{ "@context": "http://schema.org", "@type": "NewsArticle", "mainEntityOfPage": "https://www.dersimekspres.com/yazi/gram-gram-olmek-31.html", "headline": "Gram, gram ölmek!", "datePublished": "2023-02-08T10:37:00Z", "dateModified": "2023-02-08T10:37:00Z", "description": "", "author": { "@type": "Person", "name": "YILMAZCAN ŞARE" }, "publisher": { "@type": "Organization", "name": "https://news.google.com/publications/CAAqLQgKIidDQklTRndnTWFoTUtFV1JsY25OcGJXVnJjM0J5WlhNdVkyOXRLQUFQAQ?ceid=TR:tr&oc=3", "logo": { "@type": "ImageObject", "url": "https://www.dersimekspres.com/files/uploads/logo/1ee0fbefe4.png", "width": 110, "height": 22 } }, "image": { "@type": "ImageObject", "url": "https://www.dersimekspres.com/files/uploads/user/f402f3e7f4bdaa7211f9e3ea203cf3a5-d6c93e29b7cb16b0157c.jpg", "width": "800", "height": "800" } }

Gram, gram ölmek!

YILMAZCAN ŞARE

08-02-2023 10:37

Böylesi anlarda içtiğiniz suyun, yediğiniz ekmeğin tadı olmaz. Altında olduğunuz dam durmadan tepenize yıkılır. Durmadan tozlu resimler geçer göz hafızanızdan. Evin her tarafını oda oda, balkon balkon dolaşan çığlıklar var. Pijamasını giyip son masalını dinlemiş çocuklar uyanamazlar bir türlü yataklarından. Çürük binalar kırık beşikler gibidirler. Karton binalar tabut gibidirler; çivileri çakılmış tabutlar gibi. Bir baba enkazın altından uzamış çocuğunun cansız elini tutar saatlerce. Ve her baktıkça elimize utanırız. Toz, toprak, kar kıyamettir ortalık. Düş kırılmış, hayat erimiş, umut donmuştur kar ve buz altında. Orada biri değil orada o göçüklerin altında bini var; bini. Ses veren cevap alamayan. Vebali neye nasıl sayılır bilinmeyen. Ağır ağır ölen. Şimdilerde uyumak fazla, yemek fazla, ısınmak fazla. Her şey fazla geliyor insana. Üzgünüm çok üzgünüm. Bir evin altında duygu duygu, dirhem dirhem çürümek bu olsa gerek.

Tutup şu köze dönmüş yüreğimi buz gibi parçalayıp kara gömmek istiyorum. Acının hangi tonu bu? Bu nasıl yaradır bu katmer, katmer. Boğuluyor kalbim. Saatlerdir bir acı kazanında çaresizce harlı harlı pişiyor kalbim. Biz neden bu dert çağına denk geldik. Kulun Kula revası mı bu? Satılan pahalı ölümler ile donatılmış karton binalar çağı bu. Kağıt gibi yırtılırken etrafını kan revana boğan ölüm kartonları ve kağıtları. Vicdanını cüzdanına tahvil etmiş rantiye ve şantiyeciler sırf para kazanma uğruna binlerce, on binlerce yurttaşımızın, canımızı ölüme gönderiyorlar. Kullandıkları malzeme nasıldır? Kolonu, kirişi sağlam mı, depreme ne kadar dayanıklı? Acaba bunu denetleyen mekanizmalar var mı? Varsa neden sonuç bu?

Bir baba enkazın altından sadece eli görünen 15 yaşındaki çocuğunun elini tutup saatlerce onun cansız bedeninin enkaz altından çıkarılmasını bekliyor. Evladının enkaz altındaki bedenin kurtarılmasını bekleyen bir anneye bir babaya soğuk neylesin? Sıcak neylesin ki? Ölenin öldüğü değil o resim asıl yaşayanın öldüğü resimdir. İnsanlar saatlerdir enkazların etrafında buz tuta tuta dönüp dönüp ağıt yakmakta. Enkazların altında kalanların orada kalmaları yetmiyor ölmelerine. Bir de soğuktan, açlıktan ve çaresizlikten ağır ağır, gram gram ölmekteler.

Bizler de o karelere denk gelirken beter oluyoruz. Utanıyoruz çaresizliğimizden, elimizin, kolumuzun bağlı olmasından ve bir işe yaramamaktan. Enkazdan sağ kurtarılan her insan bir umut oluyor sanki. Haydi, lütfen biri daha kurtarılsın, biri daha diye diye bölünüp darmadağın oluyoruz. Nedir bu ülkeye kader diye biçilen bu deprem kıyametleri? Neden bunun önlemleri alınmaz ki? Bu kadar mı zor önlem alıp kayıpları en aza indirebilmek. Dünyadaki hiç bir şey insan hayatından daha değerli olamaz. Türkiye bedava ölümler cenneti olmaktan çıkarılmalı artık. Dünyada deprem konusunda üst sıralarda olan Japonlar, bu işi çözmüş, peki, biz neden bunu çözmek yerine hala on binlerce insanımızın tedbirsizlik yüzünden ölümünü kader olarak açıklıyoruz? Bu iş böyle geçiştirilebilir mi? Yeni yapılıp daha bir kaç yıllık geçmişi olan binalar karton gibi devrilip yerle yeksan oluyorken biz şimdi o binaların enkazının altında can veren yurttaşlarımızın elinden alınan yaşam hakkının hesabını kime ya da kimlere soracağız? Ya da soracak mıyız? Her yapanın “yanıma kar kalır” fikrine kapıldığı bu yerde daha kaç kişinin yanına kar kalacak ki bu ağır vebal?

