“Kıymet bilmeyen insanlarla sınanıyoruz. Sabır da yoruldu artık, kırgınlığımız ondan..." diyor bir söz. Ne kadar da haklı bir serzeniş. Bu insanlar vaktinden veriyorlar, ruhundan, canından ve parasından. Ama değer bilmez tarla kuşlarının saldırısına uğruyorlar. Hani bir söz vardır: “Büyük dağın büyük dumanı olur” diye. İşte Büyükdağ'ın bu kent insanı için çırpınışı sadece bir okul, bir cem evi değil ki. Keşke öyle olsa. O zaman kolay olurdu her şey. Günde bilmem kaç insan kapısını aşındırıyor bu insanlarımızın. Günde kaç bin parçaya bölünüyorlar. Yani siz Ali Büyükdağ geldi cem evi yaptı gitti mi sanıyorsunuz? Ya da Erdal Güntaş beton verdi de bitti mi sanıyorsunuz? Hiçte öyle değil. Kampanyasından, hastasına, yoksuluna, evsizinden dertlisine herkes ama herkes gece gündüz bu insanların kapısını aşındırıyor. Onlar yine de hiç kimseyi geri çevirmeden herkesin yarasına derman, derdine çare olmaya çalışıyorlar. Peki, buna mecburlar mı? Hayır değiller. Kendi gemisini kurtarmış memleket insanı ve memleketten dolayı kafasını kuma gömmüş o kadar çok insan var ki... Ama onlara kimse dokunmuyor.
Biz haklının yanındayız, yüreği bu topraklar için çarpanın yanında. Bu memleketin dili, kültürü, inancı için geride bir şeyler bırakalım diye. Bırakın artık bırakında bu memlekete doğru yönelmiş olan Kırmanç çocukları bu memleket için bir şeyler yapsın. Ne çok seviyoruz eleştirip yıkmayı. Ali Büyükdağ gibi bir iş insanı çok mu mecbur burada bir şeyler yapmaya? Çok mu ihtiyacı var alkışlanmaya? Hiç birine ihtiyacı yok. Adam gelmiş günlerdir işini gücünü bırakmış yaptırdığı cem evinde o yağmur altında koşturup duruyor. Her şey iyi olsun diye değil mi? Ama bizler bu memlekete aşk ile bağlı insanları kırarsak bir daha dönüp bakmazlar bu tarafa doğru. O yüzden bir kaç aile var hepitopu Dersim'e aşk ile bağlı, bari onları da yaptıklarına pişman edip küstürmeyelim.
Öte yandan buranın rantını yiyip bu memlekete yatırım yapmayan insanlarda yok değil. Peki, onlara neden kimse dokunmuyor? Onların dokunulmazlığına sebep ne? Biri alıp götürüyor, öbürü bulup getiriyor. Alıp götüren mi kıymetli, bulup getiren mi? İçinizdeki şeytan size Mansur'un bindiği duvarı taşlatıyor farkında mısınız? “Edep, aklın tercümanıdır. Herkes edebi kadar akıllı. Aklı kadar şerefli. Şerefi kadar kıymetlidir.” Yapmayın, etmeyin beyler bayanlar. “Toprak bir gün yağmurun kıymetini anlayacak; fakat o gün yağmur yağmayacak” der Nicanor Parra. Kıymet bilinmeli, onore edilmeli bu insanlar. Çünkü bunlardan fazla yok. O yüzden ben başta Sayın Ali Büyükdağ olmak üzere bütün Büyükdağ ailesine bu kente kattıkları değer için çok teşekkür ederim. Wês u waar ve.