Sanat bazen bir alkıştır, bazen bir çığlık. Ama çoğu zaman kimsenin duymak istemediği gerçeği söyleme cesaretidir.
Biz ve arkadaşlarımız sanatla uğraşan insanlarız. Hissetmekten kaçamayan, gördüğünü unutmayan, suskunlukla yaşamayı reddeden insanlarız. Bizim için tiyatro bir hobi değil; dilin, kültürün ve hafızanın nefes aldığı son alanlardan biridir.
Arêyê Kay Tiyatro Grubu yalnızca bir isim değildir. O; bir halkın belleğinde açılmış bir pencere, unutulmaya bırakılmış bir dilin sesi, çocukların ilk kez kendi anadilinde izlediği bir oyunun heyecanıdır. Biz bu yola alkış almak için değil, kültürümüz biraz daha eksilmesin diye çıktık. Bu yolun bedeli vardı; biliyorduk. Ama bedelin emeğin yok sayılması olacağını hiç düşünmemiştik.
Yıllardır köy köy dolaştık. Belki de hayatında ilk kez tiyatro izleyen insanlara ulaştık. Salonların olmadığı yerlerde meydanları sahne yaptık. Perdemiz bazen bir duvar, ışığımız bazen gün batımı oldu. Buna rağmen vazgeçmedik. Çünkü sanatın en büyük gücü, imkânsızlıkları aşabilmesidir.
Karşımıza çıkan her engel, her yalan, her hile ve önümüze atılan her taş, bizi yolumuzdan çevirmek yerine daha da güçlendirdi. Çünkü biliyoruz ki hakikatin yürüyüşü yavaş olabilir ama durmaz.
Ne var ki insanı en çok yaralayan, düşmanının attığı taş değildir. Aynı dili konuştuğunu düşündüğü insanların sessizliğidir.
Munzur Festivali, yalnızca konserlerin ya da etkinliklerin yapıldığı bir organizasyon değildir. En azından olması gereken bu değildir. O festival; Dersim'in kültürel hafızasını, sanatını ve çok sesliliğini buluşturan ortak bir zemindir. Eğer bu zeminde yıllardır emek veren, tiyatroyu halkın ayağına götüren insanlar kendilerine yer bulamıyorsa, burada sadece bir grubun değil, festivalin temsil ettiği değerlere dair de sorgulanması gereken bir durum vardır.
Biz bu satırları kimseye düşmanlık etmek için yazmıyoruz. Kimseye hakaret etmek, kimseyi hedef göstermek gibi bir niyetimiz de yok. Ancak sanatın adaletle buluşmadığı yerde kırgınlık büyür; emeğin görünmediği yerde ise güven azalır.
Sanat kurumları ve festivaller, kişisel yakınlıkların ya da dar çevrelerin alanına dönüştüğünde kaybeden yalnızca dışarıda bırakılan sanatçılar olmaz. Asıl kaybeden, o sanatla buluşma hakkı elinden alınan halktır.
Biz yine oyunlarımızı oynayacağız. Yine köylere gideceğiz. Yine çocukların gözlerinde o ilk heyecanı göreceğiz. Çünkü bizim yolumuz bir festival takvimine sığacak kadar küçük değildir.
Ama yine de şu soruyu sormaktan vazgeçmeyeceğiz:
Bir halkın diline, kültürüne ve hafızasına yıllarını vermiş insanlar neden yıllardır aynı festivalde kendilerine yer bulamıyor?
Bu sorunun cevabı yalnızca bizim değil, Dersim'de sanatın geleceğini önemseyen herkesin vicdanını ilgilendiriyor.
Çünkü gerçek sanatçı, alkış aldığı zaman değil; görmezden gelindiği zaman da üretmeye devam edendir.
Ve unutulmamalıdır ki, bir tiyatro grubunu programdan çıkarmak kolaydır; ama halkın hafızasından silmek mümkün değildir.



Dersim denince ;munzur nehiri ile turistik,zengin doğasıyla avcılık,gezi turları ve botanik türleri denince yağmalamak ve çevre illerdeki insanlar için bir tatil beldesi(!)imajından ve daha nice yanlış ,art niyetli ve anlamsız tanımlamadan kurtarılmalıdır.
Dersim, mekanı roştiya omede o. Dersim Hardê kamılan o.Dersim zerya Munzuri yo.