Artık ne beynimiz ne vicdanımız ne de ruhumuz kaldıramıyor bu gördüklerimizi. Hasta olduk, beter olduk, bunalıma girdik ve insanlığımızdan utanır olduk. Artık yeter! Bitsin bu ucuz ölümler. Önlemi alınsın, yaptırımları ağır olsun. Yapılan her bina en ağır deprem şartlarına dayanabilecek nitelikte olsun. Kimseler artık böyle ucuza ölmesin.

DİĞER YAZILARI KANLI BİR HAFIZANIN SON NEFESİ ( DAVUT TEKİN ) 01-01-1970 03:00 KIRIK KANAT MI, GİZLENMİŞ PENÇE Mİ? 01-01-1970 03:00 HIZIRI’N ADALETİ YOKSA! 01-01-1970 03:00 GÜLİSTAN DOKU 01-01-1970 03:00 BİR DİLİN SESİNİ SUSTURMAK 01-01-1970 03:00 DUYARAK GÖREN ADAM 01-01-1970 03:00 İTİBAR ASKIDA, HAKİKAT YASTA 01-01-1970 03:00 YATILI OKUL SENDROMU VE DOKTOR ALİ GÖK 01-01-1970 03:00 SUYA VE ATEŞE RÜYA ANLATMAK 01-01-1970 03:00 ÖYLE KOLAY MIDIR? 01-01-1970 03:00 ALİ HIDIR 01-01-1970 03:00 FESTİVAL KOMİTESİNE 01-01-1970 03:00 DERSİM'DE YABAN HAYATINA MÜDAHALE 01-01-1970 03:00 KURTAR BİZİ BABA! 01-01-1970 03:00 PEPUK KUŞU BİLE UTANDI 01-01-1970 03:00 PEPUGA DERSİM/ IŞIK BERFİN 01-01-1970 03:00 ELON MUSK VE ROBOT SEVGİLİSİ 01-01-1970 03:00 Gülistan Doku nerede? 01-01-1970 03:00 BAYAN VİK 01-01-1970 03:00 QAL GAĞAN 01-01-1970 03:00 FATİK, NEDEN ERKEK OLMAK ZORUNDADIR? 01-01-1970 03:00 NEDEN ARÈYÊ KAY YOK? 01-01-1970 03:00 DERSİM NEREYE GİDİYOR? 01-01-1970 03:00 KENT ÇÜRÜYOR 01-01-1970 03:00 ACİL ÖNLEM! 01-01-1970 03:00 ÜÇ YATAK BİR BOŞLUK 01-01-1970 03:00 Yitimler vakti 01-01-1970 03:00 ENJOY 01-01-1970 03:00 PARAMPARÇA 01-01-1970 03:00 İLİÇ CEHENNEMİ 01-01-1970 03:00 ÇANTADA KEKLİK 01-01-1970 03:00 ÖZÜNÜ DARA ÇEK 01-01-1970 03:00 DERSİM DİYE BİR YER 01-01-1970 03:00 ELİ KULAĞINDA 01-01-1970 03:00 FİLM BİTTİ! 01-01-1970 03:00 MEMED ALİ USTA 01-01-1970 03:00 ÇİNGENE YÜZÜKLERİ... 01-01-1970 03:00 BÜYÜKDAĞ'IN BÜYÜK DUMANI 01-01-1970 03:00 BAŞKAN 01-01-1970 03:00 BİR KIRMANÇ KADIN 01-01-1970 03:00 BİRAZ TUZ VERİN NE OLUR 01-01-1970 03:00 AP UŞE-HÜSEYİN AMCA 01-01-1970 03:00 BİLMEZ KİŞİ 01-01-1970 03:00 FEDAŞ işçileri 01-01-1970 03:00 EL FRENİNİ ÇEKMEYEN CANİ 01-01-1970 03:00 Dersim’de geleneksel elektrik kesintileri! 01-01-1970 03:00 ANJİYO, HAYAT KURTARDI 01-01-1970 03:00 CEVİZİN ALTINDAKİ ADAM 01-01-1970 03:00 İNSANIN İHANETİ 01-01-1970 03:00 DOKTOR YETERSİZLİĞİ 01-01-1970 03:00 CLİNTON CELAL 01-01-1970 03:00 FETVA 01-01-1970 03:00 ÇIĞLIK 01-01-1970 03:00 ALİ KARABULUT ELİ İLE 01-01-1970 03:00 GURBETTE GÖMÜLENLER 01-01-1970 03:00 TOPRAK OLUP DAYANMAK 01-01-1970 03:00 İYİLER VE KÖTÜLER 01-01-1970 03:00 GÜNTAŞLAR 01-01-1970 03:00 DERSİM VE MOTORLU KURYELER 01-01-1970 03:00 NUR ELİF ÖLDÜRÜLDÜ! 01-01-1970 03:00 DİL VE TORUN 01-01-1970 03:00 ALTI YAŞINDA GELİNLİK 01-01-1970 03:00 MARS TİYATRO GRUBU 01-01-1970 03:00 YILMAZ ÇELİK 01-01-1970 03:00 TAKSİM 01-01-1970 03:00 VİP NEZAKETSİZLİK 01-01-1970 03:00 BİR CAN KURTARDI 01-01-1970 03:00 YARALI BEGO 01-01-1970 03:00 BİR KADIN CİNAYETİ DAHA. 01-01-1970 03:00 CEMAL SÜREYA MEZARSIZ KALDI 01-01-1970 03:00 ERİVAN BARUT VE DİL 01-01-1970 03:00 81 SANİYE 01-01-1970 03:00 KİM BUNLAR? 01-01-1970 03:00 ŞART! 01-01-1970 03:00 BİZİM İLE KİM HELALLEŞECEK? 01-01-1970 03:00 MAHSA 01-01-1970 03:00