZLİK 01-01-1970 03:00 BİR CAN KURTARDI 01-01-1970 03:00 YARALI BEGO 01-01-1970 03:00 BİR KADIN CİNAYETİ DAHA. 01-01-1970 03:00 CEMAL SÜREYA MEZARSIZ KALDI 01-01-1970 03:00 ERİVAN BARUT VE DİL 01-01-1970 03:00 81 SANİYE 01-01-1970 03:00 KİM BUNLAR? 01-01-1970 03:00 ŞART! 01-01-1970 03:00 BİZİM İLE KİM HELALLEŞECEK? 01-01-1970 03:00 MAHSA 01-01-1970 03:00