Başköylü Hasan Efendi’nin çok sevdiğim, hayatın bilgeliğini birkaç kelimeye sığdıran güzel bir sözü vardır.
Bir gün köylüler gelip, “Efendi, filancası senin hakkında şöyle şöyle konuşuyor” derler.
Hasan Efendi sakince cevap verir:
“Dokunmayın, ben evimi onların attığı taşlardan yapıyorum.”
İşte hayatın bilgeliği biraz da bu sözde saklıdır.
Dersim’de Erdal Güntaş’ı bilen bilir. Bu toprağa sevdalı, kazandığını insanıyla paylaşan, yoksulun, fukaranın yanında olmaya çalışan, halkın gönlünde yer edinmiş bir insandır.
Ama ne yazık ki bu memlekette tuhaf bir alışkanlık var: Birileri taş üstüne taş koymaya çalışırken, birileri de o taşları sökmekle meşgul!
Dersim’e hizmet etmeye çalışan, memleketine sırtını dönmeyen insanları karalamak, itibarsızlaştırmak ve hedef göstermek bazıları için adeta bir uğraşa dönüşmüş.
Şimdi de Erdal Güntaş’ın aldığı asfalt ihalesi üzerinden birtakım usulsüzlük iddiaları dillendiriliyor.
Erdal Güntaş’ın kazandığını bu halkla paylaştığını, ihtiyaç sahiplerinin yanında durduğunu bilenlerdenim.
Peki, bu insanları sürekli hedef alanlar bu halkla ne paylaştı?
Hangi yoksulun kapısını çaldınız? Hangi yaraya merhem oldunuz? Kendi çıkarlarınızın ötesinde bu memlekete ne kattınız?
İhaleyi dışarıdan bir şirket alsaydı aynı tepkiyi gösterecek miydiniz? Yoksa asıl rahatsızlığınız, kazananın bu memleketin bir evladı olması mı?
Bu memleketin insanı kazanırken neden bazıları kaybetmiş gibi öfkeleniyor?
Bugün birini, yarın başkasını hedef alıyorsunuz. Biriyle işiniz bitince diğerine yöneliyorsunuz. Sanki Dersim’in bütün sorunları çözülmüş de geriye yalnızca bu memleketin insanlarını birbirine düşürmek kalmış!
Şunun şurasında doğduğu toprağa sırtını dönmemiş, memleketi için bir şeyler yapmaya çalışan kaç insan kaldı?
Yoksa amaç, onları da küstürüp Dersim’den uzaklaştırmak ve meydanı kendinize bırakmak mı?
Erdal Güntaş ihale kazanmış. İyi ki kazanmış! Neden Dersim’in bir evladı kazanmasın? Bu neden sizi bu kadar rahatsız ediyor? Erdal Güntaş gibi halkını ve memleketini düşünen bir insanın emeğinin, onurunun ve itibarının hedef alınması asla kabul edilemez.
Unutulmamalıdır ki meyve veren ağaç taşlanır. Altın, üzerine ne kadar çamur sürülürse sürülsün değerinden bir şey kaybetmez. Birini parmağıyla işaret edenin diğer üç parmağı ise kendisine dönüktür.
Artık bu memleketin iyi insanlarının yakasından düşün!
Canınız sıkılıyorsa çelik çomak oynayın, körebe oynayın, olmadı kukli oynayın! Ama insanların emeğiyle, onuruyla ve itibarıyla oynamayın!
Çünkü bu insanların Dersim için kurdukları hayaller, yapmak istedikleri güzel işler var. Ve bu memleketin artık taş atanlara değil, taş üstüne taş koyanlara ihtiyacı var!
Kimse eleştiriden muaf değildir. Ama eleştiri başka, karalama başkadır. Hakikat aramak başka, insanları itibarsızlaştırmak başkadır.
Dersim’in ihtiyacı birbirinin ayağına çelme takanlar değil, birbirinin elinden tutan insanlardır.
Ve unutulmasın:
Taş atanlar bir gün unutulur, gönüllerde iz bırakanlar unutulmaz.
Hızır, bu toprağa ve bu toprağın iyi insanlarına yoldaş olsun!